Ailelerde ?ders çalışman lazım artık? söylemlerinin ufak ufak başladığı bir dönem bu? Gerek sbs hazırlık, gerekse öss hazırlık öğrencilerinin ailelerinde? Öğrencilerde ise farklı bir psikoloji hakim: bazıları daha vaktim var çalışırım rahatlığında, bazıları ise bu sene nasıl geçecek derdinde, bazıları planını programını yaptı ve kendinden motive çalışmaya başladı bile? Ders çalışma söylemleriyle birlikte; gençler ve aileler arası çatışmaların, irili ufaklı sürtüşmelerin de başladığı bir dönem bu? Televizyon yasakları konacak, internet iptal edilecek, sokağa çıkma sınırlamaları gelecek, ailenin sosyal hayatı da sınırlanacak evin genci etkilenmesin diye, dizi dizi test kitapları alınacak, romanlar-dergiler rafa kalkacak, bütün yan uğraşlara veda edilecek? ?Aman canım ne olacak bir yıl sonra hepsi geri gelir? denecek? ?Biz de bu yollardan geçtik, biz de genç olduk ama hiç sizin gibi yapmadık, doğru dürüst derslerimize çalıştık? denecek? Fırsat buldukça gençler çekiştirilecek ?ne olacak bu yeni gençliğin hali? diye, ?hiç büyüklere saygı, sevgi kalmadı? diye? düşünüyorum da 20 yıldır hiçbir şey değişmedi mi şu hayatta? Benim çocukluğumda ve gençliğimde de söylenenler aynıydı sanki ya da ben mi yanlış hatırlıyorum?
Acaba bu sene kaç kişi sınava girecek ve içlerinden kaçı sınavı kazanacak. ÖSS?yi kazananlardan kaçta kaçının istediği, severek yapacağı meslekle ilgili bölümü kazanabilecekleri ise başlı başına ayrı bir konu? tam bu meseleyi düşünürken, sokak afişlerinde bir okulun verdiği reklama takılıyor gözüm: bir kız çocuğu ve bir erkek çocuğu var kocaman reklam afişinin üstünde? Konuşma baloncuğundan çıkan cümleler bize, kız çocuğunun öğretmen erkek çocuğunun ise doktor olmak istediğini anlatıyor? bu mesleklere ulaşmak için afişte adı geçen okula gitmek gerektiği söyleniyor? Gerçekten yirmi yıldır hiçbir şey değişmedi galiba, ya da daha da eskiden beri mi ne? Yoksa hala tıp fakültesine kız çocuklarının alınmadığı dönemlerde yaşıyoruz da bizim mi haberimiz yok?
Geçen senelerle benzer bir yıla daha başlıyoruz, yüzlerce gencin umudu bu sınava bağlı ve aynı zamanda yüzlerce ailenin umudu da tabii ki. Ve eğitim kurumları (dershaneler, okullar) daha ilkokuldan itibaren veli ?okul ? öğrenci işbirliği anlayışı çerçevesinde, velileri öğrencilerin başına ders çalıştırma memuru kılmaya herhalde yine hazırlıklılar. Kim bilir kaç evde kaç tane ?anne? ya ders çalıştırma memuru olacak ya da babayla çocuk arasında denge koruyucu rolü üstlenecek bu sene de geçen senelerde olduğu gibi? Kim bilir kaç evde kaç öğrenci ya bu sene de başaramazsam kaygısıyla doğru dürüst uyuyamayacak ve hayatta yapmaktan keyif aldığı bir çok uğraşından vazgeçecek? Kim bilir kaç evde o büyük günün ağırlığıyla nefesler tutulacak ve hayata bir yıl ara verilecek?
ÖSS hazırlık aşamasında özel ders veren bir öğretmen arkadaşım ise veliler biraz rahatlasa ve aradan çekilse, her şeyin çok daha güzel olacağı inancında. Öğrencisiyle kurduğu iletişimin ve sistemin aileyle etkileşim içinde bozulduğunu düşünüyor. (tabii bunun dışında kalan aileler de mutlaka var?) Böyle düşünen başkaları da var mı? Aileler olarak çocuklarımızın sınav sürecinde rolümüz ne olmalı? Sınırlarımızı ve çocuklarımızın sınırlarını neye göre belirlemeliyiz? Çocuklarımızın hayatıyla birlikte kendi hayatlarımıza da bir set mi çekmeliyiz? Çektiğimiz zaman çocuğumuz hayat başarısı elde edebilecek mi?
Şimdi bir karar verelim veliler olarak, bu seneyi de çocuklarımızın başında memur olarak mı geçireceğiz yoksa kendi hayatlarımızın değerini de bilerek ve bir daha asla şimdikinden genç olmayacağımızın da bilinciyle, yaşamdan zevk alarak kendi istediğimiz hedefleri gerçekleştirme doğrultusunda bu senemizi ve daha sonrakileri dolu dolu geçirip çocuklarımıza da bir rol model olma şansını mı yakalayacağız?
Kendi hayatlarımız için çabaladığımızda, enerjimizi kendi hedeflerimizi gerçekleştirmeye verdiğimizde, hayata bakış açımız değişecek ve çocuklarımıza da aslında en ihtiyaç duyacakları enerjiyi verebileceğiz. Neden çalışmaları gerektiğini, neden kendilerini hedeflerini gerçekleştirme doğrultusunda odaklamaları gerektiğini bizi dinleyerek değil gözlemleyerek fark edip anlayacaklar.
Günümüzde artık hemen her gün yepyeni mesleklerin oluştuğunu görmek mümkün. Ya da eski meslekler yollarına farklılaşarak, değişerek devam etmek durumundalar. En klasik mesleklerden biri olan öğretmenlik için ya da avukatlık ya da doktorluk için eski günlere göre beklentiler çok farklı ve değişken. Bilginin bu kadar hızlı üretildiği çağımızda hangi meslekte olursak olalım bu bilgiye ulaşma yollarını bilmemiz gerekiyor her şeyden önce? Bu kadar genişlemiş mesleki alanlarda, ilgilendiğimiz konuyla ilgili her türlü kitabı, dergiyi, eğitimi ve neye ihtiyacımız varsa onu rahatça bulabildiğimiz bir ortamda özgüvenimizi (kendimizin ve çocuklarımızın) yaratıcılığımızı, hayallerimizi, güçlü özelliğimizi beslemeye devam ettiğimiz sürece hayat başarısını ve mutluluğunu yakalamamız mümkün. Bunu yapan binlerce kişi var ve biz eğer yeterince gözlerimizi ve kulaklarımızı açarsak bu örneklerden en az bir tanesini her gün görme-farketme şansına sahibiz aslında?
Hadi gelin, bu seneyi çocuklarımız için önce kendimize ayıralım ve kendi hedeflerimize odaklanalım? Yapmayı bıraktığımız neler varsa ve hala bu konuda istekliysek neden şimdi olmasın???
Kariyer Koçluğu Programımız hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.