?Bence aslolan, hangi şekilde olursa olsun, insanın, olabildiğince, kendisini kendi olarak hissedebileceği bir hayatı sürdürmeyi gerçekleştirebilmesi. Bir yandan da hayatın bir süreç olduğunu, kendimizi her an kendimiz olarak hissetmemizin mümkün olamayacağını, hayatın inişleri ve çıkışları olduğunu kabul ederek.? HAYAT, Engin Geçtan, s:80
Krizin etkisini yeni yeni hissettirmeye başladığı günlerde izlediğim bir haber programı, kriz nedeniyle işin ayrılmak zorunda kalmış bir İnsan Kaynakları Yöneticisi?nin garson olarak çalışmaya başlamasıyla ilgiliydi. Bahsedilen kişinin yorumları ilginçti: ?bu dönemde kendi alanımda istediğim pozisyonda iş bulmam neredeyse imkansızdı. Bir süre şansımı denedim fakat olmayacağını anlayınca para kazanmam için ne yapabilirim diye düşündüm. Karşıma bu iş çıktı. Sonuçta hayatımı sürdürmek için çalışmam gerekiyor. Önemli olan da bu. Durum farklılaşınca tekrar kendi alanıma dönebilirim.? Duruşu, kendini ifade edişi, yaptığı iş ne olursa olsun kendisini kendisi gibi hissettiğini gösteriyordu. Hayatının belki de iniş döneminde olduğu günlerde de daha önceleri olduğu gibi özgüvenini koruyordu.
?Gelecek?; hemen herkes için önemli ve bir o kadar da merak uyandıran bir kavram. Okumaya devam etmeden önce bu sözcüğün size neler çağrıştırdığını bir an düşünmenizi rica ediyorum.
Üniversitelerin kariyer günleri kapsamında gerçekleştirilen seminerlerde gençlere bu soruyu sorduğumda, aldığım cevap öncelikle olumsuz kavramlar üzerindendi: ?kaygı, korku, endişe?? Arada çekimser bir sesle ?umut? diye söz alanlar da oldu. Gelecekten beklentiniz nedir sorusuna ise verilen cevaplar arasında ?güven duymak, başarı ve mutluluk? vardı.
?Güven? sözcüğü belki ?gelecek? deyince aklımıza ilk gelen kavram değil ama ?gelecekten beklentilerimiz? sorulduğunda ilk sırada yer almaya aday. Herkes öncelikle geleceğe güvenle bakmak istiyor. İçinde bulundukları anın tadına varmaları ve huzur bulmaları büyük ölçüde ?gelecek? ve ?güven? kavramlarının yan yana gelmesine bağlı.
İçinde bulunduğumuz ortamda ?kriz? sözcüğü kapanan iş yerleri, gerçekleştirilen toplu işten çıkarmalar, kısıtlanan harcamalar ve ödeneklerle günden güne etkisini daha da yoğun hissettirirken, öğrencilik hayatlarının sonlarına merdiven dayamış üniversiteliler nasıl bir psikoloji yaşayabilirler ki? Hani mümkün olsa da öğrencilik bitmese ve de işsizlik açmazıyla karşılaşmasak duygusuyla yer alıyorlar kariyer yolculuklarının başlarında. Kaldı ki kriz ortamında olmasak dahi iş hayatına katılmaya aday herkes için gelecek kariyerleri soru işaretleriyle dolu oluyor genellikle.
Diğer yandan kariyer yolculuklarının daha başlarında olanlar için – örneğin OKS (artık SBS) sınavına hazırlık aşamasındaki öğrenciler için – en zoru içinde bulundukları kendi durumları. Kendilerini üniversite sıralarında hayal etmek bile onlar için geleceğe güvenle bakmanın yolu.
ÖSS?ye hazırlık öğrencileri ise kendi işlerinin çok zor olduğunu çünkü hayatları yani gelecekleri için karar vermek durumunda olduklarını düşünüyorlar. ?şu üniversiteye bir kapak atsak tamamdır bu iş? diyor iç sesleri. Üniversite sıralarına yerleşmiş ve kariyer yolculuklarının başındaki kişilerden ise duyduklarım şunlar: ?üniversite bitiyor, öğrencilik bitiyor, ben şimdi ne yapacağım? Bu kriz ortamında nasıl iş bulacağım? Bulsam da bulduğum iş beni tatmin edecek mi?? Meslek hayatına başlamış kişilerde ise farklı farklı endişe odakları ve huzursuzluklar olduğunu görebilmek mümkün. Yeni işe başlayan yükselme derdinde, yükselmiş olan yerini koruyabilme derdinde, emekliliğe yaklaşmış olan ise iş hayatı bittiğinde ne yapacağını, nasıl geçineceğini düşünmekte?. Sanırım bardağın boş tarafını gördükçe iç açıcı bir şey bulmak zor.
Hemen herkes bugün ne yapıyorsa ve neyle uğraşıyorsa bunu geleceğini güvenle inşa etmek amacıyla yapıyor. Fakat ne zaman beklediği gelecek gelse daha o güvenin tadına varamadan bir sonraki adımın güven inşasına başlaması gerekiyor.
Geleceğimiz için okul sıralarında dirsek çürütmüyor muyuz? Geleceğimiz için yaşamlarımızı bugünden yarına erteleyip her sene farklı şekillerde önümüze çıkan sınavlara hazırlanmıyor muyuz? Geleceğimiz için duygularımız ve asıl gönlümüzde yatan aslanları bir kenara bırakıp günün trendleri arasında yer alan para ve statü kazandıracak mesleklere yönelmiyor muyuz?
Kendimize güven duyabileceğimiz bir gelecek kurmak için, her birimiz farklı yollardan gitsek de çok emek veriyoruz. Ama belki de kendimizi kendimiz gibi hissedebileceğimiz hayata yakınlaşmak ve özgüvenimizi beslemek yönünde olmuyor çabalarımızın çoğu. Geleceğe doğru güvenli adımlar atma peşinde koşarken, odak noktamızı kendi gerçek isteklerimize yeterli miktarlarda çeviremediğimiz için, kendimizi kendimiz gibi hissedemediğimiz alanlarda özgüvenimizi beslemeyi unutabiliyoruz. Dışsal faktörlere bağladığımız hayatlarımız ise her tür krizden etkilenir hale geliyor.
Dışsal faktörler ne olursa olsun, nerede kalmışsak oradan başlayıp, tekrar kendi istediğimiz geleceği tasarlayabilme özgüvenini hiç kaybetmemek dileğiyle?
?En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir,
geçmisinizdeki HAYAL kırıklıklarını ve
hataları silmezseniz hayatın içinde ilerleme şansınız olmaz…?