Eksi puan verArtı puan ver
+1 puan
1 oy
Loading ... Loading ...

?su kaynaklarınız doluyken, susuz kalırsam diye korkulara kapılmak

en giderilemeyecek susuzluk değil de nedir??

Halil Cibran

Eğitimlerde ve koçluk çalışmalarında uyguladığım çok sevdiğim bir çalışma var. Kişilerin uzak ve yakın gelecekleri üzerine düşünmelerini sağlayıp bir tasarım yaratmalarını bekliyorum. Kendilerini olmasını istedikleri geleceğin içinde hayal etmeleri için teşvik ediyorum. Bu tasarımı yaparken istedikleri kadar özgür olduklarını, önlerinde herhangi bir engel olmadığını söylememe rağmen, ilk önce bugünün koşulları içinde düşünüp ona göre bir gelecek tasarımı yapılıyor. Bu konuda kişileri tekrar yönlendiriyorum istedikleri gibi bir tasarım yapabileceklerine ilişkin olarak. Biraz zorlanarak da olsa ikinci ya da üçüncü denemede gerçek istekler ortaya çıkıyor, tabii çekinerekten. Bu tasarımın bir çok ayrıntısıyla ortaya çıkmasının ardından sorduğum soru şu oluyor: ?o günkü halinle bugünkü sana akıl vermen gerekse neler söylerdin??

Gerçekten ilginç sonuçlar alıyorum bu sorunun ardından. Zamanın değerini bilmek, boşa zaman harcamamak bir çok akıl verme metninde belki de tek ortak nokta. Geçen ay geçirdiğim ve etkileri hala da sürmekte olan zorlu bir dönemin ardından, aklıma bu soruyu kendime sormak geldi. Acaba ben 10 yıl sonra bugünkü koşullarını ve zorluklarını yaşayan bana neler söylerdim, ne akıllar verirdim? Kısa bir an düşündükten sonra gerçekten kalbimi rahatlatan şu cümleler parmaklarımdan kağıda döküldüler:

?unutma her şeyin bir çözümü ve kendi içinde bir zamanı var. Sen yapmak istediklerine odaklan yeter. Zamanını iyi değerlendir, çalışkan ol, artılarına odaklan. Yaşamının her anından hiç küsmeden keyif almaya çalış. Bir daha hiçbir zaman şimdikinden daha genç olmayacaksın. Tüm kaygı ve korkularını bir kenara bırakıp ?onları kendi zihninle yarattığının farkında olarak- Ne yapmak istiyorsan onu yap bir an önce! Eyleme geçme vakti şimdi ve eyleme geçmek için gerekli olan güç de sende !?

Şimdi siz de şöyle bir arkanıza yaslanın ve içinde bulunduğunuz koşullardan, durumlardan zihninizi uzaklaştırarak yıllar sonrasında kendinizi olmak istediğiniz sizi mutlu edecek bir fotoğrafın içine yerleştirin. Ve o yıllar sonraki siz şimdiki halinize acaba ne akıllar verirdi, neler söylerdi dürüstçe düşünün ve yazın. Sonra da kendi duygularınıza bir bakın, acaba herhangi bir değişiklik ? olumlu ya da olumsuz- oldu mu? Hatta bu kendinize söylediklerinizden bugün için eylem planı çıkartmak gerekse ilk yapacağınız şey ne olurdu?

Bugünü daha iyi değerlendirmek, bugünün sıkıntılarını ve sorunlarını daha rahat atlatabilmek ve gerçek isteklerimize doğru yol almak için bir farklı düşünce yöntemi ise şöyle olabilir: Bir grup insanın önünde bir konuşma yapacaksınız ve bu konuşma yaşama veda etmeden önceki son konuşmanız olacak. Bu dünyadan ayrılmadan önce çevrenizdeki kişilere neler söylerdiniz? Kendinizden geriye bu dünyada nasıl bir konuşma kalmasını isterdiniz?

İsterseniz bir örnek konuşma okuyalım: hastalığı nedeniyle yaşamının son günlerinde olan bir üniversite profesörünün, öğrencilerin karşısında verdiği ?son konuşma? isimli seminerindeki sözlerinden bir bölüm şunları ifade ediyor:

?Bir gün, düşündüğünüzden daha az zamanınız olduğunu fark edebilirsiniz. Bu yüzden başkasının değil kendi hayatınızı yaşayın. Başkalarının düşüncelerinin değil, kendi kalbinizin peşinden koşun.?*

Peki kalbimizin peşinden nasıl gideceğiz? Neler yapmamız lazım kalbimizin sesini doğru anlamak için? Bunu yapanlar var mı? Varsa mutlu oldular mı? gibi peş peşe bir çok soru bu yönergenin ardından geliveriyor. Çünkü kendi içinde bir çok risk de taşıyabiliyor kalbinin peşinden gitmek. Aslında kalbimizin peşinden giderek mutluluğu bulup bulamayacağımız biraz da beklentilerimizle ilgili değil mi? Kalbimin peşinden gitmeyi seçtiğimde sürekli bir iyilik güzellik hali midir beklediğim acaba? Yaşadığım hayal kırıklıklarının kökeni bu beklentiye mi dayalıdır acaba? Kalbimin peşinden gitmek de bir yaşam tarzı getirecek bana ve bu yaşam tarzında illa da illa iyilik daimi mi olmalı? Bu sorulara vereceğimiz yanıtlar belki de zihnimizi bu konuda biraz daha açacak ve bugünün kararlarını etkileyecek?

Mutlu ve keyifli bugünlere?.

HERŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın

Kanatların çırpındığı kadar hafif

Kalbinin attığı kadar canlısın

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç

Sevdiklerin kadar iyisin

Nefret ettiklerin kadar kötü

Ne renk olursa olsun kaşın gözün

Karşındakinin gördüğüdür rengin

Yaşadıklarını kar sayma

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna

Ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün..

Gülebildiğin kadar mutlusun

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin

Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.

Can Yücel

Kariyer Koçluğu programımız  hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.

İsim (gerekli)

Telefon (gerekli)

E-posta (gerekli)

Konu

İleti

captcha

2 Yorum
  1. ali
    7 Tem 2009 16:26

    bu şiir can yücel e ait onu yazı içerisinde belirtmenizi rica edeceğim

  2. Uyarınız için teşekkürler Ali Bey. Ricanız yerine getirilmiştir. Kolay gelsin.

Yorum Yapın

Web Analytics