Eksi puan verArtı puan ver
+60 puan
62 oy
Loading ... Loading ...

Share

Kadın olmayı ve erkek olmayı nereden öğreniyoruz? Ne zaman başlıyor bu öğrenme süreci? Bebekliğimizde aramızda hiçbir fark yok iken büyüdükçe nasıl açılıyor bu ara? Kimlerin ve nelerin etkisi var birer küçük kadın ve küçük erkek olarak hayatımızı başlatmamızda ve sürdürüyor olmamızda? Bunlar sadece öğrenilen şeyler mi yoksa genetik olarak beraberimizde getirdiğimiz unsurlar mı?

Bu sorular zihnimde tekrardan dans etmeye başladı küçük kızımın anaokulundaki yılsonu gösterilerini izlerken… Gösterileri çok güzeldi, dünkü bebeklerin sahnede bir sürü kişinin önünde bir şeyler başarmaya çalışmalarını görmek gerçekten çok güzeldi ve çok fazla heyecan vericiydi. Bu heyecanın yanı sıra yukarıdaki sorular oluştu benim kafamda diğer anne babalardan farklı olarak.

İlk başta kız öğrenciler ve erkek öğrenciler aynı sahnede yan yana yer aldılar ve birlikte şarkılar söylediler, sonra da bir…

Eksi puan verArtı puan ver
+59 puan
62 oy
Loading ... Loading ...

Share

Ya da hiç çıkmazsa ne olur???

“Her gün bir yerden göç etmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak ne ala,

Her şey dünle beraber gitti, can cazım

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Mevlana Celaleddin-i Rumi

“Değişim” dediğimizde aklımıza ne geliyor? Bu kelimenin bizde bıraktığı ilk duygu ne oluyor? Kaygı, korku, endişe, direnç mi? Ya da merak, heyecan, dinamizm, coşku mu? “Değişim” kelimesi bir tarafta olumlu duygular uyandırırken diğer tarafta olumsuz duygular uyandırıyor olabilir. Farklı duyguları aynı anda yaşıyor olabiliriz. Değişenin “ne” olduğu da bu duyguların ne yönde olacağına etki ediyordur mutlaka. Çok sevdiğimiz, memnun olduğumuz, keyif aldığımız işimizi değiştiriyorsak farklı hissederiz; sevmediğimiz, bizi mutsuz eden, huzursuz olduğumuz evimizi değiştiriyorsak farklı. Duygularımız farklı farklı da olsa değişim bir yandan içinde bilinmezlik barındırdığından…

Eksi puan verArtı puan ver
+90 puan
101 oy
Loading ... Loading ...

Share

  • bir çok işi denedim yıllardır. Çok severek yaptıklarım da oldu aralarında ama ne yazık ki şu an işsizim ve ne yapacağımı da bilemiyorum artık…
  • Ne yapmak istiyorsun?
  • Ne istediğimi de unuttum ve zaten iş seçme lüksüm de yok. Şu an en önemli şey benim için bir an önce para kazanmak. Kaç yaşıma geldim ve hala kendi geçimimi sağlayamamak beni çok üzüyor.
  • Para kazanma gibi bir meselen olmasaydı ne yapmak isterdin?
  • Ben teknolojiye çok meraklıyım, herkes evine aldığı elektronik aletlerin kullanımını bana sorar. Teknoloji marketlerine gittiğimde çıkmak istemiyorum. Oralarda saatler geçirebilirim. Gerçekten, hiç sıkılmam… Ama bu konuda bir eğitimim yok. Ne yapabilirim bilmiyorum. Nereden başlanır ki?
  • Bu alan severek çalışabileceğin bir alan olur mu sence?
  • Aslında olur. Bu konularda insanlara bilgi vermeyi de seviyorum. Cep telefonlarının, bilgisayarların…

Eksi puan verArtı puan ver
+96 puan
98 oy
Loading ... Loading ...

Share

Ne kadar doğrudur bilmem ama bir günü artık 24 değil 16 saat olarak yaşıyormuşuz. Her şey hızlanmış…

Bunu hissetmeyen yoktur herhalde, sanki zaman koşarak giderken avuçlarımızdan, yapılacaklar listesinde kalem kalem işler sırasını bekliyor üstlerinin çizilmesi için … ve bir günden diğer güne devirle kapatıyoruz günü belki de çoğumuz. Hep, “daha fazlası olabilir mi acaba?”sorusunun cevabı peşindeyiz. Çok seviyoruz zaman yönetimi , stres yönetimi gibi kavramları. Hep acelemiz var, hep bir yerlere yetişme kaygısı… ya da bir şeyleri eksik bırakma, birilerinin arkasında kalma, bir şeyleri kaçırma kaygıları… Zamanımı boşa geçirmeyeyim, her anım dolu olsun, pişmanlık yaşamayayım düşünceleri de alabiliyor bazen bu kaygıların yerini. Modern insanın vazgeçilmez kısır döngüsü içinde günler bir biri ardı sıra geçiyor…

Bir yandan işimi yaparken bir yandan hep kollamak durumunda hissediyorum…

Eksi puan verArtı puan ver
+62 puan
64 oy
Loading ... Loading ...

Share

Öğrencilik hayatını bir yerde noktalayıp çalışma hayatına doğru yol alırken, genellikle acil ihtiyaçlarımızdan yola çıkarak ya da elimizde bulunan imkanları değerlendirerek kariyer yolculuğumuzda ilk adımlarımızı atıyoruz. Bazen işsizlik süresi çok uzamasın diye, bazen daha fazla iş görüşmesine gitmek istemediğimiz için, bazen ailemizden para almayı bir an önce bırakmak için, bazen arkadaşlarımızın hepsi bir yerlere yerleşti diye, bazen sırf bize sunulan hazır bir iş olduğu için, bazen de bambaşka nedenlerle çok da fazla sorgulamadan ilk bulduğumuz işlere yerleşiveriyoruz. Kafamızın bir yerinde de “olmazsa değiştiririm” düşüncesi ile birlikte… Küçük bir grup bu şekilde başladığı iş hayatından mutluluğu ve tüm beklediklerini yakalıyor. Büyük bir grup ise “yanılmışım” duygusuyla farklı arayışlara yöneliyor.

Bazılarımız hakikaten de hemen değiştiriyoruz memnun olmadığımız işlerimizi, bazılarımız ise bu konuda çok da hızlı ve…

Eksi puan verArtı puan ver
+75 puan
75 oy
Loading ... Loading ...

Share

Doğduğumuz anı, şehri, mekanı, ailemizi, cinsiyetimizi seçemiyoruz ama bir kez dünyaya geldikten sonra hayatın farklı anlarında bir çok farklı seçim yapmak durumunda kalıyoruz. Bebeklik döneminde ? kendimizin farkında olmadığımız dönemde- bile yaptığımız seçimlerimiz var; farklı farklı yöntemlerle uyuyoruz, farklı şekilde besleniyoruz, farklı konularda huysuzluklarımız oluyor, farklı hastalanıyoruz, farklı dönemlerde gelişimimizi tamamlıyoruz, farklı beceriler gösteriyoruz? Yaşımız büyüdükçe de farklılaştığımız alanlar çeşitleniyor. Alışkanlıklarımız, mesleklerimiz, dekorasyon zevkimiz, damak tadımız, tatil keyfimiz, zaman kullanımımız, hayattan beklentilerimiz çeşit çeşit? Dünyadaki tüm insanların parmak izlerinin birbirinden farklı olması gibi hayattaki bilinçli ya da bilinçdışı seçimlerimiz de birbirimizden farklı. Bilinçdışı seçimlere pek dokunamasak da mesele bilinçli yaptığımız seçimlerle mutlu olabilmek de?

Kendimizin bilincinde olmaya başladığımız ilk andan itibaren ? herhalde 11/12 yaşlarımıza denk düşüyor ? önce eğitim hayatımızla ilgili, sonra…

Eksi puan verArtı puan ver
+41 puan
43 oy
Loading ... Loading ...

Share

İş arayan birçok insan, özgeçmişini bütün araştırma çabalarının merkezi çabası olarak kullanır. Ama özgeçmiş, gelecekte iş arama araçlarınız arasında  en az kullanılanlardan birisi olmalıdır. Sorun şu ki özgeçmiş, zamanının çoğunu bilgisayarınızda, çantanızda ya da çekmecenizde geçirir, etrafta konfeti uçuşmaz.

Öyleyse neden bir özgeçmiş yazarız? Bunun ana nedeni, düşünmenizi geliştirmektir, böylece işe eleman alınmıyorken kendinizi hazır bir aday olarak pazarlamaya daha hazırlı olursunuz. Bir özgeçmiş yazmak, sizi kariyer başarısına zihinsel olarak hazırlar. Ne olduğunuzu, nerde olduğunuzu, nereye gitmek istediğinizi ve amaçlarınıza nasıl ulaşacağınızı anlamanızı sağlar. Bir kez bu düşünme sürecine girdiğinizde, özgeçmişin  kendisi tali bir şey haline gelir.

Gerçekte özgeçmişin kullanılmasını gerektiren dört koşul vardır.

  • Bir “yardımınıza ihtiyaç var” çağrısına ya da internette iş çağrısına cevap verirken
  • Uygun bir konuma sahip potansiyel bir işverene bir kopyasını yollamak için
  • İş…
  • Eksi puan verArtı puan ver
    +39 puan
    39 oy
    Loading ... Loading ...

    Share

    ?Yine yeni yeniden? bir ekonomik kriz sürecinin sonlarına geldiğimiz şu günlerde deyim yerindeyse ?ekmek aslanın ağzında?? Ekmeğin aslanın ağzında olduğu sözünü atalarımızdan beridir bildiğimize göre, aslında galiba ekmek hep aslanın ağzındaydı zaten; hiç kedinin ağzına geçtiği olmamıştı daha. Kim bilir belki gün geçtikçe bu sözü daha çok hatırlar olduk, belki de günümüzün gerçekleri hakikaten değişti? ya da belki bazı durumlarda bu söz sığındığımız bir mazeret de olabiliyor. Firmalar kendilerine uygun personel arayışında, kişiler kendilerine uygun iş arayışında ama bu iki taraf birbiriyle tam da buluşamıyorlar? Bu yazıda daha çok uygun iş arayan kişilerin tarafından bakmaya çalışacağım?

    Bir hikaye anlatmak istiyorum size şimdi, aslında hikaye dediğime bakmayın bir gerçek iş arama ve sonuçlanma sürecinden bahsedeceğim, kim bilir belki bizim de işimize yarar bazı…

    Eksi puan verArtı puan ver
    +35 puan
    36 oy
    Loading ... Loading ...

    Share

    Ailelerde ?ders çalışman lazım artık? söylemlerinin ufak ufak başladığı bir dönem bu? Gerek sbs hazırlık, gerekse öss hazırlık öğrencilerinin ailelerinde? Öğrencilerde ise farklı bir psikoloji hakim: bazıları daha vaktim var çalışırım rahatlığında, bazıları ise bu sene nasıl geçecek derdinde, bazıları planını programını yaptı ve kendinden motive çalışmaya başladı bile? Ders çalışma söylemleriyle birlikte; gençler ve aileler arası çatışmaların, irili ufaklı sürtüşmelerin de başladığı bir dönem bu? Televizyon yasakları konacak, internet iptal edilecek, sokağa çıkma sınırlamaları gelecek, ailenin sosyal hayatı da sınırlanacak evin genci etkilenmesin diye, dizi dizi test kitapları alınacak, romanlar-dergiler rafa kalkacak, bütün yan uğraşlara veda edilecek? ?Aman canım ne olacak bir yıl sonra hepsi geri gelir? denecek? ?Biz de bu yollardan geçtik, biz de genç olduk ama hiç sizin gibi yapmadık,…

    Eksi puan verArtı puan ver
    +31 puan
    31 oy
    Loading ... Loading ...

    Share

    Çadırda oyun oynayan iki çocuktan biri der ki: ?Akşama ne pişirdin?? diğeri de cevap verir: ?Bugün bir şey yapamadım, dışarıdan söyledim? ve çocukların annesi elinde siparişlerle (çikolatalarla) çıkagelir? Bu diyalogda yer alan cümlelerin hangisinin erkek çocuğa hangisinin kız çocuğa ait olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Her ne kadar masum bir çikolata reklamı gibi gözükse de aslında gelecekte cinsiyet rollerinin çok hızlı değişemeyeceğini gösteren bir anlayışın izlerini görmek mümkün bu oyunda.

    Günümüz yaşantısına baktığımızda, kadın ile erkeğin eskiye oranla daha eşit algılandığı ve kadınların daha fazla iş hayatında yer aldığını görüyoruz. (Halen eşit oranlara ulaşılmış olmadığının da altını çizmek gerekiyor.) Bununla birlikte dışarıda da çalışan kadınların evdeki rolleri bazı küçük değişikliklerle (artık kadınlar dışarıdan da yemek siparişi verebiliyorlar) eskisi gibi devam ediyor. Kadınlar artık eskisi…

    
    Web Analytics