İş arayan birçok insan, özgeçmişini bütün araştırma çabalarının merkezi çabası olarak kullanır. Ama özgeçmiş, gelecekte iş arama araçlarınız arasında en az kullanılanlardan birisi olmalıdır. Sorun şu ki özgeçmiş, zamanının çoğunu bilgisayarınızda, çantanızda ya da çekmecenizde geçirir, etrafta konfeti uçuşmaz.
Öyleyse neden bir özgeçmiş yazarız? Bunun ana nedeni, düşünmenizi geliştirmektir, böylece işe eleman alınmıyorken kendinizi hazır bir aday olarak pazarlamaya daha hazırlı olursunuz. Bir özgeçmiş yazmak, sizi kariyer başarısına zihinsel olarak hazırlar. Ne olduğunuzu, nerde olduğunuzu, nereye gitmek istediğinizi ve amaçlarınıza nasıl ulaşacağınızı anlamanızı sağlar. Bir kez bu düşünme sürecine girdiğinizde, özgeçmişin kendisi tali bir şey haline gelir.
Gerçekte özgeçmişin kullanılmasını gerektiren dört koşul vardır.
?Yine yeni yeniden? bir ekonomik kriz sürecinin sonlarına geldiğimiz şu günlerde deyim yerindeyse ?ekmek aslanın ağzında?? Ekmeğin aslanın ağzında olduğu sözünü atalarımızdan beridir bildiğimize göre, aslında galiba ekmek hep aslanın ağzındaydı zaten; hiç kedinin ağzına geçtiği olmamıştı daha. Kim bilir belki gün geçtikçe bu sözü daha çok hatırlar olduk, belki de günümüzün gerçekleri hakikaten değişti? ya da belki bazı durumlarda bu söz sığındığımız bir mazeret de olabiliyor. Firmalar kendilerine uygun personel arayışında, kişiler kendilerine uygun iş arayışında ama bu iki taraf birbiriyle tam da buluşamıyorlar? Bu yazıda daha çok uygun iş arayan kişilerin tarafından bakmaya çalışacağım?
Bir hikaye anlatmak istiyorum size şimdi, aslında hikaye dediğime bakmayın bir gerçek iş arama ve sonuçlanma sürecinden bahsedeceğim, kim bilir belki bizim de işimize yarar bazı…
Ailelerde ?ders çalışman lazım artık? söylemlerinin ufak ufak başladığı bir dönem bu? Gerek sbs hazırlık, gerekse öss hazırlık öğrencilerinin ailelerinde? Öğrencilerde ise farklı bir psikoloji hakim: bazıları daha vaktim var çalışırım rahatlığında, bazıları ise bu sene nasıl geçecek derdinde, bazıları planını programını yaptı ve kendinden motive çalışmaya başladı bile? Ders çalışma söylemleriyle birlikte; gençler ve aileler arası çatışmaların, irili ufaklı sürtüşmelerin de başladığı bir dönem bu? Televizyon yasakları konacak, internet iptal edilecek, sokağa çıkma sınırlamaları gelecek, ailenin sosyal hayatı da sınırlanacak evin genci etkilenmesin diye, dizi dizi test kitapları alınacak, romanlar-dergiler rafa kalkacak, bütün yan uğraşlara veda edilecek? ?Aman canım ne olacak bir yıl sonra hepsi geri gelir? denecek? ?Biz de bu yollardan geçtik, biz de genç olduk ama hiç sizin gibi yapmadık,…
Çadırda oyun oynayan iki çocuktan biri der ki: ?Akşama ne pişirdin?? diğeri de cevap verir: ?Bugün bir şey yapamadım, dışarıdan söyledim? ve çocukların annesi elinde siparişlerle (çikolatalarla) çıkagelir? Bu diyalogda yer alan cümlelerin hangisinin erkek çocuğa hangisinin kız çocuğa ait olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Her ne kadar masum bir çikolata reklamı gibi gözükse de aslında gelecekte cinsiyet rollerinin çok hızlı değişemeyeceğini gösteren bir anlayışın izlerini görmek mümkün bu oyunda.
Günümüz yaşantısına baktığımızda, kadın ile erkeğin eskiye oranla daha eşit algılandığı ve kadınların daha fazla iş hayatında yer aldığını görüyoruz. (Halen eşit oranlara ulaşılmış olmadığının da altını çizmek gerekiyor.) Bununla birlikte dışarıda da çalışan kadınların evdeki rolleri bazı küçük değişikliklerle (artık kadınlar dışarıdan da yemek siparişi verebiliyorlar) eskisi gibi devam ediyor. Kadınlar artık eskisi…
Gelecek ve Netlik Nasıl Bir Araya Gelir?
Galiba hepimizin temel ihtiyacı hayatımızla ilgili soru işaretlerini mümkün olduğunca temizleyip şimdi ve yarın?la ilgili olarak hayata biraz daha net bakabilmek. Hayatın temel konularında ? yaşadığım ve gözlemlediğim odur ki hayatın en temel iki konusu var: iş ve eş seçimi ? kararlarımızı fazla ikilem yaşamadan vermek ve verdiğimiz kararlardan dolayı da mutluluk duymak en büyük isteklerimiz arasındadır diye tahmin ediyorum. İş ve eş seçimiyle ilgili kararlarımızda en önemli yol gösterici kendimizi iyi tanımak ve eşimizden / kariyerimizden beklentilerimizin farkında olmak ve bunları ifade edebilmek. Zaten en büyük kafa karışıklıklarını da beklentilerimizin farkında olmadığımız zamanlarda yaşamıyor muyuz?
Bu yazının gereği ?eş? değil ?iş? seçimleri üzerinden ilerlemek, yani biraz kariyer yolculukları nasıl başlıyor, nasıl şekilleniyor üzerine düşünerek devam etmek?
Mesleki çalışmalarımı iki…
Google Türkiye Ürün Pazarlama Müdürü Eren Kantarlı genç ve genç yetişkinlere kariyer rotasına dair ipuçları sunuyor:
Üniversite kampüsünden içeri girdiğimiz gün, sanki bir ömür orada yaşayacakmışız gibi bir heyecan ve mutlulukla yayılırız çimlere. Birbirinden zor onlarca ders ve sınavı atlatıp, bahar şenlikleri ve kulüp etkinliklerinde sosyalleşirken; yılların nasıl geçtiğini ve son sınıfa nasıl geldiğimizi anlamayız hiç. İşte o zaman sesini nicedir uzaktan duyduğumuz dikkat çanları, kulağımızın dibinde çalmaya başlar. Yağmura hazırlıksız yakalananların iç dünyalarındaki fırtınaya bir de toplum baskısı eklenince; ÖSS stresi vız gelir, tırıs gider.
Zaman, kalan son yılı en iyi şekilde değerlendirme zamanıdır. O güne dek hiç yüz verilmemiş okul dışı eğitimlere katılınır, yabancı dil bilgisi artırılır, çalakalem iş başvuruları yapılır ve dizi dizi sınavlara girilir. Kısacası son yıl, mezun olma çabasına son sınıf…
Danışmanlık, rehberlik, mentörlük, öğretmenlik, koçluk?Kavramlar iyice birbirine karışmış durumda. Ve bu karmaşada destek almak isteyen bireyler kimden ne bekleyeceklerini de bilemez duruma geliyorlar. Diğer alanlara hiç girmeden özellikle bir Kariyer koçundan neler bekleyebilirsiniz ve kariyer koçluğu kimlerin işine yarar ekseninde yazımı sürdürmeye çalışacağım?
Özellikle liseden itibaren öğrenciliğinizin ya da iş hayatınızın her hangi bir döneminde kariyer koçluğundan yararlanmanız gerekebilir.
Ya da şöyle diyelim: Kariyer koçluğundan yararlanmak işinize yarayabilir. Koçluğun, ülkemizde yaklaşık 5 yıldır fazlaca konuşulmaya ve üzerinde çalışılmaya başlandığını düşünürsek eğer kariyerinizle ilgili önemli bir sorun ? işsizlik, terfi alamamak, mesleki seçimlerde ikilem yaşamak gibi ? yaşamıyorsanız büyük ihtimalle Kariyer koçuna gitmeyi de aklınızın köşesinden geçirmiyorsunuz demektir. Oysaki çok önemli sorunlar olmadan da hedeflerinize doğru koçluktan yararlanarak hızlı bir şekilde yol alabilirsiniz.
Koçluk, mevcut…
İş Yatırım Menkul Değerler A. Ş. Risk Yönetim Müdürü Doç. Dr. Evren Bolgün bu ayki konuk yazarımız.
ŞİRKETLERİN KRİZ STRATEJİLERİNE DAYALI KARİYER TECRÜBELERİ
Geçtiğimiz günlerde Business Week dergisinin kapağında ?Devlerin Çöküşü? şeklinde bir başlığı gördüğümde, şirketlerin zirvede kalmalarının yollarını ile profesyonel kariyere yapılan uzun ince yol üzerinde çalışanlarında benzer prensiplerinden yararlanabileceğini düşünmeye başladım. Bu bakış açısıyla derginin incelediği konu üzerinden yola çıkarak kendi iş tecrübelerimizi oluşturabileceğimizi düşünmekteyim. Şirketlerin yaptıkları temel hataları iş yaşantımızda ne kadar az yaparsak yaşanan tecrübelerden o kadar fazlasıyla faydalanmış olabiliriz.
Dünyaca güçlü şirketlerin iflas nedenleri üzerine yapılan araştırmalarda tepit edilen 5 aşamayı kişisel iş yaşantımızda da dikkate alarak ilerleyecek olursak, şirketlerin çöküş sürecini tersine çevirmeleri gibi, başarısızlıklarımızdan sıyrılarak ilerleyebilmek mümkün olabilecektir. Unutmamak gerekir ki güçlü şirketler zaman zaman sendeleseler bile genellikle yeniden…
Krizde işten atılmamak için bir çok çalışan, dedikodu yaparak diğer çalışanların altını kazmak, amirine yalakalık yapmak, ” İşsiz kalırsam hasta çocuğuma bakamam” diyerek duygu sömürüsü yapmak, etliye sütylüye dokunmamak, nabza göre şerbet vermek ve bukalemun gibi renk değiştirmek gibi yöntemlere başvuruyor. Bu yöntemlerin de etkili olduğu durumlar yok değil ama sayacağımız önerilerin işe yaraması daha muhtemel:
Birçok çalışan, kendisi için tanımlanmış işleri yapar. Ancak işverenin çalışandan beklediği önemli birşey de çalışanın kendisinden beklenenden fazlasını gerçekleştirmesi ve işinde geliştirme önerileri sunması. Japon kültüründe “Kaizen” olarak adlandırılan bu ilke, ” sürekli gelişim” felsefesinin ayrılmaz parçası. Hiç bir şirket, sürekli gelişime açık bir çalışanı kaybetmek istemez.
Şirketlerin kriz dönemlerinde ayakta kalabilmesi için giderlerini düşürmesi gerekiyor.…