Türk gençliğini derinlemesine inceleyen araştırmalar gösteriyor ki, artık klasik pazarlama anlayışının gerçek anlamda iş görmediği bir tüketici kitlesiyle karşı karşıyayız. Büyük şehirde yaşayan bir genç, en kötü hesapla günde ortalama 10 bin mesajın hedefi oluyor. Yani yılda 3.6 milyon mesajın… Gençlere erişmek için bir numaralı öncelik, “işlenmeye değer” mesajların arasında yer alabilmek olmalı. Peki gençlerin dikkati nasıl çekilebilir?
İnsan beyni son derece pragmatik bir şekilde çalışır. Yani sadece işine gelen bilgiyi işler, bu da ortalama maruz kaldıklarının en çok %5′idir. Dolayısıyla reklam yapıyor olmanız, hedeflediğiniz kitleye eriştiğiniz ya eriştiyseniz bile marka tercihi yapabildiğiniz anlamına gelmez. Çünkü “farkındalık” veya pazarlamacıların sevdiği deyişle ”brand awareness“, yeterli ön koşul olsaydı, örneğin Pepsi’nin, Pınar’ın,Levi’s’in,Finansbank’ın, Vestel’in,Vodafone’un veya Bimeks’in pazar payları çok yüksek olurdu. Bu yüzden bir marka ,özelliklede gençlere yüzünü çevirmiş bir marka farkındalık yaratmak yerine, “dikkat çekmeye” odaklanmalı.
Gençler, kendilerini en iyi ifade edebildikleri kişilerle, yani diğer gençlerle bağlantı içinde olabilmeyi istiyor. Sadece bunun için çok değerli harçlıklarının bir bölümünü seve seve GSM faturalarına ve internete ayırabiliyorlar. Türkiye’de sadece genç nüfusun yarattığı iletişim pazarının toplam büyüklüğü 5-7 milyar doları buluyor. Türklerin dünydaki toplam Facebook grupları içinde dördüncü en büyük topluluk olduğunu da ilave etmek, bağlanı kurmak konusundaki heveslerinin ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
Bağlantı kurmak deyince gençler, diğer gençlerle gündemi, benzer sorunlara sahip olmayı, çıkış yolu bulmayı, tavırları, zevkleri, esprileri, ilişkileri ve duyguları, kısaca onları genç yapan ortak değerleri paylaşmayı anlıyor. Ama en çok da kendilerini ifade edebilmeyi ve kolayca “anlaşılmayı” anlıyorlar.Gençmiş gibi davranan markaları ikiyüzlü buluyorlar. Onlar gibi olmayı başaran, samimi markaların peşinden gidiyorlar. Ama en önemlisi, hiç bir şeye uzun süre takılmıyorlar, gündem ve gündem-dışı olanlar sürekli değişiyor. Sadece teması kesmeyen markalar kalıcı olmayı başarabiliyor.
Gençler,sadece onların dünyasına ait stereotipleri bilmenizi önemsemiyor. Bu zaten çok büyük bir sır da değil. Onlar streotiplere uysun ya da uymasın markaların kendilerine “aldırdıklarını”,”değer verdiklerini” bilmek istiyor. Bunun için markanın karar süreçlerine, hatta ürün geliştirme süreçlerine dahi katılamaya gönüllü oluyorlar. Kendilerine ulaşmak için akşam aileleriyle birlikteyken çay içip, çekirdek çıtlattıkları sırada izlenen dizilere reklam vermekle yetinen markaları, çok yaratıcı olmadığı sürece değerli bulmuyorlar. Dahası bunların çoğunu zihinlere dahi kaydetmiyorlar.Binlerce GRP’lik reklam yapan markaların reklam yapan markaların reklamları bile ancak hatırlattığınızda akıllarına geliyorlar. Öte yandan, kendilerine dair açık davette bulunan, yeteneklerini sergilemelerine, seslerini duyurmalarına, bir konu etrafında birleşmelerine veya ortak bir espriyi yakalamalarına yardımcı olan markalarını kolaylıkla dünyalarına alıyorlar. Onlar hakkında konuşuyor, dahası bu markaları tüketmeye de başlıyorlar.
Gençlerin dünyası, zorluklar, umutsuzlar ve karamsarlıklar da içeriyor. Kendilerini, bir yandan kimliklerini ifade etmek, bir yandan yaşam vizyonlarını oluşturmak ve bir yandan da bağımsızlıklarını elde etmenin yollarını aramak arasına sıkışmış hissediyorlar. Bu yüzden gençlerle pazarlama yaparken onların yetkinlik duygusunu geliştirecek bir destek rolü benimsemek, markanızla kuracakları ilişkiyi derinleştirecektir. Yetkinlikten ne kasdediyoruz açalım:
Sahip olduğu yetenekleri sergileyebilmek, bunların beğeni toplayacağı bir mecraya sahip olmak.
Kendini ifade edebilmek, görüşleri veya yaptıkları ile birşeyin dönüşümüne katkı yapabilmek.
Kendini “işe yarar” hissetmek, bunu sadece gönüllülük esasıyla değil, aynı zamanda maddi kazanç sağlayacak şekilde başarmak.
Kendisine benzeyenlerle ortak bir amaç için çalışabilmek, grubun değerli bir üyesi olarak algılanmak, fikirleri ve çalışmasıyla grubun amaçlarına hizmet edebilmek.
* Bu yazı Markus stratejisti M. Bora Alçı’nın cnbc-e Business için bu ay kaleme aldığı makaledir.
Pazarlama Eğitimlerimiz hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.