Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapayalnız
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!…
İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Yahya Kemal Beyatlı (?Deniz Türküsü? adlı şiirinden)
Hayal kurmak ya da hayallerini gerçekleştirmeye çalışmak eskiden olduğu kadar ?korkutucu? değil son yıllardaki gelişmelerle. Gazete haberlerinde, dergilerde, televizyon programlarında, internet yayınlarında, hayallerini gerçekleştirmiş kişilerin hikayelerine rastlamak mümkün. Daha önceki yıllarda pek de benimsenmeyen ya da çok dikkate alınmayan ve daha çok olumsuz bir yargıyla üzerine konuşulan ?hayaller? konusu günümüzde hemen herkesin dilinde. Anne babalar, çocuklarının hayal güçlerini zenginleştirmek adına onları bir çok farklı çalışmaya dahil ediyorlar. Şirketler çalışanlarının yaratıcılıklarını geliştirmek için bir çok farklı uygulama yapıyorlar. Okullarda öğretmenler ya da yöneticiler bu konuya daha farklı bir yer ayırıyorlar. ?eski köye yeni adet getirme? ya da ?icat çıkarma? lafları bile unutuldu gitti ? tabii ki iyi ki de öyle oldu. Sokak reklamlarında ?Fikriniz çöpe gitmesin? mesajını görmek bile aslında bu değişimin en somut göstergelerinden biri. Galiba artık hayatımızı kolaylaştıran ve yaşanılır kılan her türlü ürünün en başında hayallerin-fikirlerin olduğu gerçeğini kabul etmeye başladık. Daha önceki yıllarda biraz küçümsenen, biraz hafife alınan ?hayalperest? insanlara yönelik hikayelere daha az rastlıyoruz. Bunun yerine sıra dışı yaşanmışlıkları biraz imrenerek biraz hayret ederek izliyoruz.
Hayalperest denilen kişilerin hafife alınma nedenleri ne idi? Bol bol konuşup, büyük fikirlerden bahsedip aslında hiçbir şey de yapmamak şeklinde açıklanabilir mi? Düşünceden eyleme geçişi görememek sanırım onların fazla ciddiye alınmamasını sağlıyordu. Edilgenlik boyutunun kalıcılığı?
Peki hayal kurmak gerçekten edilgen bir süreç mi? Evet belki de gözle görülür, elle tutulur herhangi bir eylem söz konusu olmadığı için ilk anda edilgen gibi duruyor. Gelecekle ilgili nasıl bir yaşam istiyorum sorusu hakkında düşünmeye ya da hayal kurmaya niyetlendiğimiz zaman bunun edilgen bir süreç olmadığını, beynimizin bu süreçte son derece etkin olduğunu anlayabiliriz. ?Nasıl bir yaşam istiyorsun?? sorusuna ?güzel bir yaşam istiyorum? cevabından biraz ötesini söyleyebilmek, bu soru üzerine bir parça da olsa odaklanmış ve düşünmüş dolayısıyla da hayal kurmuş olmayı gerektiriyor. Bu sorunun cevabını parmağımızı şıklatıp çok rahatlıkla veremeyebiliyoruz. İşte bu yüzden hayal kurmak çok aktif bir süreç.
Hayalini kurduğumuz isteklerimize ulaşmak ise yine aktif bir süreci gerektiriyor. Ve bu aktif süreç belki de çoğu zaman bizi zorlayan, hatta zaman zaman isyan noktasına getiren bir süreç de olabilir. Hayallerimizi ulaşmak istediğimiz hedeflere dönüştürdüğümüzde farklı boyutlarda risklerin de olduğu bir yolculuğa başlıyoruz. Ve bu yolculuk çoğu zaman söylendiği gibi romantizm içeren bol güzelliklerle dolu olmayabiliyor. Thomas Edison yıllar yıllar önce ?Yaratıcılık %1 esinlenme, %99 çalışmaktır? diye buyurmuştu. Hayallerimizi gerçekten yaşamak istiyorsak bu hayallere giden yolu adım adım planlayıp, var olan engelleri temizleyip çalışmaya başlamamız gerekiyor. Biz hayal kurduk diye gerçekleşmesi için yolumuza kırmızı halılar döşenmiyor ne yazık ki.
Bir de inanç meselesi var. Bazen gerçekleşmesini çok istediğimiz hayallerimizin gerçek olabileceğine ilk başta kendimiz inanmıyoruz. İnanmadığımız bir şey için ne kadar çaba gösterebiliriz ki? Ya da yolumuza çıkan ilk engelle neden vazgeçmeyelim ki yürüdüğümüz yoldan?
Ünlü yazar Paulo Coelho hayal ve inanç bağlantısını kendi yaşamından çok güzel örneklemiş:
?Bence herkes kendi hayalini aramak için birçok şeyden vazgeçmeye hazır olmalı. Ben, başlangıçta kendi hayaline inanmayanlara bir örneğim: Yazar olma hayalimi gerçekleştirmek, sadece yazarak yaşamak için gereken özgüvenden yoksundum. Yazmak ve para kazanmak benim için uzun zaman bir araya getirilemeyecek iki eylemdi. Ancak yavaş yavaş anladım ki, eğer ikisini yan yana götürmeye devam edersem, daima bana maddi güvence sağlayan işlere öncelik vereceğim, bana mutluluk verenlere değil. Yirmi yıldan sonra, her şeyi birden riske atmaya karar verdim. Hiçbir risk almayan, varması gereken yere hiçbir zaman varamaz. Hayat, sonucunu bilmediğimiz bir bahistir. Ama günlerin anlam ve mutlulukla doluysa, kazanmışsın demektir. Oysa toplumsal kabul gördüysen ama yaptığın iş sana mutluluk vermiyorsa ve o işin hiçbir anlamı olmadığını düşünüyorsan, bu, kaybettiğini gösterir.? 11/01/2008 Paulo Coelho
Hayalleriniz ve hayallerinize inancınız bol olsun?.
Kariyer Koçluğu programımız hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.
Bu Tarz Yazılar çok HOsuma Gİdiyor..
Tskler
İlginize teşekkür ederim, sevgilerimle