Uzun ömürlü olmak daha caziptir, zira ölmekten daha iyidir. Hoş, ama boş bir sav. Gene de köklü şirketlere itimat duyar insanlar. Eh, bir şirket bu kadar süre ayakta kalmışsa, muhakkak iyi şeyler yapıyor olmalıdır. Arie de Geus Yaşayan Şirket kitabında, Japonya ve Avrupa?da bütün firmalar düzeyinde ortalama ömrün 12,5 yıl olduğunu gösteren bir Hollanda araştırmasından söz ediyor. ?Çokuluslu-Fortune 500 veya dengi- bir şirketin ortalama yaşam süresi 40 ila 50 yıl arasında? diyor, 1970?te Fortune 500 listesine giren şirketlerin üçte birinin 1983?te artık ortada olmadığını da ekleyerek. Bu yüksek ölüm oranını yöneticilerin kendi kuruluşlarını oluşturan insan topluluğundan ziyade kar ve bilançoya odaklanmalarına bağlıyor de Geus. Buna yoğunlaşın, gençlik çeşmesini keşfedin.
Peki ama, şirketlerin sonsuza kadar yaşamayı arzulaması gerektiğini varsaymakla de Geus ya yanılıyorsa? Büyüklük geçicidir ve de şirketler için gittikçe daha da öyle olacak. Bir ticari kuruluşun, ressamın, sporcunun veya hisse senedi brokerının nihai amacı sonsuza kadar yaşamak yerine, kısa bir zaman aralığı içinde muazzam bir değer yaratmanın getireceği çarpıcı pir patlama duygusu yaşamak olabilir. Biraz şaşırtıcı gelecek ama, en yüksek büyüme oranlarının ve en müthiş başarı hikayelerinin görüldüğü Silikon Vadisi ve enformasyon teknolojisi Houston gibi yerlerde şirketlerin ölüm oranı da son derece yüksek.
Buradan çıkarılacak sonuç şirketlerin gittikçe kullanılıp atılır hale geldiği, yani göçebelerin yeni insanlarla ve yeni uğraşlarla tanışmak üzere bırakıp gittiği geçici konaklama yerlerine dönüştüğüdür. Ne de olsa, hayatın neredeyse her alanında kullanılıp atılan bir düşünce yapımız var. Belki de Paul McCartney?nin sözleriyle ?yaşamalı ve ölüme gitmeli?yiz.
Kullanılıp atılan şirket yeni bir olgu değil. Bildiğimiz ilk işletmeler arasında altın, elmaz ve köle getirmek üzere Mısır?ın yukarı kesiminden aşağı kesimine yelken açan eski gemiler olduğunu biliyoruz. İnsanlar bu gemilere yatırım yapardı. Gemi kazasız belasız geri geldiğinde, yatrımcılar ve mürettebat altına boğulurdu. Yolculuktan sonra bu özgül ticari girişim sona ererdi. Tarih kendini tekrar ediyor. Öyleyse gelecekte, yeniden dünyaya gelen bir böcek olamanın üç yüz yaşında kaplumbağa olmaktan daha değerli olduğunu görürseniz şaşırmayın. Geleceği olan bir şirket, kısa ömürlü olsa da olmasa da, ebedi olmaktan çok enerjik olmalıdır. Kanadalı rock efsanesi Neil Young?a kulak verin: ?Solup gitmektense yanıp kül olmak daha iyi.?