Eksi puan verArtı puan ver
+91 puan
95 oy
Loading ... Loading ...

Bazen bazı tavsiyelerin malumu ilandan öteye gitmeyeceğini ve söylemenin gereksiz olduğunu düşünüyorum. Sonra birileri birşeyler yapıyor ve bazen malumun da ilan edilmesi gerektiğini düşündürtüyor.

Varolan sosyal ağlardan konuşarak başlayalım sonra da o ağlarda insanlara nasıl yaklaşılacağını ele alalım.

Facebook. Bazı insanların Facebook’ta herkesi arkadaş listesine aldığını biliyorum ama ben öyle yapmıyorum. Facebook karşılıklı (simetrik) tabir edilen ağlardan, dolayısıyla siz Facebook’ta beni takip etmek isterseniz ben de sizi takip ediyorum. Bu da iki misli problem demek. İlk olarak, Facebook’ta anne-babamla, kardeşlerimle, sınıf arkadaşlarımla ve karımla bağlantıda kaldığım yer olduğu için Facebook’ta çok sayıda mahrem şey paylaşıyorum. İkinci olarak, Facebook haber beslemesindeki bilgi akışını ilişkili olmadığım insanlardan gelen bilgilerle şişirmek istemiyorum.

Twitter takipçilerinde sevdiğim şey, asimetrik bir ilişkiye olanak vermesi. Lotus’un kurucusu Mitch Kapor gibi, hiç tanışmadığım ama takip ettiğim insanlar var; aynı şekilde beni takip eden, tanışmadığım ve takip etmediğim insanlar da. Bana gönderilen her @’i okuyorum ve çoğuna cevap vermeye çalışıyorum. Bana @ yazan veya beni takip etmeye başlayan çoğu kişinin profiline de bakıyorum. Ara sıra sırf ilginç geldikleri için tanımadığım insanları takip etmeye başlıyorum. Bunu genellikle yazdıkları ilginç geldiği, verdikleri bağlantı ilginç bir blog veya web sitesine gittiği ya da çalıştıkları şirket ilgimi çektiği için yapıyorum. Bir süre için gönderdiklerini okuyorum, sonra saçma şeyler gelmeye başlarsa takip etmeyi bırakıyorum. Bu nadiren oluyor. Mesleki anlamda profesyonel olan ve saygısızca olmayan sohbetlerle ilgileniyorum. Ama akışı gerçekten görmek istediğim 450 kişiden gelenleri 4500 kişiden gelenlerle bölmek istemiyorum.

LinkedIn. Eski standart iş dünyası ağ aracı. Eskiden burada ağımı koruyup sadece tanıdığım insanları listeme alıyordum. İnsanların “şunu ve bunu tanıdığını görüyorum” demek için benimle bağlantı kurduklarını hissediyordum. Artık herkesin herkesi listesine aldığını görüyorum, o yüzden daha az seçici oldum. Neden mi? Birincisi LinkedIn’de mahrem şeyler paylaşmıyorum, başkaları da paylaşmıyor. İkincisi şahsen tanımadığım kişileri Facebook’ta listeme almadığım için LinkedIn benim açımdan güzel bir yan yol oldu.

Bağlantı kurma yolunda bazı tavsiyeler:

Peki tanımadığınız (ya da iyi tanımadığınız diyelim) insanlarla bağlantı kurma isteğinde nasıl bulunacaksınız? İsteği gönderirken şahsen mesaj yazmayı unutmayın, mesajda kendinizi tanıtın ve neden bağlantı kurmak istediğinizi yazın. Bunu çok yakından tanıdığım insanlar söz konusu olduğunda bile yapıyorum. Ortak tanıdıklarınızı, tanışmış olabileceğiniz yerleri yazın ve bağlantı kurma sebebinizle ilgili birşeyler yazmayı da ihmal etmeyin. Birbirinizi tanımasanız bile ortak noktalar bulmak kabul edilme ihtimalini artıracaktır.

Eğer bana Facebook’ta bir arkadaşlık isteği gönderirseniz, hiçbir açıklama yazmazsanız ve ben sizi nereden tanıdığımı hatırlayamazsam arkadaşlık isteğinizi gözardı ederim. Facebook’ta standart bir “ağıma katıl” bilgisi bile yoktur. Boş bir davet göndermek bir şirkete gereksiz yere özgeçmişinizi göndermekle aynı şeydir. İnsanlar bunu yapıyor olabilir ama bu hiç profesyonel bir davranış değildir.

LinkedIn’de artık daha yüksek bir tolerans gösteriyorum. Beni ağınıza katmak için öntanımlı mesaja dokunmadan gönderirseniz sizi doğrudan listeme alırım, ama en azından bir selam vermiş olmanızı dilerim. Sizi tanımasam ve öntanımlı mesajı gönderseniz bile listeme girme ihtimaliniz yüzde 50′dir. Eğer biraz zaman ayırıp öntanımlı mesaj yerine kendiniz birşeyler yazarsanız yüzde 95 listeme girersiniz.

Asıl mesele şu: Eğer biriyle gerçekten bağlantıda olmak istiyorsanız saygısızlık etmeyin ve en azından bir satırlık bir cümle kurup merhaba demeyi ihmal etmeyin. Çünkü geri kalanı sosyal ağ çöplüğüdür.

Liked by
Yorum Yok
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın

Web Analytics