İsterseniz Meksika’da isterseniz Danimarka’da iş bulabilirsiniz. Sınırları zorlamak istemiyorsanız, Türkiye’de sizi arayan işverene kolayca ulaşabilirsiniz. Bunları size Monster vadediyor. Monster Avrupa Gelişen Pazarlar Direktörü ve aynı zamanda Türkiye Genel Müdürü Güray Mert’e nasıl iş bulacağınızı sorduk.
Monster, dünyada online işe alımı başlatan ilk firma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda dünyada kurulan 454′üncü internet sitesi. ABD merkezli şirket, 1994 yılında kuruldu. AB ile birlikte Çin’den Avustralya’ya, Brezilya’dan Ukrayna’ya kadar 60′dan fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Güray Mert, Monster için yeni girilen pazarların her zaman büyük önem taşıdığını söylüyor. Türkiye de bu grup içinde yer alıyor. Avrupa bölgesinde Rusya, Türkiye, şu anda proje halinde olan Yunanistan ve Meksika, Brezilya, Arjantin ile İspanyolca konuşan ülkeler Monster için gelişen pazarlar kategorisinde bulunuyor. İşveren ya da iş arayan Monster’a üye olduğunda, şirketin faaliyette olduğu tüm pazarlarda CV’si görülüyor. Kuzey Avrupa’da bir pozisyonu doldurmak için farklı ülkelerde arayışta olan bir şirket, uygun nitelikteki iş arayana ulaşabiliyor. Mert, işverenlere ve iş arayanlara hizmet veren iki farklı servisleri olduğunu söylüyor. Birincisi, ilanla başvuru servisi. Bir aday Monster’a üye olduğunda, şirketin faaliyet gösterdiği ülkelerde herhangi bir pozisyona başvurabiliyor. Bütün ülkelerdeki bütün iş pozisyonlarına başvurmak mümkün. İkinci hizmeti ise ?CV search’ ya da özgeçmiş görüntüleme servisi… Burada da işverenler Monster’ı kullanarak sitede özgeçmişi olan adaylara ulaşabiliyor ve birebir iletişime geçiyor. Mert, özellikle üzerinde yoğunlaştıkları bir sektör olmadığını ama dönem dönem ağırlık kazananlar olduğunu söylüyor. Günün ihtiyaçlarına ya da trendlere göre öne çıkan sektörler olduğunu vurgulayan Mert, “Finans, pazarlama, teknoloji ve bilişim alanlarında çok güçlüyüz. Üye havuzumuzda bu alanda adayların baskınlığı dikkat çekiyor. Bu alanlarda işverenlerin ihtiyacını karşılamakta daha rahatız” diye konuşuyor. Mert, Türkiye’de online işe yerleştirme, insan kaynakları sitelerinin yaklaşık 10 yıllık geçmişe sahip olduğunu, dolayısıyla belli bir deneyim ve tecrübeye sahip olduğunu söylüyor. Yine de genele bakıldığında, Türkiye’de hâlâ gidilecek yol olduğunu düşünüyor Mert. Monster Türkiye’nin diğer ülkelerden ayrışan özelliğinin gençler tarafından kullanılması olduğunu anlatan Mert, yeniliğe açık, teknolojiye meraklı gençlerin CV’lerini bıraktığını kaydediyor. Ayrıca yurtdışı deneyimi -çalışan ya da yaşayan- belli bir grubun da iş bulmak için Monster’ı tercih ettiğini vurguluyor. Türkiye’den iş arayan adaylar, online kariyer başvurularına daha kolay adapte oluyorlar ve benimsiyorlar. Şirketler ise biraz geriden geliyor ama Mert’in deyimi ile yine de geliyorlar.
İş deneyimi olan adaylar kadar gençler tarafında da güçlü olduklarına dikkat çeken Mert şunları söylüyor: “Biz Türkiye’de bu işe giren ilk firma değiliz ama farklılık yaratmak için gençler tarafından işe başladık. Pazara girdiğimizde ilk konsantre olduğumuz segment gençlik, özellikle üniversite gençliğiydi. Gençlerle onların bulunduğu yerlerde olmayı tercih ediyoruz. Online’da nerede olduklarını biliyoruz ve doğru mesajlar veriyoruz. Ofline’da yani günlük hayatta da bütün üniversitelerde marka temsilcilerimizle öğrencilerin yanındayız.”
Gençlerin her zaman iş bulma sıkıntısı olduğunu söyleyen Mert, krizin yaşandığı şu dönemde aksine fırsatlar yaratabileceklerini anlatıyor. Ama bir noktaya dikkat çekiyor ve iş fırsatlarının nerede, nasıl olduğuna bakmadan fırsatları bulup yakalamak gerektiğini ifade ediyor. Yeni mezunlar için en önemli fırsat ise deneyim edinmek. İdeal koşullarda sözleşmeli, bordrolu olabileceği bir pozisyon olabilir ama şu anda o fırsatlar yok. O yüzden proje bazlı işlerde çalışmak da cazip olabilir. Bu noktada ufak tüyolar veren Mert, krizle birlikte işe alım trendinin de değiştiğini vurguluyor. Şirketlerin iki tür elemana yöneldiğini söyleyen Mert, ilk grubun krizde kendilerini ayakta tutacak çok tecrübeli, kalifiye çalışanlar, yöneticiler aradığını söylüyor. İkinci grubun ise maliyetlerini kontrol altında tutacak, esnek kalmalarını sağlayacak stajyerlere, dönemsel ya da sözleşmeli çalışanlara yöneldiğini ifade eden Mert, “Gençler dönemsel işlerle ilgilenebilir ya da staj yapabilir. Önemli olan tecrübenin kendilerine katabileceklerini düşünmek… Krizde hem adaylarla hem de şirketlerle yapılacak çok iş var” diyor.
MARKANIZI YARATIN ŞANSINIZI ARTIRIN
Krizden sonra firmaların eleman alım davranışlarında değişiklik olacağını düşünen Mert, öncelikle yöntemlerin farklılaşacağına inanıyor. Daha az maliyet tercih edileceği için Mert’e göre online işe alım araçları öne çıkacak. Krizden sonra bu trendin devam edeceğini düşünen Mert, krizden sonra birden binlerce projeyle danışmanlık şirketlerine gidilmeyeceğini anlatıyor. Diğer taraftan değer katabilen insan kaynakları önem kazanacak. Çünkü kaliteli iş gücü ile şirketler krizi atlatabilecek. Bu dönemde farklılaşabilen, doğrudan değer yaratan, yapılan işte farklılık yaratabilen, ne istediğini bilen, neyi nasıl yapacağını bilen elemanlar ön plana çıkacak.
Türkiye’de gençlerin yabancı olduğu bir konuya dikkat çeken Mert, çalışanların profesyonel olarak kendi markalarını yaratması ve bunu besleyebilmesi gerektiğini söylüyor. Bunu bir tüketici markasının yaratılmasından farkı olmadığını ifade eden Mert, adaylar hangi alanda farklılaşabildiklerini ya da ayrışabildiklerini soruyor. Kendilerini nasıl anlattıkları ve konumlandırdıklarının da önemli olduğunu vurgulayan Mert, “Aday markası olarak önce ne istediklerini, güçlü yönlerinin ne olduğunu ortaya koyarak markalarını yaratabilirler. Böylece bir marka olarak nasıl şirkete değer katabileceklerini anlatırlarsa daha şanslı olurlar” diyor. Kişisel marka kültürü henüz Türkiye’de çok yaygın değil ve iş kültüründe fazla görülmüyor. Ama Mert’e göre, krizden sonra iyi pozisyonlar ve iyi işler markasını yaratan iş gücü tarafından elde edilecek. Özellikle Türkiye gibi işgücünün yoğun olduğu ülkelerde, rekabet içinde öne çıkmak için fark yaratmak yani marka yaratmak gerekiyor. Marka isimlere paralel olarak Monster Türkiye’de yerleştirmek istediği bir bakış açısı var. İş başvurusu yapan adayların nerelerde çalışmış, nerde staj yapmış, hangi okullardan mezun olmuş gibi sorularla birlikte farklılıklarını önce çıkaracak sorulara yanıt vermesi. Bu soruların yanıt vermesinin yanında filtreleme sisteminin de bunu uygun olması gerekiyor ki Monster böylesi bir sistemi kullanıyor. Anahtar kelimeleri farklılaştırarak filtreleme yönetimine göre değil uygunluk esasına göre işveren ile eleman arasında eleştirme yapılıyor.
Diğer filtreleme sistemi bazen çok verimli adayları mezun olduğu okul ya da mezuniyet notu nedeniyle sistem dışında bırakabiliyor. Bunun çok sağlıklı olmadığını düşündükleri söyleyen Mert “Bir cv’den daha fazlası” diyerek farklı bir bakış açısı getirdiklerini ifade ediyor.