Eksi puan verArtı puan ver
+18 puan
19 oy
Loading ... Loading ...

Share

Çok çok uzakta bir köyde Derdengat isimli bir dev yaşarmış. Bu dev çevresi tarafından sevilen, saygı gören ama bir o kadarda anlaşılamayan biriymiş. Derdengat oldukça farklı olmasına karşın köyde herkesin zaman geçirmekten zevk aldığı bir kişiymiş. Gününün çoğunu çalışarak geçirirmiş. Kalan vaktini de ailesi, arkadaşlarına ve kendisine ayırırmış. Gerçi gerek evde, gerekse diğer ortamlarda farklılığı zaman zaman çatışmalara yol açabiliyormuş. Çoğu kez kendini ifade etmekten sıkılırmış. Bunca insana rağmen yalnız  hissedermiş. Diğer taraftan değişik özellikleri ona bir avantajda sağlamış. Çevresindekiler farklı bakış açısından ötürü birçok konuda fikrini alır ona saygı duyarlarmış. Derdengat durmaksızın bildiklerini paylaşmak istermiş. O kadar çok anlatmak istermiş ki gördüklerini, yaşadıklarını çünkü herkese öğrendiğini öğretmek insanlara yardımcı olmak onun için bir keyifmiş. Tam bir ışık olamadığının farkındaymış…

Eksi puan verArtı puan ver
+70 puan
72 oy
Loading ... Loading ...

Share

“Bilge kişi, eylemde bulunarak yaşar,

eylemde bulunmak hakkında düşünerek değil”

Carlos Casteneda

Bizde de derler ki “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!”. Ayrıca da “lafla peynir gemisi yürümez” de denir. Kültürel farklılık açısından baktığımızda bir tarafın eyleme geçmesini engelleyen “düşünmek” diğer tarafı engelleyense “konuşmak”. Bu ironik farklılık sonucu değiştirmiyor, işe koyulunmadığı sürece…

Herhangi bir konuda başarıya ulaşmak için 3 B’ye ihtiyacımız olduğu söylenir: Bilgi , Beceri, Bakış açısı (Olumlu bir bakış açısı). Bu üçlünün bir unsura daha ihtiyacı olduğunu görmek lazım: Uygulama –ya da bir diğer deyişle eyleme geçmek.- Eyleme geçmediğimiz sürece çok fazla şeyi değiştiremiyoruz sonra da “aynı tas aynı hamam” diyoruz. Peki farklı bir hamam olması için biz ne yapıyoruz? Bu soruyu sorduğumuz anda cevaplar da önümüze geliyor zaten.

Doğru yönde eyleme geçebilmek ve…

Eksi puan verArtı puan ver
+90 puan
90 oy
Loading ... Loading ...

Share

Eğitişim Kariyer Enstitüsü, AdWords ile satışlarını 2 katına çıkardı…

Ocak 2002′de faaliyete başlayan Eğitişim Kariyer Enstitüsü, genç ve genç yetişkinlere yönelik, uluslararası geçerli ve iş destekli sertifika programları düzenliyor. Enstitü’nün pazarlama, finans, insan kaynakları, halkla ilişkiler, reklamcılık, yönetim ve dijital girişimcilik ile ilgili eğitim programlarına, iş dünyasından ve alanlarında tanınmış yöneticiler konuşmacı olarak katılıyor. Sertifika programlarının dışında kariyer koçluğu ve “youth headhunting” hizmetleri veren şirket, ayrıca Keynote Speakers Agency markasıyla kurumlara özel konuşmacı servisi, kurumsal eğitimler ve koçluk hizmetleri de veriyor.

Eğitişim Kariyer Enstitüsü, kurulduğu yılda üniversite öğrencilerine yönelik “iş dünyasına hazırlık” sertifika programları düzenleyen herhangi bir kurum olmaması üzerine, bu segmana özel programlar geliştirerek yeni bir pazar oluşturdu. İş dünyasından yöneticileri bir sertifika programında bir araya getirme fikrini ilk uygulayan eğitim kurumu olan Eğitişim,…

Eksi puan verArtı puan ver
+1 puan
1 oy
Loading ... Loading ...

Share

?su kaynaklarınız doluyken, susuz kalırsam diye korkulara kapılmak

en giderilemeyecek susuzluk değil de nedir??

Halil Cibran

Eğitimlerde ve koçluk çalışmalarında uyguladığım çok sevdiğim bir çalışma var. Kişilerin uzak ve yakın gelecekleri üzerine düşünmelerini sağlayıp bir tasarım yaratmalarını bekliyorum. Kendilerini olmasını istedikleri geleceğin içinde hayal etmeleri için teşvik ediyorum. Bu tasarımı yaparken istedikleri kadar özgür olduklarını, önlerinde herhangi bir engel olmadığını söylememe rağmen, ilk önce bugünün koşulları içinde düşünüp ona göre bir gelecek tasarımı yapılıyor. Bu konuda kişileri tekrar yönlendiriyorum istedikleri gibi bir tasarım yapabileceklerine ilişkin olarak. Biraz zorlanarak da olsa ikinci ya da üçüncü denemede gerçek istekler ortaya çıkıyor, tabii çekinerekten. Bu tasarımın bir çok ayrıntısıyla ortaya çıkmasının ardından sorduğum soru şu oluyor: ?o günkü halinle bugünkü sana akıl vermen gerekse neler söylerdin??

Eksi puan verArtı puan ver
+60 puan
62 oy
Loading ... Loading ...

Share

Kadın olmayı ve erkek olmayı nereden öğreniyoruz? Ne zaman başlıyor bu öğrenme süreci? Bebekliğimizde aramızda hiçbir fark yok iken büyüdükçe nasıl açılıyor bu ara? Kimlerin ve nelerin etkisi var birer küçük kadın ve küçük erkek olarak hayatımızı başlatmamızda ve sürdürüyor olmamızda? Bunlar sadece öğrenilen şeyler mi yoksa genetik olarak beraberimizde getirdiğimiz unsurlar mı?

Bu sorular zihnimde tekrardan dans etmeye başladı küçük kızımın anaokulundaki yılsonu gösterilerini izlerken… Gösterileri çok güzeldi, dünkü bebeklerin sahnede bir sürü kişinin önünde bir şeyler başarmaya çalışmalarını görmek gerçekten çok güzeldi ve çok fazla heyecan vericiydi. Bu heyecanın yanı sıra yukarıdaki sorular oluştu benim kafamda diğer anne babalardan farklı olarak.

İlk başta kız öğrenciler ve erkek öğrenciler aynı sahnede yan yana yer aldılar ve birlikte şarkılar söylediler, sonra da bir…

Eksi puan verArtı puan ver
+37 puan
38 oy
Loading ... Loading ...

Share

Hepimiz birey olarak iş dünyasının aradığı nitelikler açısından bir değer ifade etmekteyiz. Kendimize yatırım yaptığımız ölçüde bu değer artış gösterecektir. Değeri artırmaktan sadece kendimiz sorumluyuz.

Eğitişim Kariyer Enstitüsü Direktörü Rıdvan Kasa konu ile ilgili görüşlerini paylaştı: “Değer artışı ya bulunduğumuz şirketteki pozisyonumuzu yükseltecek ya da bizi başka şirketlerdeki mevcut pozisyonumuzun eşdeğerindeki poziyonun bir üstüne sürükleyecektir. Kulağa hoşgelen bu durumun oluşması ise ciddi bir emek harcamayı gerektiriyor olması yönüyle de zorlu bir süreçtir. Kararlılık, sürdürebilirlik ve yeniliklere açık olmak ise kişisel yatırım yapmanın kritik başarı fökterleri aslında. Bu formülü uygulamaya geçirdiğimizde gücümüzü pozisyonumuz ya da şirketimizin marka bilinirliğinden değil kendimizden almaya başladığımızı ve insan kaynaklarının kredi derecelendirme kuruluşları olarak nitelendirebileceğimiz headhunter firmalarının listesindeki yatırım yapılabilme notumuzun yükseldiğini “görmek işten bile değil” olacaktır. Bilgi…

Eksi puan verArtı puan ver
+59 puan
62 oy
Loading ... Loading ...

Share

Ya da hiç çıkmazsa ne olur???

“Her gün bir yerden göç etmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak ne ala,

Her şey dünle beraber gitti, can cazım

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Mevlana Celaleddin-i Rumi

“Değişim” dediğimizde aklımıza ne geliyor? Bu kelimenin bizde bıraktığı ilk duygu ne oluyor? Kaygı, korku, endişe, direnç mi? Ya da merak, heyecan, dinamizm, coşku mu? “Değişim” kelimesi bir tarafta olumlu duygular uyandırırken diğer tarafta olumsuz duygular uyandırıyor olabilir. Farklı duyguları aynı anda yaşıyor olabiliriz. Değişenin “ne” olduğu da bu duyguların ne yönde olacağına etki ediyordur mutlaka. Çok sevdiğimiz, memnun olduğumuz, keyif aldığımız işimizi değiştiriyorsak farklı hissederiz; sevmediğimiz, bizi mutsuz eden, huzursuz olduğumuz evimizi değiştiriyorsak farklı. Duygularımız farklı farklı da olsa değişim bir yandan içinde bilinmezlik barındırdığından…

Eksi puan verArtı puan ver
+90 puan
101 oy
Loading ... Loading ...

Share

  • bir çok işi denedim yıllardır. Çok severek yaptıklarım da oldu aralarında ama ne yazık ki şu an işsizim ve ne yapacağımı da bilemiyorum artık…
  • Ne yapmak istiyorsun?
  • Ne istediğimi de unuttum ve zaten iş seçme lüksüm de yok. Şu an en önemli şey benim için bir an önce para kazanmak. Kaç yaşıma geldim ve hala kendi geçimimi sağlayamamak beni çok üzüyor.
  • Para kazanma gibi bir meselen olmasaydı ne yapmak isterdin?
  • Ben teknolojiye çok meraklıyım, herkes evine aldığı elektronik aletlerin kullanımını bana sorar. Teknoloji marketlerine gittiğimde çıkmak istemiyorum. Oralarda saatler geçirebilirim. Gerçekten, hiç sıkılmam… Ama bu konuda bir eğitimim yok. Ne yapabilirim bilmiyorum. Nereden başlanır ki?
  • Bu alan severek çalışabileceğin bir alan olur mu sence?
  • Aslında olur. Bu konularda insanlara bilgi vermeyi de seviyorum. Cep telefonlarının, bilgisayarların…

Eksi puan verArtı puan ver
+84 puan
88 oy
Loading ... Loading ...

Share

Özellikle okul sonrası ilk iş tecrübeleri, hayatınızın kalan kısmında ne yapacağınız ve nerede olacağınızla birebir ilintilidir. Türkiye’de ki işletmelerin yüzde 99.8′ini KOBİ’lerin oluşturduğu göz önüne alınırsa, ilk girdiğiniz işyerlerinin şirket sahibi tarafından yönetilen bu küçük ya da orta boy işletme olması da çok olası. Burada edineceğiniz iş yaşamı kültürü, geleceğinizide önemli ölçüde şekillendirecektir. Bu nedenle, evet denemeden göremeyeceksiniz belki, ama patronunuzu doğru seçin. Patronunuz size aşağıdaki kriterde sorun çıkarıyorsa, yol yakınken dönmenizi tavsiye ederim.

DUYGUSALLIK ve PROFESYONELLİK

Bazı patronlar duygusaldır. Bunlar karar ve yargılarını duygularına göre verdikleri için iş hayatında olması gereken küsme, kafayı takma, kinlenme gibi geçici olması gereken duyguları uzatırlar ve yoğunlaştırırlar. Böyle patronlara denk gelirseniz, parayı ve kariyeri düşünmeden ayrılın. Taviz  vermeyen bir yapınız varsa,önünüz şimdi olmasa bile sonra…

Eksi puan verArtı puan ver
+96 puan
98 oy
Loading ... Loading ...

Share

Ne kadar doğrudur bilmem ama bir günü artık 24 değil 16 saat olarak yaşıyormuşuz. Her şey hızlanmış…

Bunu hissetmeyen yoktur herhalde, sanki zaman koşarak giderken avuçlarımızdan, yapılacaklar listesinde kalem kalem işler sırasını bekliyor üstlerinin çizilmesi için … ve bir günden diğer güne devirle kapatıyoruz günü belki de çoğumuz. Hep, “daha fazlası olabilir mi acaba?”sorusunun cevabı peşindeyiz. Çok seviyoruz zaman yönetimi , stres yönetimi gibi kavramları. Hep acelemiz var, hep bir yerlere yetişme kaygısı… ya da bir şeyleri eksik bırakma, birilerinin arkasında kalma, bir şeyleri kaçırma kaygıları… Zamanımı boşa geçirmeyeyim, her anım dolu olsun, pişmanlık yaşamayayım düşünceleri de alabiliyor bazen bu kaygıların yerini. Modern insanın vazgeçilmez kısır döngüsü içinde günler bir biri ardı sıra geçiyor…

Bir yandan işimi yaparken bir yandan hep kollamak durumunda hissediyorum…


Web Analytics