Eksi puan verArtı puan ver
+59 puan
62 oy
Loading ... Loading ...

Ya da hiç çıkmazsa ne olur???

“Her gün bir yerden göç etmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak ne ala,

Her şey dünle beraber gitti, can cazım

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Mevlana Celaleddin-i Rumi

“Değişim” dediğimizde aklımıza ne geliyor? Bu kelimenin bizde bıraktığı ilk duygu ne oluyor? Kaygı, korku, endişe, direnç mi? Ya da merak, heyecan, dinamizm, coşku mu? “Değişim” kelimesi bir tarafta olumlu duygular uyandırırken diğer tarafta olumsuz duygular uyandırıyor olabilir. Farklı duyguları aynı anda yaşıyor olabiliriz. Değişenin “ne” olduğu da bu duyguların ne yönde olacağına etki ediyordur mutlaka. Çok sevdiğimiz, memnun olduğumuz, keyif aldığımız işimizi değiştiriyorsak farklı hissederiz; sevmediğimiz, bizi mutsuz eden, huzursuz olduğumuz evimizi değiştiriyorsak farklı. Duygularımız farklı farklı da olsa değişim bir yandan içinde bilinmezlik barındırdığından her şekilde bizi düşüncelere gark eden bir süreç.

Her durumda “değişim” dediğimizde, giden bir şeyin yerine gelen yeni ve başka bir şeyden bahsediyoruz. Ve kültürümüz bu durumla ilgili çok da olumlu şeyler söylemiyor bize, “giden geleni aratır” sözünde olduğu gibi… “eski köye yeni adet getirme” ya da “icat çıkarma” sözlerinde olduğu gibi… Galiba “değişim” sözcüğünü duyduğumuzda oluşan ilk anlık duygumuzun da dirençle birleşmesi sırtını bu söylemlere dayıyor. “Değişim”le ilgili pek de olumlu bakmıyoruz dolayısıyla, sonuçta yıllardır oluşturduğumuz düvenlik alanlarını bırakmaktan başka bir şey değil değişim dediğimiz süreç. Yıllardır oluşturduğumuz iş yapış şekillerimiz, kullandığımız aletler, her yerini bildiğimiz mahallemiz, evimiz, ofisimiz, dilimizden anlayan komşularımız, arkadaşlarımız, müşterilerimiz, sürekli şikayet ettiğimiz patronumuz ya da çalışanlarımız… her şey mümkün olduğu kadar aynı olduğunda kendi güvenlik ve konfor alanımızı da oluşturmuş oluyoruz aslında. Minimum riskle hayatımızı sürdürüyoruz.

Peki her şey süt liman yolunda giderken bu “değişim” durumu da nereden çıkıyor ve hayatımız bir anda hallaç pamuğu gibi dağılabiliyor? Bir yılın ve bir hayatın içindeki tüm günleri risk almadan bildiğimiz gibi yaşıyor olmaktan duyduğumuz tatmin bize yetmediğinde hayatımızın bir noktasında durup “bir şey yapmalı” ya da “başka bir şey benim istediğim” demeye başlıyoruz. İşte bu noktada süt liman denizdeki dalgalar da kabarmaya başlıyor. Kendimizi bir kaos ortamının içinde buluyoruz. Değişim ihtiyacı, yenilik ihtiyacı, “başka bir şey” ihtiyacı ne kadar kuvvetli olursa bu kaos ortamına dayanma gücümüz de enerjimiz de o kadar fazla oluyor. Suda kalmaya devam edersem dalgalarla dost olma ve hatta onlardan yararlanma ihtimalim da o kadar fazla oluyor. Ama bazen de kaosa dayanamayıp geri dönme düşüncem ağır basıyor, hızlıca sudan çıkıp, kurulanıp, eski hayatımı yeniden kuruyorum. Sürekli geçmişe bakıyorsam bu ihtimal daha güçlü. Ama geleceğe de bakabiliyorsam ve binbir zahmetle ektiğim tohumun bana nasıl bir ürün vereceğini de tahmin edebiliyorsam, kaos ortamına dayanma gücüm daha fazla oluyor.

Dayanma gücümü arttıracak bir diğer unsur da bu kaos ortamının bir gün gelip biteceği ve yerini yine çarşaf gibi denize bırakacağı. Bu kaos ortamından çıkabildiğimde aslında tekrardan güvenlik alanımı da oluşturmuş olacağım. Bu finale odaklanmak süreç içinde yapmam gerekenler için gerekli gücü verecek bana.

“Koçluk” penceresinden baktığımızda bu değişim sürecini söyle tercüme edebiliriz: bulunduğum yerle olmak istediğim yer arasındaki mesafeyi aşmak ve hedeflerimi gerçekleştirmek olarak tanımlarsak koçluğu basitçe; bulunduğum yerde “başka bir şey” ne olabilir sorusunu sormaya başladığımda değişim ihtiyacı başlamış oluyor ve suların bulandığı kaos ortamına doğru ilerliyorum. Koçluk bu noktada yapılacakları belirlemeden önce yani eylem planını oluşturmadan önce değişimin sonunda ne elde edileceğini belirliyor yani bir diğer deyişle hedefi netleştiriyor. Hedefin netleşmesi sürecin daha rahat akmasını ve kişisel enerjimizin artmasını sağlıyor. Yolumuzdan şaşmadan ilerleme gücünü buluyoruz koçluk sisteminden destek almaya başladığımızda.

Tabii değişim ihtiyacının ortaya çıkması durumunda gelişebilecekler hakkındaydı tüm söylediklerim şu aşamaya kadar. Başlığımızda bir başka soru daha var: ya çıkmazsa? Eğer yaşadığımız hayatın tümüyle bilincindeysek ve bu bilinçle hiçbir değişim ihtiyacı duymuyorsak zaten sanıyorum farklı bir boyutta yaşamaya başlamışız demektir.

Her değişim sürecinin sizi hayallerinize bir adım daha yaklaştırması dileğiyle…

Altan Özen

Kariyer Koçluğu programımız hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.

İsim (gerekli)

Telefon (gerekli)

E-posta (gerekli)

Konu

İleti

captcha

Yorum Yok
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın

Web Analytics