Müstakbel profesyonel blogcuların dikkatine: Amazon‘daki sevimli beylerin size bir iyi bir de kötü haberi var.İyi haber isteyen herkes şimdi Amazon’da blog açıp Amazon’un elektronik kitabı Kindle’ın sahiplerine abonelik satabilecek. Peki, kötü haber ne? Fiyatı Amazon belirliyor ve paranın%70 ini alıyor.
Ne anlaşma ama değil mi? Bütün işi siz yapıyorsunuz, kazancın üçte ikisini Amazon cebe indiriyor. İşinize gelmiyorsa, o zaman kendi elektronik kitap okuma cihazınızı ve internetten satış sisteminizi geliştirmeye girişirsiniz. Ama Amazon’un e-okuyucu piyasasına (bugün için kayde değer tek piyasa Amazon’unki) girmek istiyorsanız, Amazon’un kurallarına uyacaksınız. İçinize su serper mi bilmem ama Amazon‘un büyük gazetelerede aynı oranı ,30′a 70′i uyguluyor. Dolayısıyla, blogcular büyük patronlardan daha fazla kazıklanmadıklarını düşünerek rahat edebilirler.
Hatırlıyor musunuz, bir zamanlar herkes dijital basının yazarlar ve diğer yaratıcı tipler (bugünkü değişle “içerik yaratıcıları”) açısından nasıl da gelmiş geçmiş en muhteşem gelişme olacağından söz ediyordu. Güya herkes internet üzerinden emeğini doğrudan satabilecekti. Mutlak bir özgürlük olacaktı; sınırlamaların olmadığı sistem bir tür dijital Nirvana’idi. Ama işler beklendiği gibi gitmedi. Bugün teknoloji şirketleri tüketicileri dijital bir kümese yönlendirip kendilerini de bu işin sahibi olarak takdim ediyor. Tabii, haliyle kazancın büyük kısmına el koyuyorlar.
Apple‘ın iTunes mağazası buna iyi bir örnek. Müzik şirketleri insanların internetten yasal biçimde müzik almasını sağlayacak bir yol bulamadı (ya da bulmadı ). Bu ihtiyaca yönelik müzik mağazası kuran Apple şimdi ABD’nin bu alandaki en büyük perakendecisi. Apple’ın aslında yaptığı her bir dolarlık satıştan 30 sent alan bir nevi gişe işletmek. Buna ek olarak Apple, iPod satarak para kazanıyor. Ama müzik şirketleri bu gelirden pay alamıyor. Üzgünüz.
Amazon şimdi kitap, gazete ve dergilere de aynı şeyi yapıyor. Geçen yıl Amazon yarım milyondan fazla Kindlesattı. Wall Street’ten bir uzmana göre, Kindle önümüzdeki seneye kadar bir milyar dolarlık satış hacmine ulaşabilir. Amazon kendini hem cihazı hem de “içeriği” satan mağazayı kontrol eden bir gişe operatörü gibi konumlandırıyor. Mesele şu ki,basındaki insanlar Apple’ın müzik şirketlerine yaptığını bildiklerinden , Amazon tarafından “iTune”lanmak konusunda kararlılar. News Copr. ve Hearst şirketleri kendi okuyucularını oluşturmaktan söz ediyor. Aslında bu şirketlerin “düzgün” bir cihaz ve “düzgün” bir online mağaza kurabileceğinden kuşkuluyum. Başarsalar bile, her yayıncı kendi e-okuyucusunu yaratmaya kalkarsa , bizi bir kaos ortamı bekliyor demektir.
Biraraya gelip grup olarak pazarlık etmek yayıncılar açısından daha iyi fikir olabilir. Basının kıdemlilerinden Steven Brill’in Journalism Online adlı girişimle yapmaya çalıştığı da bu. Maksat Kinle,iPhone gibi her türden platformda müşterinin tek bir hesabı kullanarak değişik yayınlara abone olabileceği bir sistem oluşturmak. Brill, Amazon’la daha iyi şartlarda anlaşma yapmalarında yayıncılara yardımcı olması için anti-tröst davalarına bakan avukat David Boies ile anlaştı. “Abonelik ücretlerinin %70′ini Amazaon’un alacak olması akıl alacak bir şey değil” diyor Brill. Kendisi bu oranın sıfır olmasını daha makul buluyor. Brill’e göre,Amazon Kindle cihazlarını satarak para kazanmalı; bütün abonelik geliride içeri hazırlayan kişilere kalmalı. Brill’e göre bu, Sony’nin, paralı televizyon kanalı HBO’ya gidip insanların HBO’ya ödediği paranın yüzde 70′ini talep etmesi ve gerekçe olarakda insanların yayınları Sony televizyonda izlemesini göstermesi gibi bir şey. Bir Amazon sözcüsü ise, Kindle müşterilerine ücretsiz kablosuz hizmet sağladıklarını ve müşterilerden hizmet sözleşmesi imzalamalarını talep etmediklerini altını çizerek “Zaten bu nedenle içerik sahipleriyle farklı bir anlaşmamız var” diyor.
Dijital çağın büyük efsanesine göre, şu pahalı baskı makinelerinden bir kurtulsak,içerik girişinin önünde hiç bir engel kalmayacak ve masraflar düşecekti. Ama tahmin edin ne oldu? Amazon’unki gibi bir sistem kurmak çok pahalı. İçerin önündeki daha büyük engelse beyin gücü;yani bu sanal mağazaları kurup işletmek için bir sürü akıllı mühendise ihtiyacınız var. Oysa bu dehalardan yeterince yok. Bu da demektir ki,yeryüzünde ki çok az şirket Google, Amazon ve Apple’ın yaptığını yapabilir. Berkshire Hathaway’in Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Charlie Munger’de geçenlerde Google’ı etrafında bir su hendeği oluşturduğu için övüp, ” O hendek köpekbalıklarıyla dolu” dediğinde muhtemelen bu durumu kasdediyordu. Dolayısıylaa, işler eskinden nasılsa şimdi de öyle yürüyor. Tek mesele, paranın kimde toplanacağı. Analog dünyada aslan payı büyük ve kötü basın baronlarının elindeydi. Bugünse Silikon Vadisi’ndeki bütün dehalar parayı götürüyor. İşin garibi bu kişiler kendilerini, bu işi para için yapmayan,amaçları dünyayı daha yaşanılır kılmak olan bir grup saygın, iyi huylu bilgisayar çılgını olarak takdim ediyor. Ama doğrusu, sömürü açısından eski basın baronları bu yeni tiplerin yanında amatör kalıyor.
Newsweek