Küresel bir şirketteki yöneticilere bir haftalık yoğun bir koçluk haftasını daha yeni bitirdim. Müşterilere şu basit soruyu sordum: İçe dönük bir lider misiniz, yoksa dışa dönük bir lider mi?
Bu soruyla şunu kastediyorum: Ekiple (ya da ekibin bir parçası olarak) ne kadar zaman geçiriyorsunuz, şirketin bütünüyle ne kadar uğraşıyorsunuz? Basit bir soru gibi görünebilir, ama yöneticiler bu konuyu nadiren düşünür. Fakat bu konuyu düşünmek önemlidir, çünkü bu tek soru sizin (ya da patronunuzun) çalışma biçiminiz ve etkinliğiniz hakkında diğer pek çok soruyu cevaplayabilir.
Yöneticiler genelde üstlendikleri yol, kişilikleri ya da şirket kültürünün gereği olarak belirli bir alana yönelirler. Örneğin bir kalite kontrol yöneticisi doğal olarak daha içeriye odaklıdır, iletişim direktörü ise şirketin tamamıyla ilgilenir. Bu iki rol farklı kişilikler gerektirir. Benzer şekilde, bazı şirketler yaptıkları işin ya da bulundukları pazarın bir gereği olarak birbirine çok yakın olmayan bölümlerden oluşur, ya da zamanla o hale gelir. Farklı alanlardaki müşterilere hizmet eden bir hukuk bürosu buna iyi bir örnektir.
Benim önerim etkin olmak isteyen yöneticilerin iç ve dış alanlara ayırdıkları zamanı dengelemeleridir. Ayrıca bu iki alan arasında bu noktayı derinlemesine düşünebilecekleri üçüncü bir alan oluşturmaları gerekir. Bu yılın başlarında kendinizle düzenli toplantılar yapmanız üzerine yazdığım yazı bunu yapmanın yollarından biridir.
İç ve dış alanla ilişkili eylem ve görevleri biraz sınıflandıralım, böylece4 kendinizi daha kolay konumlandırabilirsiniz:
Peki denge neden bu kadar önemli? Sadece iç uzayda duran çok sayıda yöneticiyle çalıştım. Hep ?gerçek? işlerle uğraştıklarını söylerler: projeleri bitirmek, sonuç üretmek ve güçlü takımlar oluşturmak. Genelde dışa yönelik yöneticilere güvenmezler, hâttâ onları küçümserler; onları ilgi görmeye meraklı, politik kişiler olarak niteler, onlardan ?komite insanları? diye bahsederler. Benzer şekilde, dışa dönük yöneticiler de içe odaklı iş arkadaşlarını işbirliği sevmeyen, toy olarak niteler, hâttâ onlardan şirketin zayıf vatandaşları diye bahsederler.
Elbette burada uç nokta davranışlardan bahsediyorum, ama umarım anlatmaya çalıştığım şeyi görmüşsünüzdür. Yapabileceğiniz en iyi şey olağan davranış şeklinizi bilmek ve kendinizi rahat hissettiğiniz bölgeye sığınmaktan kaçınmaktır. Eğer yukarıda saydığım noktalara fazla yüklenirseniz, her noktanın artı özelliği eksiye dönebilir. Dolayısıyla sonuçlara çok fazla odaklanmak strateji ve vizyon görüşünüzü zayıflatabilir ve ekibinizin sorularının cevaplarını her zaman hazırda bulundurmanız onların tembelleşip motivasyon kaybetmesine neden olabilir. Aynı şekilde, şirketin genelini ilgilendiren noktalara fazla odaklanmanız da sizi gerçek işinizden uzaklaştırabileceği gibi, kendinize ve kariyerinize fazla yüklenmeniz de destekçilerinizin bir kısmını kaybetmeniz anlamına gelebilir.
Yönetim Eğitimlerimiz hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.