Eksi puan verArtı puan ver
+14 puan
14 oy
Loading ... Loading ...

İş Yatırım Menkul Değerler A. Ş. Risk Yönetim Müdürü Doç. Dr. Evren Bolgün bu ayki konuk yazarımız.

ŞİRKETLERİN KRİZ STRATEJİLERİNE DAYALI KARİYER TECRÜBELERİ

Geçtiğimiz günlerde Business Week dergisinin kapağında ?Devlerin Çöküşü? şeklinde bir başlığı gördüğümde, şirketlerin zirvede kalmalarının yollarını ile profesyonel kariyere yapılan uzun ince yol üzerinde çalışanlarında benzer prensiplerinden yararlanabileceğini düşünmeye başladım. Bu bakış açısıyla derginin incelediği konu üzerinden yola çıkarak kendi iş tecrübelerimizi oluşturabileceğimizi düşünmekteyim. Şirketlerin yaptıkları temel hataları iş yaşantımızda ne kadar az yaparsak yaşanan tecrübelerden o kadar fazlasıyla faydalanmış olabiliriz.

Dünyaca güçlü şirketlerin iflas nedenleri üzerine yapılan araştırmalarda tepit edilen 5 aşamayı kişisel iş yaşantımızda da dikkate alarak ilerleyecek olursak, şirketlerin çöküş sürecini tersine çevirmeleri gibi, başarısızlıklarımızdan sıyrılarak ilerleyebilmek mümkün olabilecektir. Unutmamak gerekir ki güçlü şirketler zaman zaman sendeleseler bile genellikle yeniden ayağa kalkalarak hedeflerine doğru yol almaya devam edebilirler.

AŞAMA 1: BAŞARININ GETİRDİĞİ KİBİR:

Capital_GenisAcı

Kuvvetli şirketler devam eden bir başarı sonucunda büyümektedir. Yöneticiler doğru kararı alamasa bile var olan başarı, şirketin bir süre ayakta kalmasına yardımcı olacaktır. İnsanlar kendi başarılarıyla gururlanmaya başladıklarında problemlerde başlayacaktır. Zira başarının kendisi yeterlidir ve onu yaratan nedenler kısa süre içerisinde unutulur. Başarı retoriği ?Başarılıyız çünkü spesifik şeyleri yapıyoruz? başarı felsefesinin ?Başarılıyız çünkü bizi başarıya götüren şeyleri neden yaptığımızı ve bunları yapmayı kestiğimizde inişe geçeceğimizi biliyoruz? yerini aldığında, iniş kaçınılmazdır. Şansın elde edilen başarılarda çok büyük bir rolü vardır. Şansın rolünü kabul etmeyenler tüm başarılarının kendi yeteneklerinin sonucu olduğunu düşünmeye başlarlar ki bu kendi yaptıklarını abartmalarının ve sonunda kibirlerinin kurbanı olmalarının en önemli nedenidir.

En başarılı liderler, asla başarılarının tüm nedenlerini tam olarak bilmediklerini söylemektedir. Bir nedenle başarılarının büyük bir nedeninin tesadüfi durumlar sonucunda ortaya çıktığına dair akıl dışı bir korku taşımaktadır. Mesala kendi başarılarımızı küçümsemeye çalışıyoruz. Kendi kendimize ?Belki de sadece şansımız yaver gitti / doğru zamanda doğru yerdeydik / koşullar son derece müsaitti / aslında o kadar da cidd bir rakibimiz yoktu? gibi düşünceler geliştirebiliriz. Böylece şansımızın bir gün ters döneceğinden çekinerek kendimizi sürekli tetikte tutarak farklı koşullara hazırlarız. Peki bu düşüncelerinizde hatalı iseniz ne çıkar? En azından bu tür bir yaklaşım sizi daha disiplinli kılacaktır. Ancak tam tersine, diyelim ki kibire kapıldınız ve tüm başarınızı kendi insanüstü yeteneklerinize bağladınız ve bu tarz düşüncelere kapıldınız: ?Başarılıyız çünkü bizden iyisi-zekisi/ yaratıcısı vs.. yok? Peki bu düşünceniz yanlış ise ne olur? Çok şey! Günün birinde zayıflıklarınızı fark ettiğinizde artık çok geç olabilir.

AŞAMA 2: SINIRSIZCA İSTEMEK:

Birinci aşamadaki kibirden sonra ikinci aşamaya geçilmektedir. Bu aşama, gücü elinde tutanların ?başarının? göstergesi olarak gördüğü daha fazla para, güç gibi şeylerin aşırı bir şekilde istenmesinden kaynaklanmaktadır. İkinci aşamada şirketler ilk planda onları mükemmele çıkaracak yaratıcılıklarından uzaklaşır ve büyüyemeyecekleri, başarılı olamayacakları alanlara yatırım yaparlar. Bir şirket kendi sınırlarının üzerine çıkıp, temel yerleri dolduracak başka kişiler arıyorsa bu çöküşün sinyalidir. Değişikliğe direnmek bütün başarılı şirketler için bir tehlikeyken, kendi olanaklarının üstüne çıkan şirketler de iflasla karşı karşıya kalırlar. Başarılı olamayacağınız alanlara yatırım yapmak, değerlerinizle çelişen kararlar almak, ekonominiz ve kaynaklarınıza uymayan yatırımlar yapmak, büymeye odaklanmak, yeni alanlara yönelip asıl alanızı göz ardı etmek ve şirketi kişisel başarılarınız için kullanmak disiplinsiz bir şekilde hareket etmektir.

AŞAMA 3: RİSKLERİ VE TEHLİKELERİ İNKAR ETMEK:

Şirketler üçüncü aşamaya geçtiklerinde, şirketin içinde çöküşün sinyalleri artarken, şirket dıştan gayet başarılı gözükmeye devam etmektedir. Üçüncü aşamada yöneticiler olumsuz verileri görmezden gelirken, olumlu verileri abartırlar. Yönetimdekiler sorumluluk almaktansa, dış etmenleri suçlarlar. Yüksek performans gruplarını değerlendiren verilere dayanan toplantılar son bulur. Alınan risklerin sonuçlarından kaçınan yöneticiler dördüncü aşamaya doğru ilerlerler.

AŞAMA 4: AYAKTA KALMAK:

Üçüncü aşamada kendini gösteren tehlike ve riskler, şirketi ani bir çöküşe sürükler. Önemli olan soru şu: Yöneticiler bununla nasıl başa çıkılabilir? Acil bir çözüm mü arayacaklar yoksa kendilerine ilk planda başarı getiren yöntemlere mi yönelecekler? Bu aşamadan ?kurtulanlar? arasında, denenmemiş stratejileri deneyen, radikal değişikliğe giden, sadece para kazandıracak yöntemlere yönelen ya da sihirli bir çözüm bekleyen liderler vardır. Tehlikeyle yüzleştiklerinde çöküşün eşiğinde olduğumuzu düşünürüz ve düşünmeden acil çözüm önerilerine yöneliriz. Bu da çöküşü daha da hızlandırır. Endişe yüzünden fevri davranan, dördüncü aşamanın sonuna gelmiş şirketler kendi çöküşleriniz hızlandırır. Ancak yöneticileri daha sonra ?Yapabileceğimiz her şeyi yaptık. Her şeyi değiştirdik. Elimizden geleni yaptık. Şirket pozisyonlarında değişikliğe gittik? derler. Çöküşün eşiğine gelmiş bir şirket yöneticisinin sakin bir şekilde düşünmesi gerektiğini unuturlar. Çöküş sürecini tersine çevirmek istiyorsanız, ne yapılmaması gerektiğine çok dikkat edin.

AŞAMA 5: ÇÖKÜŞE VE ÖLÜME RAZI OLMAK:

Bir şirketin dördüncü aşamada uzun süre kalıp mucizevi bir çözüm beklemesi sadece çöküşü geciktirir. Beşinci aşamada, bu aşamaya gelinene kadar yapılan yanlışlar ve pahalıya mal oluş denemeler, sermayeyi ve kişilerin çabalarını yok eder. Bazı şirket sahipleri şirketi elinden çıkarır, bazıları da hiçbir şey yapmaz.

Mesele sadece hayatta kalabilmek değil, yerinin doldurulması imkansız bir şirket kurabilmektir. Üstün performansıyla herkesi kendine bağlayan ve yokluğu büyük bir boşluk bırakacak bir şirket yaratmaktır. Bunu gerçekleştirebilmek için yöneticilerin bir yandan sabırla, asla vazgeçmeden, sadece hayatta kalmak için değil ama daha büyük bir amaç için çabalaması, bir yandan da ne olursa olsun, başlarına ne tür felaket gelirse gelsin, amaçlarına ulaşabilmek için alınması gereken her türlü kararı almalarını sağlayacak çelikten bir iradeye sahip olması gerekir.

DOĞRU KİŞİLERİ DOĞRU POZİSYONLARA YERLEŞTİRMEK

Detaylar şirketlere göre değişmekle birlikte ?doğru kişileri? tanımlayacak 6 özellik bulunmaktadır;

Doğru kişiler şirketin temel değerlerine uygundur; Köklü şirketlerin kendilerine ait bir kültürleri vardır ve bu kültüre ters düşenler antikorlarca çevrelenmiş bir virüs gibi dışarı atılırlar. Bu yüzden şirket yöneticileri şu soruyu sorarlar: ?İnsanlar bize ait olan değerleri nasıl kabul edebilir? Yanıt: ?Bu değerleri bilen birini işe alın ve onları bu pozisyonda tutun.?

Doğru kişiler çok sıkı bir şekilde yönetilmek istemezler; Birisini çok sıkı bir şekilde kontrol etme ihtiyacı duyuyorsanız işe alırken bir hata yapmış olabilirsiniz. Doğru kişileri motive etmek ya da kontrol etmek için çok zaman gerek duymazsınız. Bu kişiler kendilerini motive eder, disiplinli ve mükemmeliyetçidirler.

Doğru kişiler ?iş?leri olduğunu değil, sorumlulukları olduğunu düşünür; Doğru kişiler sorumlulukları ve görevleri arasındaki farkı bilirler ve cümleyi tamamlayabilirler:???için sorumlu olan tek kişi benim.?

Doğru kişiler sözlerini tutar; Kuralları olan kültürlerde insanlar sorumluluklarını kutsal olarak görür. Kendilerine söyleneni şikayet etmeden yerine getirirler. Bu yüzden ne yapacaklarını söylerken çok dikkatli davranırlar ve asla halledemeyecekleri bir iş için söz vermezler.

Doğru kişiler şirket konusunda hırslıdırlar; Hırs olmadan hiçbir başarı elde edilemez. Doğru kişilerde bu fazlasıyla vardır.

Doğru kişiler mütevazidir; İşler iyi gittiğinde doğru kişiler, kendilerinden ziyade diğerlerinin bu başarıdaki katkılarını ön plana çıkarırlar. İşler kötüyken ise, diğer insanları ya da durumu suçlamazlar, kendilerini bundan sorumlu tutarlar.

Güçlü şirketler ile başarılı şirketler arasındaki fark sadece zorluklarla karşılaşıp karşılaşmama değil. Fark, sorunlara, hatta felaketlere rağmen daha güçlü bir şekilde geri gelebilmektir. Güçlü ülkeler başarılı kişiler düştükten sonra tekrar ayağa kalkar. Nakavt olmadığımız sürece oyun devam eder.

Hayatın ve işin getirdiği kaçınılmaz zorluklarla baş edebilmek için hepimizin umut ışığına ihtiyacı vardır. Winston Churchill?i öğrendiğimizde bu prensibin geçerliği olduğunu görmekteyiz. 1930?lara gelindiğinde Churchill?in hayatı kurtuluşu olmayan bir bataklığa dönmüştü. Lady Astor?ı ziyarete gelen dönemin Sovyetler Birliği lideri Joseph Stalin, kendisine İngiltere?nin politik konumu üzerine ve geleceğin politikacalarına ilişkin sorular sorar. Astor daha sonra 1937-1940 tarihleri arasında İngiliz Başbakanı olacak olan Neville Chamberlain?i över. Stalin de Churchill hakında ne düşünüyorsunuz diye sorar. Astor Churchill mi? O bitti diye yanıt verir.

Ancak Churchill yeniden güç kazanır. İngiltere?nin 2. Dünya Savaşı sırasında Mihver Devletlerine karşı durmasını sağlar. Edebiyatta Nobel ödülü alır. 77 yaşında Başbakan olur, Kraliçe tarafından Şövalye ilan edilir ve demir perde ifadesini soğuk savaş terimlerini arasına sokar. Churchill bu ifadeyi Sovyetlere karşı yazdığı uyarı yazısında kullanır. Churchill?in söylediği basit bir şey vardır: Asla vazgçme, Asla vazgeçme, Asla Vazgeçme?

Başarızılığa uğrayan işleri ve düşünceleri bitirmek gerektiğinde tereddüt etmeyin. Ama mükemmel bir başarıdan vazgeçmeyin. Şu an ne yaptığınızla hiç ilgisi olmayan işleri bile yapmaya açık olun, ama asla sizin kültürünüzü tanımlayan değerlerden vazgeçmeyin. Başarısızlığı kabullenin, zorluklara göğüs gerin ve hatta zaman zaman özgürlüklerinizden taviz verin ancak başarıya olan inancınızı kaybetmeyin. Önceki düşmanlarınızla ittifaklar oluşturun , tavizleri kabul edin gerekirse ama asla sizi siz yapan özelliklerinizden vazgeçmeyin.

Karanlıktan çıkış ne olursa olsun boyun eğmeyen yenilgiyi asla isteseler bile kabullenmeyen inatçı insanlarla başlar. Başarızıklık fiziksel bir durum olmaktan çok daha fazla zihinsel bir durumdur ve başarı ne kadar düşerseniz düşün tekrar ayağa kalkmaktır.

Hepinizin güçlü şirketler gibi kuvvetli bir profesyonel iş yaşantısının olması dileğiyle?

Yorum Yok
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın

Web Analytics