Bilgi ve teknoloji çağını yaşadığımız günümüzde, işletmeler için insanın önemi, var olmanın ve büyümenin temel koşulu olarak görülmektedir.Araştırmalar, ülkemizde yöneticilerin büyük çoğunluğunun otoriter yönetim anlayışı benimsediğini,çalışanların ise demokratik ve danışan yönetici istediğini göstermektedir. Çalışanların sırasıyla danışman, babacan, demokrat ve otoriter yöneticileri tercih ettikleri vurgulanmakta, bu doğrultuda en az otoriter yönetici tipinin tercih edildiği görülmektedir. Böylelikle; çalışanların karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmak istedikleri, şeffaf karar alma gereksinimi duydukları anlaşılmaktadır.
Yöneticilerin sayısı işe odaklanmaları çalışanların motivasyonunu olumsuz etkilemekte, yönetimle çalışanlar arasında derin uçurumlar yaratmaktadır. Çalışanlara yaratıcılıklarını kullanabilecekleri bir ortam sağlamak, çalışanların görüşlerinin önemli olduğunu ve üst yönetimce değerlendirildiğini hissettirmek, yalnızca parasal (maddi) ödüllendirmeleri kullanmamak, insan kaynaklarına önem vermek ile mümkün olabilmektedir.
İnsan kaynakları yönetiminin başarısında; liderin güçlü ve farklı kişilik özellikleri (koruma, yaratıcılık, açıklık, güven, bilgi ve vb) , üstün örgütleme yeteneği ( insan merkezli olma, yetki devri, hedef oluşturma, örgütü bütün olarak görme vb.), etkin insan gücü yönetimi (motivasyon yaratma, takım oluşturma, ödüllendirme, iletişim vb) ve kurumsal gücü (müşteri odaklı düşünme,kalite duygusu,yatay hiyerarşi, değişime ve öğrenmeye açıklık vb.) önemli rol oynamaktadır.
Dünyanın önde gelen “headhunter” şirketlerinden H. Neumann International yöneticilerinden Tom Acuff, insan kaynaklarına yöneticilerinin kendileri şu alanlarda geliştirmelerini önermektedir: