Eğitişim Kariyer Enstitüsü ile birlikte, ?Hayatı Doldur? etkinlikleri kapsamında bir süredir farklı illerde farklı üniversitelerde farklı bölümlerden öğrencilerle ?Kariyer Pusulası? çalışması için bir araya geliyorum. Gençlerin geleceklerine ve kariyerlerine bakış açılarını öncelikle daha olumluya odaklamalarını; ?Türkiye koşulları?, ?kriz var? gibi engelleyen düşüncelerden ziyade ?ben ne yapmak istiyorum??, ?nasıl bir işte mutlu ve başarılı olurum?? gibi kendilerini daha fazla tanımalarına yönelik düşünmelerini; ?gelecek? kavramının hazırlanmış ve bizim gittiğimiz bir yer olmaktan öte tasarlanacak ve üzerinde çalışılacak bir alan olduğunu fark etmelerini ve güçlü yanlarını fark ederek ve daha da güçlendirerek hayal ettikleri geleceğe ulaşabileceklerine inanmalarını sağlamaya yönelik 3 saatlik bir çalışma gerçekleştiriyorum. Çok keyifli geçirdiğim 3 saatin sonunda öğrencilerin gelecekleri ve özellikle kariyerleriyle ilgili daha net bir zihinle salondan ayrılmalarını hedefliyorum.
Tüm bunları ilgiyle ve gerçekten anlamaya yönelik dinleyen bakışlarla da karşılaşıyorum, söylenilenlerin ya da yapılan uygulamaların çok da değmediğini hissettiğim bakışlarla da?
Üniversite öğrencilerine bakıyorum ve görüyorum ki bir zamanlar kapısından girebilmek için belki de çok fazla stres yaşadıkları, emek verdikleri, hayaller kurdukları üniversitede olmanın sanki çok da hakkını vermiyorlar ya da tadını bile çıkarmıyorlar. ÖSS hazırlık dönemlerinde ?ah bir üniversiteye girebilsem neler yaparım? cümleleri unutulmuş şimdi bir başka sonuç beklenerek ?ah bir mezun olsam neler yaparım?? cümleleri konuşulmaya başlanmış. Sanki hayat sadece varılacak sonuçlarla anlamlı olacakmış gibi. Sanki içinde yaşanılan zamanın hiçbir anlamı ve değeri yokmuş gibi.
Çok farklı öğrenci profilleriyle de karşılaşıyorum. Beni en çok etkileyenlerden biri ise açık öğretim öğrencisi olduğu halde sürekli derslere giren, üniversitenin tüm sosyal faaliyetlerinin içinde olan, diğerlerine göre çok daha fazla okulda olan bir öğrenci.İçinde bulunduğu sınırlamaları hiç görmemiş ve sürekli bu sınırları bozmuş. ?ben açık öğretim öğrencisiyim, evde otururum? demeyip üniversite hayatını sonuna kadar yaşamaya çalışıyor, belki de sürecin hakkını veriyor. Beni pırıltılı bakışlarıyla etkileyen bir başka öğrenci iseorganik tarım mezunu, gerçekleştirmek istediği çok şey var, çok bilinçli bir tercihle üniversiteye girmiş ve de başarmış fakat bir konu var ki o koşmak isterken onu sımsıkı tutuyor: ailesi. Kızlarının yanlarında kalmasını istiyorlar. Çok da iyi niyetle ?biz sana çiftlik açarız, niye başka yerlerde yıpranacaksın?? diyorlar? Bu da direk sonuca gitmenin süreci yaşayamamanın ya da yaşatmamanın bir başka örneği. Nice örnek, her biri hem çok benzer hem de çok farklı. Bir şey var ki yaşadığı anın, ortamın, koşulların hakkını verenler ileride de mesleklerinde yine artık alışkanlık olmuş tavırlarını sürdürecekler.
Üniversiteye giriş sınavlarına bu kadar az kalmışken, bir çok öğrenci ve veli için stres belki de doruk noktasına çıkmış iken, tüm dikkatler sonuca yönelmiş iken ve öğrenciler ?ne olursa olsun aynı stresli seneyi bir daha yaşamak istemiyorum? diye düşünürlerken ?bulunduğunuz anın hakkını verin? cümlesi çok da iyi hissettirmeyebilir. Bunun farkındayım ve bununla birlikte sınava hazırlanan ve kaygıyı / stresi üst boyutta yaşayan öğrencilerin ve velilerin de şunun farkında olmalarını sağlamak asıl amacım: ÖSS sınavı sonuç ne olursa olsun her şeyin bittiği an değil. Asıl mesele zaten ondan sonra başlayacak. ÖSS sınavından alınacak sonuç hayatın tek anlamı ve tek gerçeği değil. Hayattaki başarı ve mutluluğun da tek yolu değil. Evet çok önemli, iyi bir kariyer yapmanın bir adımı, dünya görüşü kazanmanın, farklı çevrelerde ve ortamlarda olmanın bir yolu fakat tek yolu tek seçeneği değil. ÖSS sınavından aldığımız sonuç her ne ise önümüzde bir ya da birkaç yol açılacak. Önemli olan bu farklı seçenekleri görebilmek, evet sınavı kazanamadığımız gerçeğiyle bile karşılaşsak önümüzdeki yolları ve fırsatları görebildiğimiz zaman hayat önümüzde yaşanası ve tat alınası bir süreç olarak uzanacak.
Öğrenciler ve veliler ?her ne kadar zor olsa da ? rahat olabilmeyi ve biraz daha geniş açıdan bakabilmeyi başarabildikleri noktada sınav süreci de korkulu bir rüya olmayacak belki de. Bu söylediğim şeyin bir çoklarınız için zor olduğunu biliyorum bununla birlikte yine de sınava yönelik farklı bir bakış açısı geliştirmenin biraz gayretle mümkün olabileceğini düşünüyorum ukalalık yapıyor olma riskini de göze alarak. Bu farklı bakış açısının neye odaklanarak mümkün olacağı da galiba bu yazının başlığında gizli?