<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitişim Blog &#187; kriz</title>
	<atom:link href="http://www.egitisim-blog.com/etiket/kriz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.egitisim-blog.com</link>
	<description>Kariyer Rehberi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Sep 2010 12:47:31 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Finans Eğitimi: Borsa yatırımcısına 5 çok önemli uyarı</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-borsa-yatirimcisina-5-cok-onemli-uyari/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-borsa-yatirimcisina-5-cok-onemli-uyari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 11:53:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eğitişim Kariyer Enstitüsü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Finans Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[bilanço]]></category>
		<category><![CDATA[cazip sektörler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Finans]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[temettü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1062</guid>
		<description><![CDATA[
<li><strong>Temettüye Dikkat: </strong>Yıl sonu bilançolarıyla birlikte <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Temettü" target="_blank">temettü </a>konusu gündeme gelecek. Yüksek nakit temettü sahip <a href="http://www.egitisim.com.tr" target="_blank">şirket</a>lere, özellikle kurumsal fonlar ilgi gösterecek. Tüpraş buna iyi bir örnek. Yine <a href="www.turktelekom.com.tr?phpMyAdmin=nGvFO6o5cHTUq9Zu5VpD9O1WkKd" target="_blank">Türk Telekom</a>, <a href="www.turkcell.com.tr?phpMyAdmin=nGvFO6o5cHTUq9Zu5VpD9O1WkKd" target="_blank">Turkcell</a>, spor şirkeleri yüksek temettü verimine sahip şirketler. <strong>Bu şirketlerin hisselerini almak, </strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tahvil" target="_blank"><strong>tahvil </strong></a><strong>almakla aynı.</strong> Risksiz ve iyi getirisi var.</li>
<li><strong>Bilançoyu iyi okuyun:</strong> Konsolide olmayan 2008 yıl sonu bilançoları mart ayında, konsolide olanlar ise nisan ortasında tamamladı. Ancak <strong>bu dönemlerde piyasanın volatilitesi yüksek olacak.</strong> Riskli bir dönem. Bu riskli dönemde de süpriz yıl sonu karlarına oynayacağını sanmıyorum.</li>
<li><strong>Avrupa&#8217;yı izleyin:</strong> Krize karşı ABD daha önce ve sert tedbirler aldı. Krize önce giren ve ciddi tebdirler alan <strong>ABD, krizden ilk çıkan ülke olacak.</strong> Enflasyon endişeleri nedeniyle faiz düşürmekte başlarda direnen <strong>Avrupa ise krizden daha geç çıkacak.</strong> Türkiye&#8217;nin ihracatının önemli bir bölümünün Avrupa&#8217;ya&#8230;</li>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ol style="text-align: justify;">
<li><strong>Temettüye Dikkat: </strong>Yıl sonu bilançolarıyla birlikte <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Temettü" target="_blank">temettü </a>konusu gündeme gelecek. Yüksek nakit temettü sahip <a href="http://www.egitisim.com.tr" target="_blank">şirket</a>lere, özellikle kurumsal fonlar ilgi gösterecek. Tüpraş buna iyi bir örnek. Yine <a href="www.turktelekom.com.tr?phpMyAdmin=nGvFO6o5cHTUq9Zu5VpD9O1WkKd" target="_blank">Türk Telekom</a>, <a href="www.turkcell.com.tr?phpMyAdmin=nGvFO6o5cHTUq9Zu5VpD9O1WkKd" target="_blank">Turkcell</a>, spor şirkeleri yüksek temettü verimine sahip şirketler. <strong>Bu şirketlerin hisselerini almak, </strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tahvil" target="_blank"><strong>tahvil </strong></a><strong>almakla aynı.</strong> Risksiz ve iyi getirisi var.</li>
<li><strong>Bilançoyu iyi okuyun:</strong> Konsolide olmayan 2008 yıl sonu bilançoları mart ayında, konsolide olanlar ise nisan ortasında tamamladı. Ancak <strong>bu dönemlerde piyasanın volatilitesi yüksek olacak.</strong> Riskli bir dönem. Bu riskli dönemde de süpriz yıl sonu karlarına oynayacağını sanmıyorum.</li>
<li><strong>Avrupa&#8217;yı izleyin:</strong> Krize karşı ABD daha önce ve sert tedbirler aldı. Krize önce giren ve ciddi tebdirler alan <strong>ABD, krizden ilk çıkan ülke olacak.</strong> Enflasyon endişeleri nedeniyle faiz düşürmekte başlarda direnen <strong>Avrupa ise krizden daha geç çıkacak.</strong> Türkiye&#8217;nin ihracatının önemli bir bölümünün Avrupa&#8217;ya olduğu düşünüldüğünde, bu durum ihracatçı şirketler açısınmdan olumsuz bir tabloya işaret ediyor.</li>
<li><strong>Banka hisseleri önemli:</strong> Bankacılık sektörüne ilginin devam etmesini bekliyorum. Aşağı çekilmelerde,2001 krizinde yeniden yapılanan güçlü<strong> bankacılık sektörünü, güvenli liman olarak görüyorum.</strong> Trade hareketlerinde de bu sektör öne çıkacak.</li>
<li><strong>Cazip sektörler: </strong>Hizmet, gıda, enerji, telekom gibi sektörler istikbal vaat ediyor. Gerçek yatırımcı bu sektörlerde, geri çekilmelerde kademeli pozisyon tutabilir. Bu sektörler orta uzun vadede iyi getiri fırsatları sunar.</li>
</ol>
<p>Finans Eğitimlerimiz hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Ffinans-egitimi-borsa-yatirimcisina-5-cok-onemli-uyari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-borsa-yatirimcisina-5-cok-onemli-uyari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Finans Eğitimi: Kriz, yaratıcı ve mücadeleci bir şekilde aşılabilir</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-kriz-yaratici-ve-mucadeleci-bir-sekilde-asilabilir/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-kriz-yaratici-ve-mucadeleci-bir-sekilde-asilabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 21:40:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Kaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Finans Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Finans]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=2040</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: right;">Sadece bir kaç yatırımcı ne satın aldığını biliyordu,coğunun tek bildigi,aldığı şeyin yeni olduğuydu</p>
<p style="text-align: right;">richard sennett</p>
<p>Ekonomik kriz 20. yüzyilda bir kültür halini almış durumda. Buna sebep ise insanların ne olduğunu bilmeden alıp satması. Son zamanlarda insanların bu alıp sattığı şeylere ekonomistler terim anlam olarak “taşınabilir değerler” diye isimlendiriyor.</p>
<p>Bizim anlamanız gereken ise Türk borsasında aldığımız bir hisse senedini, aynı gün içersinde ister New York borsasında,ister Yokyo ister Madrid borsasında satabilme keyfiyatımız. Aslında “keyfiyat” yerine macera tutkusu ya da dünyanın sonunu getirme çabası da diyebiliriz. Neden? Çünkü;siz ne aldığınızı bilmediğiniz o kağıtlarla oynayıp tomarla para kazanırken, maliyetini dünya ekonomisi ödüyor.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki biz özgürce hareket etmeden önce de kriz oluyordu. Evet oluyordu. bu alım satım işlemleri kısıtlıyken  1945-70 yılları arasında dünyada 58 kriz oldu,&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">Sadece bir kaç yatırımcı ne satın aldığını biliyordu,coğunun tek bildigi,aldığı şeyin yeni olduğuydu</p>
<p style="text-align: right;">richard sennett</p>
<p>Ekonomik kriz 20. yüzyilda bir kültür halini almış durumda. Buna sebep ise insanların ne olduğunu bilmeden alıp satması. Son zamanlarda insanların bu alıp sattığı şeylere ekonomistler terim anlam olarak “taşınabilir değerler” diye isimlendiriyor.</p>
<p>Bizim anlamanız gereken ise Türk borsasında aldığımız bir hisse senedini, aynı gün içersinde ister New York borsasında,ister Yokyo ister Madrid borsasında satabilme keyfiyatımız. Aslında “keyfiyat” yerine macera tutkusu ya da dünyanın sonunu getirme çabası da diyebiliriz. Neden? Çünkü;siz ne aldığınızı bilmediğiniz o kağıtlarla oynayıp tomarla para kazanırken, maliyetini dünya ekonomisi ödüyor.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki biz özgürce hareket etmeden önce de kriz oluyordu. Evet oluyordu. bu alım satım işlemleri kısıtlıyken  1945-70 yılları arasında dünyada 58 kriz oldu, lakin 70′den sonra bu finansal kısıtlamaların  kaldırılmasından sonra olan kriz sayısı 378. son yaşanan krizi önceden gören ekonomi babamız David Harvey bu finansal serbestlik hala daha devam ettiği için 2014′de daha ölümcül ve süründürücül  bir kriz olacağını iddaa ediyor.</p>
<p>O kadar kriz de kriz dedim. Bari bir kriz hikayesi paylaşalım.</p>
<p>Sene 2001. Arjantin ekonomisi patladı patlayacak. Ülke finansal kumarbazların elinde oynatılıyor. Başrollerde IMF ve dünya bankası, onlara eşlik edenlerse kara vijdanlı bol bol nakit sahibi yerliler. Bunlar oyuna ülkenin parası pesoyu değerli tutarak başladılar. Maksat belli; ülkede üretilen ürünler yerine uluslararası şirketlerden mal almak,çünkü daha karlı. Bu arada bir anda çok fazla değerlenen peso hemen dolara çevrilip ülke dışından gelen mallara yatırılınca fabrikatörler tüccar oluvermişti. Haliylen fabrikalar üretimi kesmişti. Oyun artık zevk vermeyince, ülkede sahiplenecek başka bir şey kalmayınca çok kıymetli peso gene bir gecede 4 kat değer kaybediverdi. Plan tıkır tıkır işliyordu. Tabi ki bunun olacağını çoook çok önceden bilenler askerinde yardımıyla zırhlı araçlara 40 milyar doları yükleyip ülke dışına kaçırdılar.</p>
<p>Ertesi gün hemen  bankalara koşan halkın parasını çekmesi yasaklandı. Slogan belliydi. “Vatan sağolsun.” Lakin bir süre  sonra halk tango yapmaktan vazgeçip tangoya gelmedi. 21 aralık günü halk isyana başladı. Milyonlarca kişi Buenos Aires’i ele geçirdi. Ağızlarında tek bir slogan vardı: “Hepsi gideek” ve başardılar da. 3 hafta sonra devlet başkanları ülkeden kaçmak zorunda kaldılar. Yeni yönetimin ilk açıklaması: “IMF’ye borçları ödemeyeceğiz.” oldu. sonrası malum, kapanan 200 fabrika işçilerin kooparatifleştirmesiyle halkın eline geçti. Üretim ayağa kalktı.</p>
<p>Kriz, yaratıcı ve mücadeleci bir şekilde aşılabildi.</p>
<p>Finans Eğitimlerimiz hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Ffinans-egitimi-kriz-yaratici-ve-mucadeleci-bir-sekilde-asilabilir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-kriz-yaratici-ve-mucadeleci-bir-sekilde-asilabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya: Değişen iletişim yönetimi</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/sosyal-medya-degisen-iletisim-yonetimi/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/sosyal-medya-degisen-iletisim-yonetimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 13:43:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eğitişim Kariyer Enstitüsü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hedef kitle]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kriz zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1906</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dijital teknoloji, <a href="http://egitisim.com.tr/reklamcilik_halklailiskiler_egitimleri.php" target="_blank">iletişim </a>süreçlerini, kanallarını ve yönetimini ve oyunlarını değiştirdi. Özellikle kriz zamanlarında çok daha önem taşır hale geldi. Günümüzde internet, kuruluş ile hedef kitleleri ve kamuoyu arasındaki iletişimde en sık kullanılan ve önemli etkisi olan bir araç.Ayrıca, bugün<strong> Web 2.0 dünyasında sosyal medyanın, güven, şeffaflık anlayışını ve medya görünümünü demokratlaştırdığı iddia ediliyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dijital teknoloji kuruluşlarının hedef kitlelelerine doğrudan ulaşmasına, gerçek ve şeffaf konuşmalar yapmasına inanılmaz bir hız kazandırıyor ve daha önce olmamış kadar etkili bir şekilde gerçekleşmesine olanak sağlıyor. Bu imkanlar, özellikle kriz döneminde çok güçlü frsatlardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Değişen iletişim yönetimi.</strong> Kriz iletişimin etkin yönetiminde,<strong> dijital ve sosyal medyanın varığını kabul etmek zorundayız.</strong>Bu alanda görünen bazı değişiklikleri şöyle sıralayabiliriz:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Paydaşların kabiliyeti, işveren olsun,vatandaş olsun ya da çalışan olsun, olayları ve görüşleri online bir kanal üzerinden paylaşması,&#8230;</li></ul>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dijital teknoloji, <a href="http://egitisim.com.tr/reklamcilik_halklailiskiler_egitimleri.php" target="_blank">iletişim </a>süreçlerini, kanallarını ve yönetimini ve oyunlarını değiştirdi. Özellikle kriz zamanlarında çok daha önem taşır hale geldi. Günümüzde internet, kuruluş ile hedef kitleleri ve kamuoyu arasındaki iletişimde en sık kullanılan ve önemli etkisi olan bir araç.Ayrıca, bugün<strong> Web 2.0 dünyasında sosyal medyanın, güven, şeffaflık anlayışını ve medya görünümünü demokratlaştırdığı iddia ediliyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dijital teknoloji kuruluşlarının hedef kitlelelerine doğrudan ulaşmasına, gerçek ve şeffaf konuşmalar yapmasına inanılmaz bir hız kazandırıyor ve daha önce olmamış kadar etkili bir şekilde gerçekleşmesine olanak sağlıyor. Bu imkanlar, özellikle kriz döneminde çok güçlü frsatlardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Değişen iletişim yönetimi.</strong> Kriz iletişimin etkin yönetiminde,<strong> dijital ve sosyal medyanın varığını kabul etmek zorundayız.</strong>Bu alanda görünen bazı değişiklikleri şöyle sıralayabiliriz:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Paydaşların kabiliyeti, işveren olsun,vatandaş olsun ya da çalışan olsun, olayları ve görüşleri online bir kanal üzerinden paylaşması, <strong>bilginin paylaşım hızını artırıyor.</strong></li>
<li>Yeni iletişim kaynaklarındaki (blog gibi)  çoğalma, kasıtlı olarak verilen yanlış bilgi ve spekülasyon tehdini yükseltiyor.</li>
<li>Hikaye fikirleri, alıntı tırnak işaretleri ve içerik için ana <strong>medyanın bu yeni bilgi kaynaklarına güveni artıyor.</strong></li>
<li>Kalıcı etkisi üzerinde dijital şöhret yakalanabiliyor.</li>
<li><strong>Sosyal medyanın gücü, zamanında ve etkili mobilizasyon sağlıyor.</strong></li>
<li>Potansiyel veya gizli bir dedikodu ve bilerek verilen yanlış bir bilginin ortaya çıkması ve hızlı büyümesi, krizi oluşturuyor.</li>
<li style="text-align: justify;">Kurumun ve taraftarlarının kendi web sitesi mutlaka olmalı ve çok iyi yönetilmelidir. <strong>Böylece sorunlar doğrudan olarak çözülebilecek.</strong> Böylece paydaşların öncelikli ve tek iletişim noktası olmuş olacak.</li>
</ul>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fsosyal-medya-degisen-iletisim-yonetimi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/sosyal-medya-degisen-iletisim-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Finans Eğitimi: Kriz çocukların harçlıklarını da vurdu!</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-kriz-cocuklarin-harcliklarini-da-vurdu/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-kriz-cocuklarin-harcliklarini-da-vurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 15:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eğitişim Kariyer Enstitüsü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Finans Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların harçlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Finans]]></category>
		<category><![CDATA[harçlık artış]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[krizden etkilenmek]]></category>
		<category><![CDATA[küresel kriz]]></category>
		<category><![CDATA[millward brown]]></category>
		<category><![CDATA[millward brown türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yüz yüze görüşmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1786</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bu ay ki the Brand Age dergisi Millward Brown&#8217;un ekonomik krizin çocuk harçlıları üzerindeki araştırmasını yayınlamış. İlginç ve krizi anlatan sonuçlar var.</p>
<p><a href="http://www.millwardbrown.com/Sites/millwardbrown/" target="_blank">Millward Brown Türkiye</a>&#8216;nin son olarak gerçekleştirdiği  <strong>&#8220;Çocuk ve Harçlık Araştırması&#8221;</strong> ile <strong>çocuklara verilen harçlıkların da krizden etkilendiği </strong>ortaya koydu. Araştırma sonucuna göre,<strong> Türk aileleri yüzde 60&#8242;ı küresel krizle birlikte çocuklarına verdikleri harçlık miktarında artış yapmadı. </strong>Bazı aileler ise verdikleri harçlıklardan da tasarrufa giderek, çocuklarına geçen seneye oranla daha az miktarda harçlık vermeye başladı.</p>
<p>Pazar Araştırma Şirketi<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Millward_Brown" target="_blank"> Millward Brown</a>, Türkiye genelinde 600 aile bilgisayar destekli yüz yüze görüşerek krizde çocuk harçlıklarını inceleyen bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma kapsamında <strong>8-14 yaş aralığında çocuğu olan ailelere krizle birlikte çocuklara harçlık verilip verilmediği  eğer veriliyorsa miktarında geçen seneye oranla bir değişiklik olup olmadığı soruldu.</strong></p>
<p>Araştırma sonucunda Türkiye&#8217;de <strong> 8-14 yaş aralığındaki&#8230;</strong></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ay ki the Brand Age dergisi Millward Brown&#8217;un ekonomik krizin çocuk harçlıları üzerindeki araştırmasını yayınlamış. İlginç ve krizi anlatan sonuçlar var.</p>
<p><a href="http://www.millwardbrown.com/Sites/millwardbrown/" target="_blank">Millward Brown Türkiye</a>&#8216;nin son olarak gerçekleştirdiği  <strong>&#8220;Çocuk ve Harçlık Araştırması&#8221;</strong> ile <strong>çocuklara verilen harçlıkların da krizden etkilendiği </strong>ortaya koydu. Araştırma sonucuna göre,<strong> Türk aileleri yüzde 60&#8242;ı küresel krizle birlikte çocuklarına verdikleri harçlık miktarında artış yapmadı. </strong>Bazı aileler ise verdikleri harçlıklardan da tasarrufa giderek, çocuklarına geçen seneye oranla daha az miktarda harçlık vermeye başladı.</p>
<p>Pazar Araştırma Şirketi<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Millward_Brown" target="_blank"> Millward Brown</a>, Türkiye genelinde 600 aile bilgisayar destekli yüz yüze görüşerek krizde çocuk harçlıklarını inceleyen bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma kapsamında <strong>8-14 yaş aralığında çocuğu olan ailelere krizle birlikte çocuklara harçlık verilip verilmediği  eğer veriliyorsa miktarında geçen seneye oranla bir değişiklik olup olmadığı soruldu.</strong></p>
<p>Araştırma sonucunda Türkiye&#8217;de <strong> 8-14 yaş aralığındaki her 10 çocuktan 9&#8242;unun harçlık almaya devam ettiği</strong> ortaya çıkarken, <strong>harçlık miktarının geçen seneye göre arttırılmadığı gözlendi.</strong> Millward Brown&#8217;un daha önce gerçekleştirdiği &#8220;Krizde Tüketici Davranışları Araştırması&#8221;  ile Türk halkının bazı alanlarda tasarrufa gittiği ortaya çıkarmıştı. Bu araştırmanın devamı niteliğindeki &#8220;Çocuk ve Harçlık Araştırması&#8221;da ebeveynlerin çocuk harçlıklarından da tasarrufa yöneldiği ortaya çıktı. <strong>Bazı ebeveynler kriz nedeniyle çocuklarının harçlıklarını arttırmazken bazıları ise harçlık miktarını azaltarak tasarruf sağladı.</strong> Araştırmaya  göre her 10 çocuktan 6&#8217;sının geçtiğimiz yıl aldığı harçlık miktarında değişiklik olmazken, <strong>her 10 çocuktan 2&#8217;si de geçen seneye oranla daha az harçlık alıyor.</strong>600 yetişkin ile yapılan araştırmada anne ve babalar <strong>bu durumun sebebini ekonomik kriz olarak gösterirken,</strong> harçlıkları azaltmayıp aynı bırakanlar ise çocukların gereksinimlerini  bu miktarın ancak karşıladığını dile getiriyor.</p>
<p>Araştırmaya dahil olan aileler sosyo-ekonomik gruplar olarak incelendiğinde ise <strong>ekonomik durumu iyi olarak nitelendirilen ailelerin yüzde 50&#8217;si de harçlık miktarını arttırmadıklarını ifade ediyor. </strong>Üst gelir grubunun <strong>sadece yüzde 40&#8242;ı geçen seneye kıyasla daha fazla harçlık verebildiklerini söylüyor.</strong> Araştırma ile her 10 çocuktan 6&#8217;sının her gün harçlık aldığı ortaya çıkarken, yine 10 çocuktan 2&#8217;si harçlığını haftalık olarak alıyor. <strong>Anne ve babaların verdiği harçlık miktarı ise aileden aileye 1 ila 5 TL arasında değişiyor.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Finans Eğitimlerimiz </span>hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Ffinans-egitimi-kriz-cocuklarin-harcliklarini-da-vurdu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-kriz-cocuklarin-harcliklarini-da-vurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Satış Eğitimi: Tüketici şikayetleri ve kriz yönetimi</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/satis-egitimi-tuketici-sikayetleri-ve-kriz-yonetimi/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/satis-egitimi-tuketici-sikayetleri-ve-kriz-yonetimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 12:02:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğçe Esener</dc:creator>
				<category><![CDATA[satış eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kriz yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Satış]]></category>
		<category><![CDATA[sesini duyurmak]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal hareket]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici sesi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici şikayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici tepkisi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiciler]]></category>
		<category><![CDATA[ürün satışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1535</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.economist.com/" target="_blank">Economist </a>2001 yılında <strong>?markalara karşı gelmek artık sadece bir gençlik hareketi değil tam gaz devam eden bir sosyal hareket?</strong> demiş. Doğru. <a href="http://www.destinationcrm.com/Articles/CRM-News/Daily-News/CRM-Evolution-'09-All-the-Links-You-Need-55751.aspx" target="_blank">CRM Evolution 2009</a>?da sunum yapan <a href="http://www.hornsteinassociates.com/" target="_blank">Scott Hornstein</a> en son kontrol ettiğinde Google aramalarında ?Onlardan nefret ediyorum? için 72,700,000 sonuç çıktığını ve tüketicilerin Economist?te bahsi geçen <strong>sosyal hareketi hızla daha fazla kişiye seslerini duyurabildikleri çevrimiçi ortama taşıdığı</strong>nı belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">Üstelik bu yakınmalar oldukça etkili. Opinion Research Corporation?ın 2009 yılında yürüttüğü araştırmaya göre <strong>tüketicilerin %84?ü çevrimiçi araştırmalarına ve diğer tüketicilerin yorumlarına göre satın alma kararı veriyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Peki nedir bu sosyal hareketin sebebi?</p>
<p style="text-align: justify;">Accenture şirketinin yürüttüğü araştırmaya göre <strong>şikayetlerin %61?i kötü müşteri hizmetlerinden</strong> kaynaklanıyor. CFI Group?un yürüttüğü çağrı merkezleri memnuniyet araştırması görüşmelerin beşte birinin sorunu çözmeden bittiğini ortaya koyuyor. Üstelik, sorunu çözülmeyen tüketicilerin %68?inin sorunu defolu ürünmüş.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında yönetici kimliğimizi&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.economist.com/" target="_blank">Economist </a>2001 yılında <strong>?markalara karşı gelmek artık sadece bir gençlik hareketi değil tam gaz devam eden bir sosyal hareket?</strong> demiş. Doğru. <a href="http://www.destinationcrm.com/Articles/CRM-News/Daily-News/CRM-Evolution-'09-All-the-Links-You-Need-55751.aspx" target="_blank">CRM Evolution 2009</a>?da sunum yapan <a href="http://www.hornsteinassociates.com/" target="_blank">Scott Hornstein</a> en son kontrol ettiğinde Google aramalarında ?Onlardan nefret ediyorum? için 72,700,000 sonuç çıktığını ve tüketicilerin Economist?te bahsi geçen <strong>sosyal hareketi hızla daha fazla kişiye seslerini duyurabildikleri çevrimiçi ortama taşıdığı</strong>nı belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">Üstelik bu yakınmalar oldukça etkili. Opinion Research Corporation?ın 2009 yılında yürüttüğü araştırmaya göre <strong>tüketicilerin %84?ü çevrimiçi araştırmalarına ve diğer tüketicilerin yorumlarına göre satın alma kararı veriyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Peki nedir bu sosyal hareketin sebebi?</p>
<p style="text-align: justify;">Accenture şirketinin yürüttüğü araştırmaya göre <strong>şikayetlerin %61?i kötü müşteri hizmetlerinden</strong> kaynaklanıyor. CFI Group?un yürüttüğü çağrı merkezleri memnuniyet araştırması görüşmelerin beşte birinin sorunu çözmeden bittiğini ortaya koyuyor. Üstelik, sorunu çözülmeyen tüketicilerin %68?inin sorunu defolu ürünmüş.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında yönetici kimliğimizi bir kenara bırakıp en son yaptığımız çağrı merkezi konuşmasını bir gözden geçirmemiz de yeterli olacaktır. İstatistikler sorunun oldukça yaygın olduğunu teğit ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tüketici bir şekilde sesini duyurmaya devam ediyor. </strong>Ve krizler giderek artıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Internet Kriz Potansiyeli makalesinin yazarı Conway?e göre  her <strong>dört krizden biri internet kaynaklı.</strong> Şimdilik. Çağrı merkezlerinde kaybolup giden, sorunlu ürünü saatler süren mücadele ile iade edebilen tüketiciler çözümü çevrimiçi ortamlara taşıdıkça da bu rakam giderek artacak. Üstelik artık seçenekleri de pek bol. <strong>Siz ilgilenmezseniz, ilgilenen birileri mutlaka çıkar.</strong> Tüm şirketlerin el ele verip tüketicileri bastırdığı ideal oyun ortamından giderek uzaklaşıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki ne yapmalı?</p>
<p style="text-align: justify;">Her kriz içinde bir fırsat barındırır. Goetzmann ve Moumtzidis?in 2006 yılında yürüttüğü araştırmaya göre etkin problem çözme ile <strong>artırılan tüketici memnuniyeti yılda %3 ila 6 oranında kar artışı getiriyor.</strong> Ve <strong>tüketicilerin üçte biri sorunları giderildiği takdirde şirket veya markaya sadık kalacaklarını belirtiyor. </strong>Kısaca sorun çözmeye yönelik bir yönetim anlayışı oldukça faydalı.</p>
<p style="text-align: justify;">Örneğin sevgili Ahmet Kirtok e-ticaret sitelerinde yayınlanan kötü değerlendirmelerin bir avantaj olabileceğini belirtiyor. Value of Negative Customer Reviews for E-commerce yazısında kötü yorumların, düşük iade oranı sağlaması, şirketlere hatalarını düzeltme imkanı vermesi, alternatif ürün satışına destek olması gibi faydalarını vurguluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Üstelik aslında e-ticaret platformlarının dışında tüm sektörler için de geçerli söyledikleri. Tüketici şikayetlerini önce ürünü veya hizmeti geliştirmek için bir veri olarak değerlendirmek yuvarlak masalar etrafında oturup nasıl fark yaratsak diye düşünmekten çok daha anlamlı sonuçlar getirebilir. AR-GE?nin sadece ürün geliştirmede değil <a href="http://www.egitisim.com.tr/pazarlama_egitimleri.php" target="_blank">pazarlama</a>, dağıtım, <a href="http://www.egitisim.com.tr/satis_egitimleri.php" target="_blank">satış</a> sonrası hizmet, etkin segmentasyon, mağaza tasarımı, şirket yönetimi gibi birçok konuda olabileceğini unutmamak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan eğer AR-GE açısından değerlendiremeyeceğiniz bir tepki alıyorsanız (ki bu düşündüğünüzden çok daha azdır) veya meşhur Dominos krizi gibi <strong>sizin kontrolünüz dışında bir sorun ile karşı karşıyaysanız tüketicilerinizi şikayet ettikleri mecrada susturmak pek işinize yaramaz.</strong> Unutmayın çevrimiçi biter çevrimdışı başlar. <strong>Susturduğunuz kişi gider yenisi gelir.</strong> Düzenli orduyla bireysel eylemlerin üstesinden gelemezsiniz. Bir sonraki saldırının nereden geleceğini tahmin edemeyeceğiniz gibi, ?sallandıralım bir ikisini? anlayışına destek çıkacak ideal pazar ortamını da bulamayabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yüzden ne iletişimcilerle ne de avukatlarla çözülür bu işler. Kriz iletişimi sorun çözümünün duyurulmasına yöneliktir. İkna yöntemi ile tüketicinin şikayetinden vazgeçtiğine veya memnuniyetsizken memnun olduğuna hiç rastlamadım. Şirketler tüketici geribildirimlerini AR-GE departmanı, yetkili karar mercileri ve hatta yöneticilerinden oluşan bir şirket omurgası ile değerlendirmedikçe daha nice krizler görürüz. <strong>Biz tüketicileri değil ama tüketiciler bizi kesin eğitir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kısaca, yuvarlak toplantı masalarının ardında tüketicilerinizi ?şımarık? ve ?bilinçsiz? olarak etiketlemeden önce çağrı merkezinizi ve müşteri ilişkilerinizi sıradan bir tüketici olarak deneyimleyin. <strong>Müşteri ilişkilerine ulaşmak için kaç dakika harcıyorsunuz?</strong> Müşteri yetkilisi sorunu çözmek için ne kadar yetkili? Sorunlu bir ürünü iade etmek için ne kadar uğraşmanız gerekiyor? Reklam ajansınızın tasarladığı şık ürün vaatleri ürününüz ile ne kadar uyuşuyor? Yetkili servislerinizi ne kadar kontrol edebiliyorsunuz? vb..</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tüketici odaklı olmak gerekiyor diyoruz ya?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>bu yazı<a href="http://www.mienotes.com/2009/09/tuketici-sikayetleri-ve-kriz-yonetimi/" target="_blank"> mienotes.com</a>&#8216;da da yayınlanmıştır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kaynaklar:</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.destinationcrm.com/Articles/CRM-News/Daily-News/5-Strategies-for-Creating-a-Competitive-Edge?55928.aspx" target="_blank">www.destinationcrm.com</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.bizreport.com/2009/04/84_of_americans_influenced_by_online_customer_reviews.html  " target="_blank">www.bizreport.com</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.tmcnet.com/news/2007/06/12/2706248.htm  " target="_blank">www.tmcnet.com</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.cpp.com/Pdfs/TKI_Case_Study.pdf" target="_blank">www.cpp.com</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.kirtok.com/en/value-of-negative-customer-reviews-for-e-commerce/  " target="_blank">www.kirtok.com</a></p>
<p style="text-align: justify;">Why Do Brands Cause Trouble? A Dialectical Theory of Consumer Culture and Branding, Douglas B. Holt,The Journal of Consumer Research, Vol. 29, No. 1 (Jun., 2002), pp. 70-90</p>
<p style="text-align: justify;">Internet Crisis Potential: The Importance of a Strategic Approach to Marketing Communications. Conway, T. Ward M., Lewis, G. Bernhardt, A., Journal of Marketing Communications. 13: 3. 213-228 (16 July 2009)</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Satış Eğitimimiz </span>hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<p style="text-align: justify;">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fsatis-egitimi-tuketici-sikayetleri-ve-kriz-yonetimi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/satis-egitimi-tuketici-sikayetleri-ve-kriz-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kriz ortamında şirket stratejisine dayalı kariyer tecrübesi</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kriz-ortaminda-sirket-stratejisine-dayali-kariyer-tecrubesi/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kriz-ortaminda-sirket-stratejisine-dayali-kariyer-tecrubesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 12:56:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eğitişim Kariyer Enstitüsü</dc:creator>
				<category><![CDATA[yönetim egitimi]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[elimizden geleni yaptık]]></category>
		<category><![CDATA[en başarılı liderler]]></category>
		<category><![CDATA[iflas nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[iş tecrübesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer tecrübesi]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kriz ortamında şirket yönetmek]]></category>
		<category><![CDATA[lider]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[risk almak]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[şirket stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[şirket yönetimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1244</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify; "><a href="http://www.isyatirim.com.tr/" target="_blank">İş Yatırım Menkul Değerler A. Ş.</a> Risk Yönetim Müdürü <strong>Doç. Dr. Evren Bolgün</strong> bu ayki konuk yazarımız.</p>
<p style="text-align: justify; ">
</p><p style="text-align: justify; "><strong>ŞİRKETLERİN KRİZ STRATEJİLERİNE DAYALI KARİYER TECRÜBELERİ</strong></p>
<p style="text-align: justify; ">Geçtiğimiz günlerde Business Week dergisinin kapağında <strong>?Devlerin Çöküşü?</strong> şeklinde bir başlığı gördüğümde, şirketlerin zirvede kalmalarının yollarını ile profesyonel <a href="http://www.egitisim.com.tr/kariyer_rehberi.php" target="_blank">kariyer</a>e yapılan uzun ince yol üzerinde çalışanlarında benzer prensiplerinden yararlanabileceğini düşünmeye başladım. Bu bakış açısıyla derginin incelediği konu üzerinden yola çıkarak kendi iş tecrübelerimizi oluşturabileceğimizi düşünmekteyim. Şirketlerin yaptıkları temel hataları iş yaşantımızda ne kadar az yaparsak yaşanan tecrübelerden o kadar fazlasıyla faydalanmış olabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify; ">Dünyaca güçlü şirketlerin iflas nedenleri üzerine yapılan araştırmalarda tepit edilen 5 aşamayı kişisel iş yaşantımızda da dikkate alarak ilerleyecek olursak, şirketlerin çöküş sürecini tersine çevirmeleri gibi, başarısızlıklarımızdan sıyrılarak ilerleyebilmek mümkün olabilecektir. <strong>Unutmamak gerekir ki güçlü şirketler zaman zaman sendeleseler bile genellikle yeniden&#8230;</strong></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify; "><a href="http://www.isyatirim.com.tr/" target="_blank">İş Yatırım Menkul Değerler A. Ş.</a> Risk Yönetim Müdürü <strong>Doç. Dr. Evren Bolgün</strong> bu ayki konuk yazarımız.</p>
<p style="text-align: justify; ">
<p style="text-align: justify; "><strong>ŞİRKETLERİN KRİZ STRATEJİLERİNE DAYALI KARİYER TECRÜBELERİ</strong></p>
<p style="text-align: justify; ">Geçtiğimiz günlerde Business Week dergisinin kapağında <strong>?Devlerin Çöküşü?</strong> şeklinde bir başlığı gördüğümde, şirketlerin zirvede kalmalarının yollarını ile profesyonel <a href="http://www.egitisim.com.tr/kariyer_rehberi.php" target="_blank">kariyer</a>e yapılan uzun ince yol üzerinde çalışanlarında benzer prensiplerinden yararlanabileceğini düşünmeye başladım. Bu bakış açısıyla derginin incelediği konu üzerinden yola çıkarak kendi iş tecrübelerimizi oluşturabileceğimizi düşünmekteyim. Şirketlerin yaptıkları temel hataları iş yaşantımızda ne kadar az yaparsak yaşanan tecrübelerden o kadar fazlasıyla faydalanmış olabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify; ">Dünyaca güçlü şirketlerin iflas nedenleri üzerine yapılan araştırmalarda tepit edilen 5 aşamayı kişisel iş yaşantımızda da dikkate alarak ilerleyecek olursak, şirketlerin çöküş sürecini tersine çevirmeleri gibi, başarısızlıklarımızdan sıyrılarak ilerleyebilmek mümkün olabilecektir. <strong>Unutmamak gerekir ki güçlü şirketler zaman zaman sendeleseler bile genellikle yeniden ayağa kalkalarak hedeflerine doğru yol almaya devam edebilirler.</strong></p>
<p style="text-align: justify; "><strong>AŞAMA 1: BAŞARININ GETİRDİĞİ KİBİR:</strong></p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-1245" title="Capital_GenisAcı" src="http://www.egitisim-blog.com/wp-content/uploads/Capital_GenisAcı-300x236.jpg" alt="Capital_GenisAcı" width="300" height="236" /></p>
<p style="text-align: justify; ">Kuvvetli şirketler devam eden bir başarı sonucunda büyümektedir. Yöneticiler doğru kararı alamasa bile var olan başarı, şirketin bir süre ayakta kalmasına yardımcı olacaktır. <strong>İnsanlar kendi başarılarıyla gururlanmaya başladıklarında problemlerde başlayacaktır.</strong> Zira başarının kendisi yeterlidir ve onu yaratan nedenler kısa süre içerisinde unutulur. Başarı retoriği ?Başarılıyız çünkü spesifik şeyleri yapıyoruz?  başarı felsefesinin  ?Başarılıyız çünkü bizi başarıya götüren şeyleri neden yaptığımızı ve bunları yapmayı kestiğimizde inişe geçeceğimizi biliyoruz?  yerini aldığında, iniş kaçınılmazdır. <strong>Ş</strong><strong>ansın elde edilen başarılarda çok büyük bir rolü vardır.</strong> Şansın rolünü kabul etmeyenler tüm başarılarının kendi yeteneklerinin sonucu olduğunu düşünmeye başlarlar ki bu kendi yaptıklarını abartmalarının ve sonunda kibirlerinin kurbanı olmalarının en önemli nedenidir.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>En başarılı liderler, asla başarılarının tüm nedenlerini tam olarak bilmediklerini söylemektedir.</strong> Bir nedenle başarılarının büyük bir nedeninin tesadüfi durumlar sonucunda ortaya çıktığına dair akıl dışı bir korku taşımaktadır. Mesala kendi başarılarımızı küçümsemeye çalışıyoruz. Kendi kendimize ?Belki de sadece şansımız yaver gitti / doğru zamanda doğru yerdeydik / koşullar son derece müsaitti / aslında o kadar da cidd bir rakibimiz yoktu? gibi düşünceler geliştirebiliriz.  Böylece şansımızın bir gün ters döneceğinden çekinerek kendimizi sürekli tetikte tutarak farklı koşullara hazırlarız. Peki bu düşüncelerinizde hatalı iseniz ne çıkar?  En azından bu tür bir yaklaşım sizi daha disiplinli kılacaktır. Ancak tam tersine, diyelim ki kibire kapıldınız ve tüm başarınızı kendi insanüstü yeteneklerinize bağladınız ve bu tarz düşüncelere kapıldınız: ?<strong>Başarılıyız çünkü bizden iyisi-zekisi/ yaratıcısı vs.. yok?</strong> Peki bu düşünceniz yanlış ise ne olur?  Çok şey! Günün birinde zayıflıklarınızı fark ettiğinizde artık çok geç olabilir.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>AŞAMA 2: SINIRSIZCA İSTEMEK:</strong></p>
<p style="text-align: justify; ">Birinci aşamadaki kibirden sonra ikinci aşamaya geçilmektedir. Bu aşama, gücü elinde tutanların ?başarının? göstergesi olarak gördüğü daha fazla para, güç gibi şeylerin aşırı bir şekilde istenmesinden kaynaklanmaktadır.  İkinci aşamada şirketler ilk planda onları mükemmele çıkaracak yaratıcılıklarından uzaklaşır ve büyüyemeyecekleri,  başarılı olamayacakları alanlara yatırım yaparlar. Bir şirket kendi sınırlarının üzerine çıkıp, temel yerleri dolduracak başka kişiler arıyorsa bu çöküşün sinyalidir.  Değişikliğe direnmek bütün başarılı şirketler için bir tehlikeyken,  kendi olanaklarının üstüne çıkan şirketler de iflasla karşı karşıya kalırlar. Başarılı olamayacağınız alanlara yatırım yapmak, değerlerinizle çelişen kararlar almak, ekonominiz ve kaynaklarınıza uymayan yatırımlar yapmak, büymeye odaklanmak, yeni alanlara yönelip asıl alanızı göz ardı etmek ve şirketi kişisel başarılarınız için kullanmak disiplinsiz bir şekilde hareket etmektir.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>AŞAMA 3: RİSKLERİ VE TEHLİKELERİ İNKAR ETMEK:</strong></p>
<p style="text-align: justify; ">Şirketler üçüncü aşamaya geçtiklerinde, şirketin içinde çöküşün  sinyalleri artarken, şirket dıştan gayet başarılı gözükmeye devam etmektedir. Üçüncü aşamada yöneticiler olumsuz verileri görmezden gelirken, olumlu verileri abartırlar. Yönetimdekiler sorumluluk almaktansa, dış etmenleri suçlarlar. Yüksek performans gruplarını değerlendiren verilere dayanan toplantılar son bulur. Alınan risklerin sonuçlarından kaçınan yöneticiler dördüncü aşamaya doğru ilerlerler.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>AŞAMA 4: AYAKTA KALMAK:</strong></p>
<p style="text-align: justify; ">Üçüncü aşamada kendini gösteren tehlike ve riskler, şirketi ani bir çöküşe sürükler. Önemli olan soru şu: Yöneticiler bununla nasıl başa çıkılabilir? Acil bir çözüm mü arayacaklar yoksa kendilerine ilk planda başarı getiren yöntemlere mi yönelecekler?  Bu aşamadan ?kurtulanlar? arasında, denenmemiş stratejileri deneyen, radikal değişikliğe giden, sadece para kazandıracak yöntemlere yönelen ya da sihirli bir çözüm bekleyen liderler vardır. Tehlikeyle yüzleştiklerinde çöküşün eşiğinde olduğumuzu düşünürüz ve düşünmeden acil çözüm önerilerine yöneliriz.  Bu da çöküşü daha da hızlandırır. Endişe yüzünden fevri davranan, dördüncü aşamanın sonuna gelmiş şirketler kendi çöküşleriniz hızlandırır. Ancak yöneticileri daha sonra ?Yapabileceğimiz her şeyi yaptık. Her şeyi değiştirdik. Elimizden geleni yaptık. Şirket pozisyonlarında değişikliğe gittik? derler. Çöküşün eşiğine gelmiş bir şirket yöneticisinin sakin bir şekilde düşünmesi gerektiğini unuturlar. Çöküş sürecini tersine çevirmek istiyorsanız, ne yapılmaması gerektiğine çok dikkat edin.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>AŞAMA 5: ÇÖKÜŞE VE ÖLÜME RAZI OLMAK:</strong></p>
<p style="text-align: justify; ">Bir şirketin dördüncü aşamada uzun süre kalıp mucizevi bir çözüm beklemesi sadece çöküşü geciktirir. Beşinci aşamada, bu aşamaya gelinene kadar yapılan yanlışlar ve pahalıya mal oluş denemeler, sermayeyi ve kişilerin çabalarını yok eder. Bazı şirket sahipleri şirketi elinden çıkarır, bazıları da hiçbir şey yapmaz.</p>
<p style="text-align: justify; ">Mesele sadece hayatta kalabilmek değil,  yerinin doldurulması imkansız bir şirket kurabilmektir. Üstün performansıyla herkesi kendine bağlayan ve yokluğu büyük bir boşluk bırakacak bir şirket yaratmaktır.  Bunu gerçekleştirebilmek için yöneticilerin bir yandan sabırla,  asla vazgeçmeden, sadece hayatta kalmak için değil ama daha büyük bir amaç için çabalaması, bir yandan da ne olursa olsun,  başlarına ne tür felaket gelirse gelsin,  amaçlarına ulaşabilmek için alınması gereken her türlü kararı almalarını sağlayacak çelikten bir iradeye sahip olması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>DOĞRU KİŞİLERİ DOĞRU POZİSYONLARA YERLEŞTİRMEK</strong></p>
<p style="text-align: justify; ">Detaylar şirketlere göre değişmekle birlikte ?doğru kişileri? tanımlayacak 6 özellik bulunmaktadır;</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>Doğru kişiler şirketin temel değerlerine uygundur;</strong> Köklü şirketlerin kendilerine ait bir kültürleri vardır ve bu kültüre ters düşenler antikorlarca çevrelenmiş bir virüs gibi dışarı atılırlar.  Bu yüzden şirket yöneticileri şu soruyu sorarlar:  ?İnsanlar bize ait olan değerleri nasıl kabul edebilir?  Yanıt:  ?Bu değerleri bilen birini işe alın ve onları bu pozisyonda tutun.?</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>Doğru kişiler çok sıkı bir şekilde yönetilmek istemezler</strong>; Birisini çok sıkı bir şekilde kontrol etme ihtiyacı duyuyorsanız  işe alırken bir hata yapmış olabilirsiniz. Doğru kişileri motive etmek ya da kontrol etmek için çok zaman gerek duymazsınız. Bu kişiler kendilerini motive eder, disiplinli ve mükemmeliyetçidirler.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>Doğru kişiler ?iş?leri olduğunu değil, sorumlulukları olduğunu düşünür;</strong> Doğru kişiler sorumlulukları ve görevleri arasındaki farkı bilirler ve cümleyi tamamlayabilirler:???için sorumlu olan tek kişi benim.?</p>
<p style="text-align: justify; ">Doğru kişiler sözlerini tutar;  Kuralları olan kültürlerde insanlar sorumluluklarını kutsal olarak görür. Kendilerine söyleneni şikayet etmeden yerine getirirler. Bu yüzden ne yapacaklarını söylerken çok dikkatli davranırlar ve asla halledemeyecekleri bir iş için söz vermezler.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>Doğru kişiler şirket konusunda hırslıdırlar;</strong> Hırs olmadan hiçbir başarı elde edilemez. Doğru kişilerde bu fazlasıyla vardır.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>Doğru kişiler mütevazidir</strong>;  İşler iyi gittiğinde doğru kişiler, kendilerinden ziyade diğerlerinin bu başarıdaki katkılarını ön plana çıkarırlar.  İşler kötüyken ise, diğer insanları ya da durumu suçlamazlar, kendilerini bundan sorumlu tutarlar.</p>
<p style="text-align: justify; ">Güçlü şirketler ile başarılı şirketler arasındaki fark sadece zorluklarla karşılaşıp karşılaşmama değil. Fark, sorunlara, hatta felaketlere rağmen daha güçlü bir şekilde geri gelebilmektir. Güçlü ülkeler başarılı kişiler düştükten sonra tekrar ayağa kalkar. Nakavt olmadığımız sürece oyun devam eder.</p>
<p style="text-align: justify; ">Hayatın ve işin getirdiği kaçınılmaz zorluklarla baş edebilmek için hepimizin  umut ışığına ihtiyacı vardır. Winston Churchill?i öğrendiğimizde bu prensibin geçerliği olduğunu görmekteyiz. 1930?lara gelindiğinde Churchill?in hayatı kurtuluşu olmayan bir bataklığa dönmüştü. Lady Astor?ı ziyarete gelen dönemin Sovyetler Birliği lideri Joseph Stalin, kendisine İngiltere?nin politik konumu üzerine ve geleceğin politikacalarına ilişkin sorular sorar.  Astor daha sonra 1937-1940 tarihleri arasında İngiliz Başbakanı olacak olan Neville Chamberlain?i över. Stalin de Churchill hakında  ne düşünüyorsunuz diye sorar. Astor Churchill mi? O bitti diye yanıt verir.</p>
<p style="text-align: justify; ">Ancak Churchill yeniden güç kazanır. İngiltere?nin 2. Dünya Savaşı sırasında Mihver Devletlerine karşı durmasını sağlar. Edebiyatta Nobel ödülü alır. 77 yaşında Başbakan olur, Kraliçe tarafından Şövalye ilan edilir ve demir perde ifadesini soğuk savaş terimlerini arasına sokar. Churchill bu ifadeyi Sovyetlere karşı yazdığı uyarı yazısında kullanır. Churchill?in söylediği basit bir şey vardır: Asla vazgçme, Asla vazgeçme, Asla Vazgeçme?</p>
<p style="text-align: justify; ">Başarızılığa uğrayan işleri ve düşünceleri bitirmek gerektiğinde tereddüt etmeyin. Ama mükemmel bir başarıdan vazgeçmeyin. Şu an ne yaptığınızla hiç ilgisi olmayan işleri bile yapmaya açık olun, ama asla sizin kültürünüzü tanımlayan değerlerden vazgeçmeyin. Başarısızlığı kabullenin, zorluklara göğüs gerin ve hatta zaman zaman özgürlüklerinizden taviz verin ancak başarıya olan inancınızı kaybetmeyin.  Önceki düşmanlarınızla ittifaklar oluşturun , tavizleri kabul edin gerekirse ama asla sizi siz yapan özelliklerinizden vazgeçmeyin.</p>
<p style="text-align: justify; ">Karanlıktan çıkış ne olursa olsun boyun eğmeyen yenilgiyi asla isteseler bile kabullenmeyen inatçı insanlarla başlar.  Başarızıklık fiziksel bir durum olmaktan çok daha fazla zihinsel bir durumdur ve başarı ne kadar düşerseniz düşün tekrar ayağa kalkmaktır.</p>
<p style="text-align: justify; ">
<p style="text-align: justify; ">Hepinizin güçlü şirketler gibi kuvvetli bir profesyonel iş yaşantısının olması dileğiyle?</p>
<p style="text-align: justify; ">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkriz-ortaminda-sirket-stratejisine-dayali-kariyer-tecrubesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kriz-ortaminda-sirket-stratejisine-dayali-kariyer-tecrubesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu: Krizde ne yapsak da işten atılmasak?</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/krizde-ne-yapsak-da-isten-atilmasak/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/krizde-ne-yapsak-da-isten-atilmasak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 15:09:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eğitişim Kariyer Enstitüsü</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gelir gider]]></category>
		<category><![CDATA[işe son vermek]]></category>
		<category><![CDATA[işten kovulmak]]></category>
		<category><![CDATA[istifa etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer koçluk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<category><![CDATA[patron]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1066</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Krizde işten atılmamak için bir çok çalışan, dedikodu yaparak diğer çalışanların altını kazmak,  amirine yalakalık yapmak, &#8221; İşsiz kalırsam hasta çocuğuma bakamam&#8221; diyerek duygu sömürüsü yapmak, etliye sütylüye dokunmamak, nabza göre şerbet vermek ve bukalemun gibi renk değiştirmek gibi yöntemlere başvuruyor. Bu yöntemlerin de etkili olduğu durumlar yok değil ama sayacağımız önerilerin işe yaraması  daha muhtemel:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Performansınızı artırın, ön plana çıkın</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Birçok çalışan, kendisi için tanımlanmış işleri yapar. Ancak işverenin çalışandan beklediği önemli birşey de<strong> çalışanın kendisinden beklenenden fazlasını gerçekleştirmesi</strong> ve işinde geliştirme önerileri sunması. Japon kültüründe &#8220;<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaizen" target="_blank">Kaizen</a>&#8221; olarak adlandırılan bu ilke, &#8221; sürekli gelişim&#8221; felsefesinin ayrılmaz parçası. <strong>Hiç bir <a href="http://www.egitisim.com.tr" target="_blank">şirket</a>, sürekli gelişime açık bir çalışanı kaybetmek istemez.</strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Giderlerde tasarruf yapın, sizi işten çıkarmak tasarruf kaynağı olmasın</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Şirketlerin kriz dönemlerinde ayakta kalabilmesi için giderlerini düşürmesi gerekiyor.&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Krizde işten atılmamak için bir çok çalışan, dedikodu yaparak diğer çalışanların altını kazmak,  amirine yalakalık yapmak, &#8221; İşsiz kalırsam hasta çocuğuma bakamam&#8221; diyerek duygu sömürüsü yapmak, etliye sütylüye dokunmamak, nabza göre şerbet vermek ve bukalemun gibi renk değiştirmek gibi yöntemlere başvuruyor. Bu yöntemlerin de etkili olduğu durumlar yok değil ama sayacağımız önerilerin işe yaraması  daha muhtemel:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Performansınızı artırın, ön plana çıkın</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Birçok çalışan, kendisi için tanımlanmış işleri yapar. Ancak işverenin çalışandan beklediği önemli birşey de<strong> çalışanın kendisinden beklenenden fazlasını gerçekleştirmesi</strong> ve işinde geliştirme önerileri sunması. Japon kültüründe &#8220;<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaizen" target="_blank">Kaizen</a>&#8221; olarak adlandırılan bu ilke, &#8221; sürekli gelişim&#8221; felsefesinin ayrılmaz parçası. <strong>Hiç bir <a href="http://www.egitisim.com.tr" target="_blank">şirket</a>, sürekli gelişime açık bir çalışanı kaybetmek istemez.</strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Giderlerde tasarruf yapın, sizi işten çıkarmak tasarruf kaynağı olmasın</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Şirketlerin kriz dönemlerinde ayakta kalabilmesi için giderlerini düşürmesi gerekiyor. Çalışanlar bu nedenle yaptıkları işleri gözden geçirmeli ve giderleri düşürücü önerileri amirlerine sunmalı. Mesela, <a href="http://www.facebook.com" target="_blank">Facebook</a>&#8216;ta daha az resim &#8220;tag&#8221;leyin. Ya da <a href="http://www.friendfeed.com" target="_blank">Friendfeed</a>&#8216;de daha az arkadaş besleyin. Hatta <a href="http://www.yemeksepeti.com" target="_blank">Yemeksepeti</a>&#8216;nden sipariş vererek, dışarıya yemek için çıkıp zaman harcamayın.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Maaşınıza zam yapılmasın ama işinize de son verilmesin</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Şirketler şunu da unutmamalıdır ki toplumda artan işsizlik, tüketimi de çok daraltacak ve daralan tüketim üretimin de daralması demek.  Bu kısır döngü içinde krizden kurtulmak çok daha zor.  Bu sebeple, <strong>işten eleman çıkarmak yerine maaşlara zam yapılmaması</strong>, hatta yüksek maaşlı üst düzey yönetici maaşlarında indirime gidilmesi kriz kısırdöngüsünden çıkmak için bir yol olabilir.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>İşinizden memnun değilseniz, istifa etmek yerine şirket içi rotasyonu deneyin </strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">İşinizden memnun değilseniz ve ayrılmayı kafaya koyduysanız, bir daha düşünmenizde fayda var.  Kriz döneminde istifa etmek yerine öncelikle kendi şirketinizde başka bir pozisyon ayarlamaya bakın. Eğer şirket içi daha çok ilginizi çekecek bir pozisyon bulamıyorsanız ve işinizden gerçekten hiç memnun değilseniz, <strong>ayrılmayı son çare olarak düşünün.</strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Tüm önlemlere rağmen işten çıkarılsanız ne olur?</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">İşten atılmak dünyanın sonu değil ve bu daha iyi koşullarda yeni bir iş bulamayacağınız anlamına gelmiyor. Önemli olan, işten çıkarıldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren yeni iş arayışınızda elinizi kuvvetlendirecek adımları atmanız.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Yöneticilerinizden referans isteyin</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">İşten çıkarıldığınızı öğrendiğinizde durumu sakince karşılayıp yöneticinize sizin için  olumlu referans olup olmayacağını sorun. Yöneticinizin sizi işten çıkarması, sizin işsiz kalmanızı istediği anlamına gelmez ve bir sonraki iş görüşmelerinizde mülakatçınızın en çok merak edeceği soru, eski yöneticinizin sizin için neler düşündüğü olacak.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Neden işten çıkarıldığınızı objektif sebeplerle açıklayın</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Yeni iş görüşmelerine gittiğinizde, bir önceki işinizden neden ayrıldığınızı objektif sebeplerle açıklamanız önemli. Kriz sebebiyle şirket içi yapılanma ve organizasyon değişikliği ve deneyim eksikliğinizden kaynaklanan ancak geliştirilebilecek yönleriniz, neden işten çıkarıldığınızı objektif  bir dille anlatmanıza yardımcı olabilir. Ancak kesinlikle tüm faturayı eski amirinize ve ya eski şirketinize kesmemelisiniz.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Sonuç: Her kriz, öngöremediğimiz bir fırsat yaratabilir.</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Her şeye rağmen işinizi kaybederseniz,  işten atılmak dünyanın sonu değil. <strong>Unutmayın, her kriz ve problem şu anda öngöremediğimiz bir fırsat yaratabilir.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>MediaCat</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkrizde-ne-yapsak-da-isten-atilmasak%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/krizde-ne-yapsak-da-isten-atilmasak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Finans Eğitimi: Kriz fiyatları indir derse inanmayın, yalan söylüyor!</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-kriz-fiyatlari-indir-derse-inanmayin-yalan-soyluyor/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-kriz-fiyatlari-indir-derse-inanmayin-yalan-soyluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 14:20:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Ekinci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Finans Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Finans]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat indirimi]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat kırmak]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[rakip]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1018</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Krizde yapılabilecek en büyük yanlışlardan biri aşağı yönde bir fiyat istikrarsızlığıdır.</strong> Psikolojik olarak ne kadar güçlü olduğunuzu fiyat istikrarınız <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BC%C5%9Fteri" target="_blank">müşteri</a>nizin ya da rakiplerinizin kulağına fısıldar. Dikkat edin, kasanızda ne kadar para olduğundan bahsetmiyorum. Psikolojik olarak ne kadar paranızın olduğu önemli.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuyu başlıklar halinde açalım</p>
<ul>
<li> <strong>Endişe bazlı fiyat kırmak</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Yaz da geliyor, işler iyice suyunu çekecek, bankadaki para en fazla 2 ay götürür, iyisi mi şimdiden fiyatları indirip sürümden kazanmaya bakayım&#8221; İşte bu düşünce sizi farkında olmadan mutsuz sona götürür. <strong>Kriz anında balondan ilk atacağınız şey fiyat listeleri olmasın.</strong> &#8220;Ya ne olsun&#8221; derseniz, agresif bir <a href="http://www.egitisim.com.tr/satis_egitimleri.php" target="_blank">satış</a> hamlesi, sizin adınıza satış yapacak bayiler edinme, interneti daha iyi kullanma gibi yüksek maliyetlere gereksinim duymayan bazı yöntemlerle <strong>fiyat kırmadan <a href="http://www.egitisim-blog.com/kategori/satis-egitimi/" target="_blank">satış</a>ları arttırabilirsiniz.</strong></p>
<ul>
<li><strong>Rakiplerden ilham! alarak fiyat kırmak</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Rakipleriniz bir üstteki çukura düştüler&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Krizde yapılabilecek en büyük yanlışlardan biri aşağı yönde bir fiyat istikrarsızlığıdır.</strong> Psikolojik olarak ne kadar güçlü olduğunuzu fiyat istikrarınız <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BC%C5%9Fteri" target="_blank">müşteri</a>nizin ya da rakiplerinizin kulağına fısıldar. Dikkat edin, kasanızda ne kadar para olduğundan bahsetmiyorum. Psikolojik olarak ne kadar paranızın olduğu önemli.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuyu başlıklar halinde açalım</p>
<ul>
<li> <strong>Endişe bazlı fiyat kırmak</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Yaz da geliyor, işler iyice suyunu çekecek, bankadaki para en fazla 2 ay götürür, iyisi mi şimdiden fiyatları indirip sürümden kazanmaya bakayım&#8221; İşte bu düşünce sizi farkında olmadan mutsuz sona götürür. <strong>Kriz anında balondan ilk atacağınız şey fiyat listeleri olmasın.</strong> &#8220;Ya ne olsun&#8221; derseniz, agresif bir <a href="http://www.egitisim.com.tr/satis_egitimleri.php" target="_blank">satış</a> hamlesi, sizin adınıza satış yapacak bayiler edinme, interneti daha iyi kullanma gibi yüksek maliyetlere gereksinim duymayan bazı yöntemlerle <strong>fiyat kırmadan <a href="http://www.egitisim-blog.com/kategori/satis-egitimi/" target="_blank">satış</a>ları arttırabilirsiniz.</strong></p>
<ul>
<li><strong>Rakiplerden ilham! alarak fiyat kırmak</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Rakipleriniz bir üstteki çukura düştüler mi? Güzel, <strong>şimdi birkaç adım öne çıkmanın tam zamanı.</strong> Rakipler fiyat kırdı diye sakın hemen fiyatları azaltmayı düşünmeyin. <strong>Müşteri psikolojisi düzensiz fiyat indiren tedarikçiye hiçbir zaman iyi gözle bakmaz</strong>, hatta iddialı olacak belki ama pazarlıkta fiyat kırmayan bir satıcıya hayranlıkla bakarlar ve bilinçaltlarının eğilimi bu satıcıya olacaktır. Rakiplerin fiyat kırmasını iyi kullanın, hatta bunu müşteriye ilk söyleyen siz olun. Çünkü rakibiniz söylerse <a href="http://www.egitisim.com.tr/satis_egitimleri.php" target="_blank">satış</a>ın kapanması açısından onun lehine olur, ama <strong>siz söylerseniz bir anlamda rakibin ürününün / hizmetinin kalitesinden yana &#8220;bir dost&#8221; imzalı bir hatırlatmada bulunmuş olursunuz. </strong>Tabii bu yeterli değil, bir de ürününüzün / hizmetinizin fiyat dışındaki farklı yönlerini önplana çıkarın. Uzun ömürlü olması gibi. Örneğin ben bu gibi satış aşamalarında müşteriye &#8220;Eğer firmanın sahibiyseniz benim ürünümü alırsınız zaten, ama eğer fiyat bazlı bir satın almacıysanız rakibimin ürününü almalısınız&#8221;. Bu sözün işe yaramadığını hiç görmedim. Sizce hep firmanın sahipleri mi denk geldi ? Elbette hayır <img src='http://www.egitisim-blog.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':-P' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Fiyat kırmanın gerekli olduğu durumlarda ne yapmak gerekiyor?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdakilerden çok daha farklı bir durum gerçekleşti ve fiyatı indirmeniz gerekiyor. Hemen <strong>en &#8220;cool&#8221; duruşunuzu takının ve müşteriye bu fiyat indiriminin gerçek ve inandırıcı nedenini söyleyin.</strong> Bu neden asla &#8220;rakiplerimiz de indirdi&#8221; ya da &#8220;Krizdeyiz ne yapalım&#8221; şeklinde olmasın. Eğer müşteride şüphe uyandıracak bir gerekçeniz varsa bunun yerine &#8220;Üretimimiz / sipariş adetlerimiz arttığı için bunu müşterilerimize yansıttık&#8221; şeklinde bir gerekçe müşteri gözünde çok daha şık bir neden olacaktır. Ama elbette s<strong>atışta dürüst olmanın uzun vadede kazandıracağını da unutmamak gerek</strong>ir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sonuç olarak, &#8220;ya batarsam&#8221; korkusuyla fiyatları indiriyorsanız zaten batmışsınız demektir.</strong> Endişeyi hissedin ama ilk elinizi atacağınız argüman fiyat olmasın. Hem unutmayın, <strong>fiyatı indirmek kolay, krizden sonra tekrar yükseltmek zordur!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu yazı<a href="http://www.gelistrend.com/kriz-fiyatlari-indirin-derse-inanmayin-yalan-soyluyor/" target="_blank"> gelistrend.com</a>&#8216;da yayınlanmıştır.</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Ffinans-egitimi-kriz-fiyatlari-indir-derse-inanmayin-yalan-soyluyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/finans-egitimi-kriz-fiyatlari-indir-derse-inanmayin-yalan-soyluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel kriz önlemleri ve Türkiye</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kuresel-kriz-onlemleri-ve-turkiye/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kuresel-kriz-onlemleri-ve-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 14:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eğitişim Kariyer Enstitüsü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Finans Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[ÇÖZÜM]]></category>
		<category><![CDATA[FINANSAL]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[KRIZ ÖNLEMLERI]]></category>
		<category><![CDATA[küresel kriz]]></category>
		<category><![CDATA[LONDRA ZIRVESI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitisimblog.wordpress.com/2009/05/10/kuresel-kriz-onlemleri-ve-turkiye/</guid>
		<description><![CDATA[<p>Türkiye, seçim nedeniyle yaptığı yerel yönetim yatırımları nedeniyle bütçedeki imkânlarını sonuna kadar kullanmış durumda. Bundan sonra kriz nedeniyle kullanılabilecek her imkân, bütçe açığının daha yukarılara gitmesine yol açacak. Oysa krizin geldiği nokta itibariyle çok daha fazla vergi indirimi ve teşvik edici harcama yapmamız gerekiyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Bir süredir finansal olmaktan çıkıp ekonomik hale gelen küresel kriz, işsizlik oranlarının hızla artmasıyla ekonomik ve sosyal kriz konumuna gelmeye başladı. Buna karşın çözümler sosyal alanlardan çok ekonomik alanlardan gelecek. O nedenle de her ülke kendine göre bir takım ekonomik önlemler alıp uygulamaya çalışıyor. Bu önlemler arasında başta bankalar olmak üzere özel kesim kuruluşlarına sermaye enjeksiyonları, çeşitli kesimlere yapılan nakdi destekler, mevduata verilen garantiler, merkez bankalarının verdiği likidite ve açığı krediler, vergi indirimleri, çeşitli kamu harcamaları gibi&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, seçim nedeniyle yaptığı yerel yönetim yatırımları nedeniyle bütçedeki imkânlarını sonuna kadar kullanmış durumda. Bundan sonra kriz nedeniyle kullanılabilecek her imkân, bütçe açığının daha yukarılara gitmesine yol açacak. Oysa krizin geldiği nokta itibariyle çok daha fazla vergi indirimi ve teşvik edici harcama yapmamız gerekiyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Bir süredir finansal olmaktan çıkıp ekonomik hale gelen küresel kriz, işsizlik oranlarının hızla artmasıyla ekonomik ve sosyal kriz konumuna gelmeye başladı. Buna karşın çözümler sosyal alanlardan çok ekonomik alanlardan gelecek. O nedenle de her ülke kendine göre bir takım ekonomik önlemler alıp uygulamaya çalışıyor. Bu önlemler arasında başta bankalar olmak üzere özel kesim kuruluşlarına sermaye enjeksiyonları, çeşitli kesimlere yapılan nakdi destekler, mevduata verilen garantiler, merkez bankalarının verdiği likidite ve açığı krediler, vergi indirimleri, çeşitli kamu harcamaları gibi birçok önlem var.</p>
<p><span id="more-561"></span></p>
<p style="text-align:justify;">Örneğin Fransa, Almanya, Japonya ve ABD kamu harcamalarına ağırlık verirken İngiltere, Çin ve Rusya vergi indirimlerine ağırlık veriyorlar. Bununla birlikte bütün bu ülkeler her iki alanda da önlem alıyorlar. Yani ağırlık verdikleri alan dışmdakinde de gerekli düzenlemeleri yapıyorlar. Bazı ülkelerde harcamalar altyapı yatırımlarmda yoğunlaşırken bazı ülkelerde sağlık, eğitim ve çevre alanlarında harcamalar artırılıyor. Vergi önlemleri arasında gelir, kurumlar vergileriyle dolaylı vergilerde indirimler, amortisman hesaplarında teşvikler, yatırım teşviklerinde artışlar gibi önlemler yer alıyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu kadar yüksek ve çeşitlendirilmiş desteğe karşın krizin sonuna gelindiğine ya da daha popüler bir deyişle krizin dibinin göründüğüne ilişkin bir işaret henüz yok. Piyasalar, ABD, Avrupa ya da başka bir bölgeden gelen haberlerle bir gün çıkış, ertesi gün iniş göstermeye devam ediyor. Piyasalar üzerindeki en önemli etki genellikle ABD ekonomisinden ya da piyasalarından gelen haberler üzerine oluşuyor.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>KÜRESEL KRİZE ORTAK ÇÖZÜM ARAYIŞI: LONDRA ZİRVESİ</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Küresel krize ortak bir çözüm bulmak ve gelecekte bu tür krizler yaşanmamasını sağlamak için ortak kararlar alabilmek amacıyla düzenlenen Londra zirvesinden çeşitli kararlar çıktı. Kasım 2008&#8242;de yapılan Washington zirvesinin devamı niteliğinde düzenlenen bu zirvede bir araya gelen G20 ülkeleri maliye bakanları ve merkez bankası başkanları birlikte çalışmaya ve küresel finans sistemini desteklemeye karar verdiler. Bu çerçevede ortaklaşa atılacak adımlar arasında şunlar yer alıyor:</p>
<p style="text-align:justify;">- Likidite desteği sağlanması, finans kuruluşlarının yükümlülükleri karşılığında devlet garantisi verilmesi,</p>
<p style="text-align:justify;">-  Finans kuruluşlarına sermaye enjeksiyonu yapılması,</p>
<p style="text-align:justify;">-  Tasarruf ve mevduatın korunması,</p>
<p style="text-align:justify;">- Değerini tümüyle ya da büyük ölçüde yitirmiş varlıkların devralınması da dahil olmak üzere bankaların bilançolarının güçlendirilmesi.</p>
<p style="text-align:justify;">G20 temsilcileri, bankaların aktiflerinde bulunan bozuk varlıkların onların kredi açma yeteneğini son derecede düşürdüğünü, bunun da ekonominin canlanması konusunda önemli bir engel oluşturduğu konusunda düşünce birliği içinde bulunduklarını vurguluyorlar.</p>
<p style="text-align:justify;">Londra zirvesinde vurgulanan bir başka konu da uluslararası işbirliğinin önemi&#8230; G20 temsilcileri uluslararası işbirliğine dayalı olmayan çözüm arayışlarının yararlı olmadığını kabul etmiş görünüyorlar.</p>
<p style="text-align:justify;">Bütün bu vurgulamalara karşın ben halen uluslararası koordinasyondan uzak olduğumuzu düşünüyorum. Tersine bütün açıklamalara karşın henüz küresel düzenlemeyi yönetecek, ülkelerden bağımsız bir kurum oluşturma yönünde bir gelişme görülmüyor. Birçok kişi IMF&#8217;yi geliştirmekten, onun kaynaklarını artırmaktan söz ediyor ama IMF&#8217;nin ABD&#8217;den bağımsız bir yapıya kavuşturulmasını vurgulayan hâlâ yok.</p>
<p style="text-align:justify;">Birçok kez söylediğim görüşümü bir kez daha ortaya koymak istiyorum: IMF&#8217;nin bugünkü parasal destek işlevleri, Dünya Bankası&#8217;na devredilmelidir. IMF, adı ve yapısı korunarak Dünya Bankası&#8217;nın bağlı kuruluşu haline de getirilebilir. Buna karşılık IMF&#8217;nin personel sayısında ciddi indirimler yapılmalı ve kurumsal maliyeti düşürülmelidir. Uluslararası finans sistemini düzenlemek ve gözetlemek üzere de ayrı bir kurum kurulmalıdır. Bu kurumun sermayesi eşit paylara bölünmeli, bütün ülkeler buna eşit oranda katılmalı, hiçbir ülkeye veto yetkisi verilmemelidir. Ancak böyle bir kurum küresel finans sistemini gözetebilir.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>TÜRK USULÜ ÖNLEMLER VE GERÇEK DÜNYAYA DÖNÜŞ</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Hükümet, Mart ayı içinde kriz önlemlerini açıkladı. Bunlar arasında geçici KDV ve ÖTV indirimleri gibi asıl olarak otomotiv ve beyaz eşyadaki stoklan eritmeyi hedefleyen indirimler yer alıyor. Gayrimenkuldeki KDV indirimi ise 150 metrekareye kadar olan evlerde KDV oranı zaten yüzde 1 olduğu ve evlerin yüzde 95&#8242;i 150 metrekareden küçük olduğu için hemen hemen hiçbir anlam taşımıyor. Bu önlemler içinde otomotive yönelik olan vergi indirimlerine toplumun reaksiyonu olumlu oldu ve son dönemde neredeyse tamamen durmuş olan otomobil satışları birden hızlanmaya başladı. Aslında bu önlemin geç bile kaldığı söylenebilir. Eğer bu indirimler birkaç ay önce yapılmış olsaydı piyasanın canlanmasına daha önceden katkıda bulunması mümkün olabilirdi. Öteki önlemlerin katkısı ise çok zayıf kaldı. Dolayısıyla bu önlemlerin ekonomiyi canlandırmaya sınırlı katkısı olacak gibi görünüyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Ocak-Şubat aylarına ilişkin iki aylık toplam Hazine nakit dengesinden hareketle yaptığım tahminler, ilave hiçbir düzenleme yapılmadığı takdirde, 2009 yılı bütçe açığının 100 milyar TL dolayında olacağını gösteriyor. Bu miktar 10 milyar TL olarak hesaplanıp ilân edilmiş olan başlangıç bütçe açığına göre 10 kat sapma demektir. Bu yılın gayri safi yurtiçi hasılasının 1 trilyon TL&#8217;den yukarıda olmayacağını düşünüyorum. Bu durumda &#8220;bütçe açığı / GSYH&#8221; oranı, yüzde 10 dolaymda olacak demektir. Bu oran bizim kriz nedeniyle bütçede atabileceğimiz adım kalmadığını ortaya koyuyor. Yani Türkiye, seçim nedeniyle yaptığı ve geri dönüşü yok denecek kadar düşük olan, yerel yönetim yatınmları nedeniyle bütçedeki imkânlarını sonuna kadar kullanmış durumda. Bundan sonra kriz nedeniyle kullanılabilecek her imkân, bütçe açığının daha yukarılara gitmesine yol açacak.</p>
<p style="text-align:justify;">Oysa krizin geldiği nokta itibariyle bizim daha fazla vergi indirimi ve teşvik edici harcama yapmamız gerekiyor. İşte tam o noktada seçim bittiği için IMF ile anlaşmanın da devreye girmesi mümkün görünüyor. Seçimden hemen sonra bütün düzeltilmiş sayıların ve oranların ortaya dökülmesi, bir hayli moral bozucu bir tablo çıkaracak ortaya. Yani sizin anlayacağınız seçimden sonra sanal dünyadan gerçek dünyaya sert bir iniş yapacağız.</p>
<p style="text-align:justify;">Bütün bunlaraJcarşın bizim FMF&#8217;yi de ikna ederek kamu harcamalarını artırmamız ve vergilerimizi düşürmemiz gerekiyor. Bu harcama artışının tüketicilere ek harcama imkânı verilmesi biçiminde yapılması şart. Çünkü ancak bu yolla talebin canlandırılması sağlanabilir. Bir yandan da vergilerde mdirim yapılması ve bu mdirimin açıklanan paketteki gibi sınırlı değil daha yaygın olması gerekli. Özellikle KDV ve ÖTV gibi alışverişe yönelik vergilerin oranlannın düşürülmesi, hem yaygın hem de hızlı bir etki yaratabilir. Seçimler nedeniyle bozulmaya başlamış olan bütçe açığının biraz daha bozulmasma yol açacak bu gelişimi göze almak zorunlu görünüyor. Aksi takdirde bütçe açığını küçük tutma uğruna ekonomiyi deflasyona sokmak gibi bir riskle karşılaşırız. Hiç kuşkusuz bu harcama artışı ve vergi mdmmlerinin tek kaynağı olarak borçlanmanın artırılması söz konusu olacak. Yani devlet bir yandan parası olanlardan borç alırken, aldığı bu borcu parası olmayanlara vererek talebi artırmaya çalışacak. Burada kritik meselelerden birisi IMF&#8217;nin bu tür bir politika uygulamasına ne diyeceği konusudur. Ben bütün dünyada bu tür uygulamalara destek veren IMF&#8217;nin Türkiye için de bu yaklaşımı kabul edebileceği düşüncesindeyim.</p>
<p style="text-align:justify;">Bütün ekonomilerle birlikte biz de uzunca bir aradan sonra Keynesyen dünyaya geri dönüş yapma yoluna girmiş bulunuyoruz. Bir zamanlar Keynesyen yaklaşımları yerden yere vuranlar şimdi o eski politikaları krizden çıkışın can simidi olarak görüyorlar.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">G20 ülkeleri maliye bakanları ve merkez bankası başkanlarının biraraya geldiği Londra zirvesinde uluslararası işbirliğinin önemi ısrarla vurgulandı. Bütün bu vurgulamalara karşın ben halen uluslararası koordinasyondan uzak olduğumuzu düşünüyorum. Tersine bütün açıklamalara karşın henüz küresel düzenlemeyi yönetecek, ülkelerden bağımsız bir kurum oluşturma yönünde bir gelişme görülmüyor.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>MAHFİ EĞİLMEZ<br />
</strong></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkuresel-kriz-onlemleri-ve-turkiye%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kuresel-kriz-onlemleri-ve-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CEO?lardan Yönetim Dersleri 25 Nisan?da 3 CEO?yu konuk etti</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/ceo%e2%80%99lardan-yonetim-dersleri-25-nisan%e2%80%99da-3-ceo%e2%80%99yu-konuk-etti/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/ceo%e2%80%99lardan-yonetim-dersleri-25-nisan%e2%80%99da-3-ceo%e2%80%99yu-konuk-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 12:04:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eğitişim Kariyer Enstitüsü</dc:creator>
				<category><![CDATA[yönetim egitimi]]></category>
		<category><![CDATA[CEO]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitişim]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitisimblog.wordpress.com/?p=544</guid>
		<description><![CDATA[<h3>CEO&#8217;lardan Yönetim Dersleri programının ilki 25 Nisan&#8217;da başladı.</h3>
<p style="text-align:justify;"><span class="bultenicerik2"><a href="http://www.egitisim.com.tr" target="_blank">Eğitişim Kariyer Enstitüsü</a>?nün yılda iki kere gerçekleştirdiği <a href="http://egitisim.com.tr/ceo_yonetim_dersleri.php" target="_blank">CEO&#8217;lardan Yönetim Dersleri</a> programının ilki 25 Nisan&#8217;da başladı. Bu dönem Kadir Has Üniversite&#8217;sinde gerçekleşen program Türkiye&#8217;nin en önemli yönetim eğitimlerinin biri olarak biliniyor. CEO&#8217;lardan Yönetim Dersleri programı, bu kez iş dünyasının geleceğini, iş yapış ve yönetim biçimlerinin nasıl değişeceğini CEO?ların gözünden anlatıyor.</span></p>
<p style="text-align:justify;">3 hafta sürecek programın ilk haftası genç yönetici adaylarını oldukça memnun etti. Programın ilk haftasına Aynur Bektaş (<strong>Hey Group CEO</strong> / <strong>TOBB </strong>Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı), Doğan Kaşıkçı (<strong>T-Box</strong> Genel Müdür) ve Yusuf Azoz (<strong>Kariyer.net</strong> Genel Müdürü) katıldı. Katılımcılara yönetim tecrübelerini örneklerle anlatan ve tavsiyelerde bulunan konuşmacılar, katılımcıların bu derslere katıldıkları için çok şanslı oldukları vurgusunu yaptılar.<span id="more-544"></span></p>
<p style="text-align:justify;">CEO&#8217;lardan Yönetim Dersleri?nin ilk konuşmacısı olan Doğan Kaşıkçı (T-Box Genel Müdür) kariyer basamaklarını&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>CEO&#8217;lardan Yönetim Dersleri programının ilki 25 Nisan&#8217;da başladı.</h3>
<p style="text-align:justify;"><span class="bultenicerik2"><a href="http://www.egitisim.com.tr" target="_blank">Eğitişim Kariyer Enstitüsü</a>?nün yılda iki kere gerçekleştirdiği <a href="http://egitisim.com.tr/ceo_yonetim_dersleri.php" target="_blank">CEO&#8217;lardan Yönetim Dersleri</a> programının ilki 25 Nisan&#8217;da başladı. Bu dönem Kadir Has Üniversite&#8217;sinde gerçekleşen program Türkiye&#8217;nin en önemli yönetim eğitimlerinin biri olarak biliniyor. CEO&#8217;lardan Yönetim Dersleri programı, bu kez iş dünyasının geleceğini, iş yapış ve yönetim biçimlerinin nasıl değişeceğini CEO?ların gözünden anlatıyor.</span></p>
<p style="text-align:justify;">3 hafta sürecek programın ilk haftası genç yönetici adaylarını oldukça memnun etti. Programın ilk haftasına Aynur Bektaş (<strong>Hey Group CEO</strong> / <strong>TOBB </strong>Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı), Doğan Kaşıkçı (<strong>T-Box</strong> Genel Müdür) ve Yusuf Azoz (<strong>Kariyer.net</strong> Genel Müdürü) katıldı. Katılımcılara yönetim tecrübelerini örneklerle anlatan ve tavsiyelerde bulunan konuşmacılar, katılımcıların bu derslere katıldıkları için çok şanslı oldukları vurgusunu yaptılar.<span id="more-544"></span></p>
<p style="text-align:justify;">CEO&#8217;lardan Yönetim Dersleri?nin ilk konuşmacısı olan Doğan Kaşıkçı (T-Box Genel Müdür) kariyer basamaklarını birer birer nasıl çıktığından bahssetti. Hayatında en önemli şeyin çalışanlarının kendisini sevmesi olduğunu söyleyen Kaşıkçı ?Eğer çalışma arkadaşlarım beni sevmezse, bana ?günaydın? demezse, ben o ofiste bir dakika duramam.? dedi.</p>
<p style="text-align:justify;">Öğleden sonra ki ilk oturumun konuşmacısı olan Aynur Bektaş (Hey Group CEO/TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı) ise kriz vaktini girişimcilik vakti olarak nitelendirdi. ?Benim en parlak fikirlerim, hep en zor zamanlarda aklıma gelmiştir. Kriz vakitlerinde, girişimcilik ruhum kabarır.? dedi. Bektaş?ın üzerinde durduğu bir diğer konu ise kriz vakti alınması gereken mikro krediler oldu.</p>
<p style="text-align:justify;">Günün son konuşmacısı ise; Yusuf Azoz (Kariyer.net Genel Müdürü) oldu. Başarının karşılık güvene dayalı olduğunu belirten Azoz, güven konusunun kültürel farklılıklar gösterdiğini belirtti. Amerika&#8217;da yaşadığı dönem ile ilgili bir durumu anlattı; Amerikan iş dünyasının maksimum güven ile işe başladığını ve sonrasında bu güvenin azalıp çoğalabildiğini; Türk iş dünyasında ise tam tersi bir durumun söz konusu olduğunu belirten Azoz ?Amerika&#8217;da birbirinize yüzde yüz güvenmezseniz beraber çalışamazsınız. Ama Türkiye&#8217;de işler sıfır güvenle başlıyor ve zamanla güven inşaa ediliyor.? dedi.</p>
<p style="text-align:justify;">Program 8. döneminin 2-9 Mayıs oturumu konuşmacıları; Adnan Akdemir (Eurasia Cinemas CEO), Alphan Manas (Brightwell Group Yönetim Kurulu Başkanı), Daniş Navaro (Braas Çatı Sistemleri CEO), Ege Ertem (Intel Türkiye Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Satış Müdürü) ve Murat Şahin (Orijinal Kurucu Ortak) olacak.</p>
<p style="text-align:justify;">Programın 2-9 Mayıs tarihlerindeki 6 CEO ile buluşmak için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz,</p>
<p style="text-align:justify;">CEO?lardan Yönetim Dersleri:<a href="http://www.egitisim.com.tr/yonetimegitimi.html" target="_blank"> http://www.egitisim.com.tr/yonetimegitimi.html</a></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fceo%25e2%2580%2599lardan-yonetim-dersleri-25-nisan%25e2%2580%2599da-3-ceo%25e2%2580%2599yu-konuk-etti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/ceo%e2%80%99lardan-yonetim-dersleri-25-nisan%e2%80%99da-3-ceo%e2%80%99yu-konuk-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
