Morgan Stanley‘in gençler üzerinde yaptığı araştırma gençlerin medyayı nasıl kullandığının güzel bir özeti.
Günümüzde gençlerin çoğunluğu düzenli olarak radyo dinlemiyor. Belki arasıra açıyorlar ama bir programı açıp dinlemek gibi bir alışkanlıkları yok. Gençlerin radyo dinlemesinin ana nedeni müzik, ama artık last.fm gibi servisler sayesinde çevrimiçi olarak reklamsız müzik dinlemek, üstüne üstlük radyoda çalınan şarkı yerine istediği şarkıyı dinlemek de mümkün olduğu için radyo onları pek çekmiyor.
Çoğu genç televizyon seyrediyor, yıl içerisinde belli zamanlarda da ortalamanın üstünde zamanı televizyon seyretmeye ayırıyor. Bu durum programların dönem dönem olmasından kaynaklanıyor, yani belirli bir programı devam ettiği sürece seyrediyorlar, sonra program bitince hiç televizyon izlemedikleri de oluyor.
Erkek çocukları (genelde) futbol liglerinin olduğu zamanlarda, haftada iki maç ve ilgili programlar olmak üzere daha çok (haftada yaklaşık 5 saat) televizyon seyrediyorlar. Gençlerin bir kısmı ise düzenli olarak yayınlanan programları (örneğin dizileri), her gün yaklaşık yarım saat hafta içi her gün seyrediyorlar, ama bunu yapabilenlerin sayısı giderek azalıyor çünkü her gün bu zamanı bulamayabiliyorlar.
Gençler programları istedikleri zaman izlemelerine olanak veren BBC iPlayer gibi servisler yüzünden de giderek daha az televizyon seyrediyorlar. Televizyon izlerken reklamlar saat başı 18 dakika gibi düzenli bir şekilde oluyor ve gençler bunları izlemek istemiyorlar, o yüzden başka bir kanala geçiyor ya da başka bir işle ilgileniyorlar.
Hiçbir genç düzenli olarak gazete okumuyor, çünkü çoğunun zamanı yok ve televizyondan ya da internetten haberin özetini izleyebilecekken sayfalar dolusu metin okumakla uğraşmak istemiyor.
Çoğunlukla maliyetleri nedeniyle sadece bulvar gazeteleri ve ücretsiz küçük gazeteleri (metro ya da sokakta dağıtılan) okuyorlar; gazeteye para ödemekten hoşlanmıyorlar (Metroda ve sokaklarda dağıtılan ücretsiz gazetelerin popülerliği de bundan kaynaklanıyor). Hangi gazete fiyatını aşağı çekerse gençlerin elinde o gazeteler daha çok görünür oluyor.
Oyun oynayanların daha çok genç erkekler olduğu düşünülse de, Wii’nin pazara girmesi genç kızların ve çocukların (6 yaş ve üzeri) da oyun oynar hale gelmesini sağladı. En çok kullanılan oyun uçbirimi Wii; ardından Xbox 360 ve PS3 geliyor. Oyun uçbirimi sahibi çoğu genç kısa süreler yerine her seferinde bir saati aşkın süre oyun oynuyor.
Oyun uçbirimleri artık internete de bağlanabildiği için, kullanıcıların kendi arasında sesli görüşmesi de mümkün hale geldi, bu da telefon kullanımında düşüşe neden oldu; oyun uçbirimi üzerinden ücretsiz konuşmak mümkün olduğu için gençler telefon kullanarak konuşmayı, dolayısıyla da konuşmak için ödemeyi sevmiyor.
Yakın zamanda bilgisayar oyunlarının gençler arasında neredeyse hiç yeri olmayacak. Bu oyunların genelde tüm platformlar için yayınlanmasından kaynaklanıyor olabilir, çünkü bir oyunun oyun uçbiriminde çalışacağı kesin olmasına rağmen bilgisayar oyunları oyunun düzgün oynanabilmesi için pahalı donanım harcamaları gerektiriyor. Ek olarak, bilgisayar oyunlarını korsan yollarla elde etmek oldukça kolay, o yüzden çoğu genç satın almak yerine bu şekilde edinmeyi tercih ederdi. Buna karşın, oyun uçbirimleri için hazırlanmış oyunları bedavaya edinmek neredeyse imkansız.
İster okul olsun ister ev, her gencin bir şekilde internetle bağlantısı var. Ev kullanımı daha çok eğlence amaçlı (mesela sosyal ağlar) olmasına rağmen okul ve kütüphane kullanımı daha çok çalışma amaçlı oluyor. Çoğu genç birden vaz sosyal ağ sitesinde ciddi bir etkinlik sergiliyor. Facebook en çok kullanılanı; internet bağlantısı olan neredeyse herkes haftada en az dört kez giriyor. Diğer yandan, gençler Twitter‘i kullanmıyor. Çoğu Twitter’a kayıt olmuş, ama daha sonra güncellemeyeceklerini farkettikleri için kullanmayı bırakmışlar (çünkü Twitter’a cep telefonundan mesaj göndermek kontör kullanımına neden oluyor ve o kontörleri arkadaşlarıyla mesajlaşmak için kullanmayı tercih ediyorlar). Buna ek olarak, kimsenin profillerine bakmadığını farketmişler, dolayısıyla Twitter’a mesaj yazmak anlamsız hale gelmiş.
Sosyal ağlar dışında, internet çeşitli konularda bilgi kaynağı olarak kullanılıyor. İnternette arama yapmak söz konusu olduğunda, Google başı çekiyor, çünkü hem bilinen bir servis hem de kullanımı kolay. Bazı gençler eBay gibi sitelerde internet üzerinden alışveriş yapıyorlar ama gençlerin sadece küçük bir kısmı bunu yapıyor, çünkü kredi kartı gerekiyor ve çoğunun kredi kartı yok. Çoğu genç video izlemek için YouTube kullanıyor (çoğunlukla da anime izlemek için, çünkü başka bir yerde izleyemiyorlar) ve bazıları da müzik dinlemek için YouTube kullanıyorlar, istedikleri parçaları seçip arkaplandan dinliyorlar.
Gençler dizinleri (sarı sayfalar ya da telefon rehberleri gibi kitapları) hiç kullanmıyorlar. Çünkü bu listeler daha çok inşaat ustaları ya da çiçekler gibi hizmetleri içeriyor, ve gençler de bu hizmetlere ihtiyaç duymuyorlar. Numara sorgulama servisi 118 gibi hizmetlerden de faydalanmıyorlar çünkü onlara oldukça pahalı geliyor ve bu bilgiyi zaten Google’a yazarak internet üzerinden ücretsiz edinme şansları var.
Çoğu genç viral pazarlamayı seviyor ve destekliyor, çünkü viral pazarlama genellikçe eğlenceli ve ilginç içerik oluşturuyor. Gençler web sitelerindeki reklamları rahatsız edici ve lüzumsuz buluyor, hiçbir zaman o reklamları dikkate almamışlar ve o reklamlarla ilgili o kadar olumsuz bir hava yaratılmış ki kimse o reklamları görmüyor.
Dışarıdaki reklamlar gençlerde bir tepkiye neden olmasa da bazen o reklamlara karşı oluyorlar (Benetton’un bebekli reklamları). Çoğu genç caddelerdeki pano türü reklamları görmezden geliyor çünkü evden ilk çıktıkları günden beri o reklamları görüyorlar ve bu reklamlar genelde onları hedeflemiyor (film reklamları hariç). Ancak binaların dışına resmedilen GTA 4 karakterleri gibi reklam kampanyaları ilgilerini çekiyor çünkü bu reklamlar hem farklı, hem de insanları reklamdaki öğeleri araştırmaya itecek şekilde durup düşünmelerine neden oluyor.
Gençler, çoğunlukla da başka birşey yaparken (örneğin yolculuk sırasında, ya da bilgisayar kullanırken) müzik dinliyorlar. Bu nedenle zamanlarının ne kadarını müzik dinlemeye ayırdıklarını tespit etmek zor.
Müziğe para ödemek istemiyorlar (çoğunluğu hayatında bir müzik CD’si bile almamış) ve büyük bir kısmı (%80) müzikleri dosya paylaşım siteleri gibi ortamlardan yasadışı şekilde ediniyorlar. Gençlerin ücretsiz müzik için yasal yolları radyo dinlemek, televizyondaki müzik kanallarını izlemek (pek popüler değil, çünkü belirli zamanlarda müzik yayınına ağırlık veriyorlar ve gençler o zamanlarda izleyemeyebiliyor), ve müzik yayını yapan siteleri kullanmak (daha önce de belirttiğim üzere).
Gençlerin neredeyse hepsi şarkının bir kopyasını (bilgisayarlarında duran ve istedikleri zaman kullanabilecekleri bir dosya) ellerinde bulundurmayı tercih ediyor, böylece taşınabilir müzik çalarlarına aktarabiliyor ve arkadaşlarıyla paylaşabiliyorlar.
Hareket halindeyken ne şekilde müzik dinledikleri değişkenlik gösteren ve genellikle parasal düzeyle ilgili bir konu. Gelir düzeyi daha yüksek ailelerin çocukları iPod kullanırken daha düşük olanların çocukları cep telefonlarını kullanıyorlar. Bazı gençler her ikisini de kullanabiliyor ve bu genellemelerin istisnaları elbette var.
Gençlerin bir kısmı müziği yasal yollardan edinmek için iTunes servisini kullanıyor (genellikle iPod ile birlikte).ama bu da pek popüler değil çünkü ücret ‘yüksek’ (şarkı başına 1,25 lira). Bazı gençler müzik edinmek için birden fazla kaynak kullanıyor çünkü bazen akar hizmet sunan müzik sitelerinde ses kalitesi daha yüksek oluyor ama o müziği çevrimdışı kullanamıyorlar, dolayısıyla örneğin müziği bir kaynaktan indirip dosyadan bağımsız olarak internet üzerinden dinliyorlar.
Gençler oynayan filmler ne olursa olsun sinemaya oldukça sık gidiyorlar. Genellikle bir film seçip onu izlemeye gidiyorlar ama bazen sinemaya gidip filmi orada seçiyorlar. Böyle olmasının nedeni genellikle sinemaya gitmelerinin nedeninin filmin kendisi değil o arada yaşadıkları ve arkadaşlarıyla birlikte olmak oluyor. Gençler 13-14 yaşlarında sinemaya çok sık giderken 15 yaşına girdikleri andan itibaren çok daha nadir gitmeye başlıyorlar. Bunun arkasında yatan neden de ücret, zira 15 yaşından itibaren genellikle o güne kadar ödediklerinin iki katı olan yetişkin ücreti ödemek zorunda kalıyorlar. Ayrıca, filmin DVD’sini internetten çok daha ucuza, korsan olarak indirmek de mümkün olduğu için 15′inden itibaren sinemaya gitmek yerine filmi o şekilde izlemeyi tercih ediyorlar. Bazı gençler filmlerin sinema çekimlerini internetten edinip izliyorlar ancak bu pek tercih edilen bir yol değil, çünkü çekim kalitesi düşük oluyor, küçük bir bilgisayar ekranında izlemek gerekiyor ve indirilen dosyada virüs bulunma ihtimali de var.
Gençlerin %99′unun cep telefonu var ve kullandıkları telefonlar genellikle oldukça yetenekli. Genel kanı Sony Ericsson telefonların sağladığı çok sayıda özellik, bütünleşip müzik yeteneği ve fiyat (250 liraya ortalama bir telefon edinebiliyorsunuz) gibi nedenlerle çok daha iyi olduğu yönünde. Gençler kaybetme riski nedeniyle 500 lira üzerindeki telefonları almıyorlar. Kural olarak, gençlerin telefonları hep kontörlü. Bunun nedeni de her ay ödeme yapacak paraları olmaması ve 18 aylık bir anlaşmayla da kendilerini bağlamak istememeleri. Genellikle gençler telefonlarını sadece mesaj atmak ve aramak için kullanıyorlar.
Video mesajlaşma ve görüntülü görüşme gibi özellikler kullanılmıyor, çünkü pahalıya geliyor (bir video mesaj yerine dört metin mesaj gönderebiliyorsunuz). Anında mesajlaşma gibi servisler kullanılıyor ama çok yaygın değil. Bu genellikle telefonun Wi-Fi uyumlu olup olmamasına bağlı çünkü aksi taktirde telefon ağından internete erişmek çok tuzluya maloluyor. Çoğu gencin telefonunda Bluetooth desteği olduğu ve Bluetooth da ücretsiz olduğu için, bu özelliği sık kullanıyorlar. Bluetooth ile birbirlerine şarkı ve video gönderiyorlar (bunlar yasadışı yollarla edinilmiş olsa bile) ve bu yolla şarkıları bedavaya edinebiliyorlar. Gençler 2000′lerin başında popülerleşen cep telefonu zil ve duvar kağıdı satan servisleri hiç kullanmıyorlar çünkü bu hizmetler haftada 50 lira ücret talep etmek ve aboneliği iptal ettirmeyi çok zorlaştırmak gibi yollarla çok olumsuz bir durum oluşturdular ve gençler zaten resim ve müziği bilgisayardan cep telefonuna ücretsiz aktarabiliyorlar. Önemli epostalar almadıkları ve her dakika gelen kutusunu kontrol etmek gibi bir ihtiyaçları olmadığı için mobil epostayı da hiç kullanmıyorlar. Çok pahalı olduğu için cep telefonlarının internet özelliklerini hiç kullanmıyorlar ve bir saat sonra evde internette bu işi yapabileceklerinden ve acil işleri olmadığından da o bir saati beklemeye razı oluyorlar.
Gençler telefonları çok sık yenilemiyorlar, bu konuda çoğunlukla iki yılda bir gibi bir ortalama söz konusu. Genellikle paraları yeni bir cep telefonu almaya yetmeyeceği için doğum günlerinde anne-babaları onlara yeni bir telefon aldığında yenilemiş oluyorlar.
Çoğu gencin kendi televizyonu var ve her gün sayıları artan miktarda HD’ye hazır düz ekranlı televizyonlara geçiş halindeler. Ancak çoğu bu HD özelliğini kullanmıyor çünkü HD kanallar pahalıya geliyor ve çoğu aile bu ek masrafı karşılayamıyor. Çoğu HD yayın hizmetlerine abone olmuyor çünkü onlar açısından büyük bir fark yok.
Her gencin internet erişimi olan bir bilgisayara erişimi var, ama çoğunun bilgisayarı ancak gündelik işlere yetecek güçte. Neredeyse tümünün bilgisayarında Microsoft Office kurulu, böylece ev ödevlerini yapabiliyorlar. Gençlerin bilgisayarlarının çoğu (%90) PC, çünkü Mac’e göre çok daha ucuzlar ve okul bilgisayarlarında Windows bulunuyor, dolayısıyla Mac kullanırlarsa uyumluluk sorunları ortaya çıkıyor.
Gençlerin neredeyse üçte birinin yeni (iki ? iki buçuk yıllık) bir oyun uçbirimi var; bunların yarısı Wii, %40′ı Xbox 360 ve %10′u da PS3 sahibi. PS3′ün bu kadar düşük bir pazar payına sahip olmasının sebebi fiyatı (700 lira) ve 500 liraya malolan Xbox 360′a benzer oyunlar ve özellikler sunması. Wii’nin hakimiyeti ise daha genç kardeşlerin Wii sahibi olması; çünkü aileler ayrı bir oyun uçbirimi almak istemiyorlar.
Dokunmatik ekranlı herşey
Müzik kapasitesi yüksek cep telefonları
İnternete bağlanabilen taşınabilir aygıtlar (iPhone‘lar)
Çok büyük ekranlı televizyonlar
Kablolu eşyalar
Siyah-beyaz ekranlı telefonlar
‘Köşeli’, iri telefonlar
On saatin altında pil ömrü olan aygıtlar
*kaynak www.scribd.com
Eğitimlerimiz hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.

