11. Odaklanın. Çok görevliliğe fazlasıyla odaklanıp hiçbirşey yapamaz hale mi geldiniz? Öyleyse her seferinde bir işe odaklanın. Kullanmadığınız tüm uygulamaları kapatın. Tarayıcınızda dikkatinizi dağıtan tüm sekmeleri kapatın. Sadece ne yaptığınıza odaklanın. Böylece çok daha etkin çalışabilirsiniz.
12. Dikkat dağıtan şeyleri engelleyin. İşinizi yaparken dikkatinizi ne dağıtıyor? Anlık mesajlar mı? Çalan telefon mu? Kısa mesajlar mı? Bugünlerde çevrim içi sohbet ortamlarına neredeyse hiç girmiyorum. Sadece herhangi bir iş yapmayacaksam giriyorum, onun dışında çok dikkat dağıtıyor. Önemli işler yaparken, telefonumu da kapatıyorum. O arada gelen aramalar kaydediliyor ve önemli birşeyse geri arıyorum. Daha iyi konsantre olmamı sağlıyor.
13. Harcadığınız zamanı takip edin. Egg Timer basit bir çevrimiçi zaman sayacı. İzlemesini istediğiniz süreyi yazıyorsunuz (örneğin “30 dakika” ya da “1 saat”), o da arkaplanda geri…
Genelde zamanlamanız iyi midir, kötü mü? İşleri öngördüğünüz zamanda mi bitirirsiniz? Rapor ya da görevinizi zamanında mı teslim edersiniz? Yapmak istediğinizi teslim tarihi gelmeden halledebilir misiniz? Zamanı yönetmede iyi misinizdir?
Eğer bu sorulardan herhangi birine cevabınız “hayır” ise, zamanı istediğiniz kadar iyi yönetemiyorsunuz demektir. Bu konuda daha iyi olmanız için size 20 ipucu:
Başarılı bir şekilde başarısız olmayı öğrenmek ve hatalardan maksimum karı elde etmeyi öğrenmek istiyorsanız, o halde aşağıdaki 5 maddeyi dikkate almalısınız:
Belirli bir yaşa gelene kadar en çok kritik ettiğimiz insanlar ebeveynlerimizken iş yasamındaki bir kaç yıldan itibaren en çok patronumuzu yöneticimizi eleştirmeye başlıyoruz. Neden mi?
Biz onlardan daha iyi biliyoruz ve bize yetki verselere bir ağaç dalı ile dünyayı yerinden oynatabiliriz ancak onlar görmüyolar ve görmedikleri gibi, benim dediğim olsun diye inatçılar. Ya siz!
Tüm bunları düşünürken kendi dediğiniz olsun diye inat etmiyor musunuz? Onların patronajını hiçe sayıp, otoriteye saygısızlık etmiyor musunuz? Sizi işe alan, ilk günlerde patron olduğunu kabul ettiğiniz kisşiye gücünü kullanma izni veriyor musunuz? Bence HAYIR! Hal böyle olunca bir yönetici gücüne saygı göstermeyen, isyankar, tecrübeye karşı duran bir genç insana daha fazla yetki verir mi? Ancak güce ve yetkiye, karar vericilere saygı duyduğumuzda, saygı duyduğumuz bu şeyler bizim…
Forrester Araştırması,pazarlamanın yatırımın geri dönüşü üzerindeki etkisini değerlendirmek için 2 temel kategori olduğunu belirtmiştir:
Markalaşma: Buna bir şirket imajına dair stratejik farkındalık için girişilen tüm eylemler dahildir. Forrester, en etkili 10 pazarlama taktiğinin (etki sırasına göre) şunlar olduğuna karar vermiştir:
1. Şahsi etkinlikler
3. Sektöre yönelik / ticari dergiler
4. Alışveriş yayınları
5. Televizyon
6. Online pazarlama
7. Doğrudan Posta
8. Basılı bültenler
9. Genel iş dergileri
10. Gazeteler
Yönetim jenerasyonu: Bunlar bir satışı kapamak için uygun olan nitelikli yönetimler geliştirmeye yönelik eylemlerdir. Forrester araştırması, en etkili 10 pazarlama taktiğinin (etki sırasına göre) şunlar olduğuna karar vermiştir:
1. Şahsi etkinlikler
2. Sektöre yönelik dergiler
3. Halkla ilişkiler
4. Online pazarlama
5. Doğrudan posta
6. Ticari yayınlar
7. TV
8. Basılı bültenler
9. Genel iş dergileri
10. Gazeteler
Şimdi CEO’lara, yönetim jenerasyonu içinde neyin işe yaradığını söyleyen diğer “mutlaka okunması gereken” şeyi göz önünde bulundurun. Bu Marketing Sherpa‘nın Yıllık Bilgi Teknolojileri Pazarlama Ölçüsü Araştırmasıdır. Her yıl, en etkili yönetim jenerasyonu…
Özellikle okul sonrası ilk iş tecrübeleri, hayatınızın kalan kısmında ne yapacağınız ve nerede olacağınızla birebir ilintilidir. Türkiye’de ki işletmelerin yüzde 99.8′ini KOBİ’lerin oluşturduğu göz önüne alınırsa, ilk girdiğiniz işyerlerinin şirket sahibi tarafından yönetilen bu küçük ya da orta boy işletme olması da çok olası. Burada edineceğiniz iş yaşamı kültürü, geleceğinizide önemli ölçüde şekillendirecektir. Bu nedenle, evet denemeden göremeyeceksiniz belki, ama patronunuzu doğru seçin. Patronunuz size aşağıdaki kriterde sorun çıkarıyorsa, yol yakınken dönmenizi tavsiye ederim.
DUYGUSALLIK ve PROFESYONELLİK
Bazı patronlar duygusaldır. Bunlar karar ve yargılarını duygularına göre verdikleri için iş hayatında olması gereken küsme, kafayı takma, kinlenme gibi geçici olması gereken duyguları uzatırlar ve yoğunlaştırırlar. Böyle patronlara denk gelirseniz, parayı ve kariyeri düşünmeden ayrılın. Taviz vermeyen bir yapınız varsa,önünüz şimdi olmasa bile sonra…
Bilgi ve teknoloji çağını yaşadığımız günümüzde, işletmeler için insanın önemi, var olmanın ve büyümenin temel koşulu olarak görülmektedir.Araştırmalar, ülkemizde yöneticilerin büyük çoğunluğunun otoriter yönetim anlayışı benimsediğini,çalışanların ise demokratik ve danışan yönetici istediğini göstermektedir. Çalışanların sırasıyla danışman, babacan, demokrat ve otoriter yöneticileri tercih ettikleri vurgulanmakta, bu doğrultuda en az otoriter yönetici tipinin tercih edildiği görülmektedir. Böylelikle; çalışanların karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmak istedikleri, şeffaf karar alma gereksinimi duydukları anlaşılmaktadır.
Yöneticilerin sayısı işe odaklanmaları çalışanların motivasyonunu olumsuz etkilemekte, yönetimle çalışanlar arasında derin uçurumlar yaratmaktadır. Çalışanlara yaratıcılıklarını kullanabilecekleri bir ortam sağlamak, çalışanların görüşlerinin önemli olduğunu ve üst yönetimce değerlendirildiğini hissettirmek, yalnızca parasal (maddi) ödüllendirmeleri kullanmamak, insan kaynaklarına önem vermek ile mümkün olabilmektedir.
İnsan kaynakları yönetiminin başarısında; liderin güçlü ve farklı kişilik özellikleri (koruma, yaratıcılık, açıklık, güven, bilgi…
Duygularınızı yönetmeyi öğrenmek aslında yüksek bir farkındalık ve yüksek bir duygusal zeka sayesinde olmaktadır. Yüksek bir duygusal zekaya sahip değilseniz üzülmeyin, tüm zekalarınızı geliştirmenin yolları vardır. Buradaki basit gözüken ve basit olan ama hayat değiştiren yöntemleri kullanırsanız duygusal zekanız hızla yükselecektir.
Duygusal zekanızın yükselmesi için öncelikle duygular, duyguları nasıl algıladığınız ve onları nasıl yorumladığınız ile ilgili bilgilere gelince:
Duygular hayatın ateşleyicisidir denir. Duygular bize yaşadığımız hissettirir. Ve hayatın en büyük ödüllerindendir.
Duygular aslında evrenin dilidir ve size yol gösteren içsel bir pusuladır. Evet duygular aslında her birimizin içinde olan bir yönlendirme sistemidir. Düşüncelerimizi her zaman görebilmemiz mümkün değildir. Hele bilinçltında dönen düşünleri anlayabilmek çok zordur. Duygular bize zihnimizden geçen düşüncelerin, bilinçli ya da bilinçsiz ne yönde olduğunu işaret ederler.
Temelde iki tip duygu vardır: İyi duygular…
Küresel bir şirketteki yöneticilere bir haftalık yoğun bir koçluk haftasını daha yeni bitirdim. Müşterilere şu basit soruyu sordum: İçe dönük bir lider misiniz, yoksa dışa dönük bir lider mi?
Bu soruyla şunu kastediyorum: Ekiple (ya da ekibin bir parçası olarak) ne kadar zaman geçiriyorsunuz, şirketin bütünüyle ne kadar uğraşıyorsunuz? Basit bir soru gibi görünebilir, ama yöneticiler bu konuyu nadiren düşünür. Fakat bu konuyu düşünmek önemlidir, çünkü bu tek soru sizin (ya da patronunuzun) çalışma biçiminiz ve etkinliğiniz hakkında diğer pek çok soruyu cevaplayabilir.
Yöneticiler genelde üstlendikleri yol, kişilikleri ya da şirket kültürünün gereği olarak belirli bir alana yönelirler. Örneğin bir kalite kontrol yöneticisi doğal olarak daha içeriye odaklıdır, iletişim direktörü ise şirketin tamamıyla ilgilenir. Bu iki rol farklı kişilikler gerektirir. Benzer şekilde, bazı şirketler yaptıkları işin…
Mükemmel bir dünyada çalışanlar, size ve şirketinize daima güvenecektir. Tüm çabalarınıza rağmen güven kolaylıkla eriyebilir. Bu kötü haber. Ama iyi haber de şu ki güven tekrar düzeltilebilir. Güveni yeniden nasıl kurarsınız?