Eksi puan verArtı puan ver
+38 puan
40 oy
Loading ... Loading ...

Genç girişimci, patron ya da yönetici. Orta düzey, üst düzey ya da alt düzey. KOBİ, OBİ ya da holding. En az 1 kişiyi yönetme görevine talipseniz en büyük rakibiniz ?Önyargı? olacaktır.

Neden mi?

Problemlerin en büyükleri anlık gerçekleşir. Bir anlık hatalarla ihaleler kaybedilir, projeler batabilir. Mutlaka arkaplanı vardır ama genellikle patlama anı şöhreti severken patlama anına götüren süreç karanlık ortamları sever.

O anda yönetici soğukkanlı olmak zorundadır. Genellikle hep gördüğümüz, yaşadığımız olaylar hiçbir şeyin ilk anda görünen gibi olmadığını gösterir deneyimler.

Bir çalışanınızla ilgili olumsuz düşünceleriniz mi var? İşten kaytardığını mı düşünüyorsunuz? Hatta onun bu özelliğinin bir hastalık olduğuna da eminsiniz. Önyargılarla beyninizi doldurmak yerine çağırın ve konuşun!

Müşteriler, rakibinizin sizin verdiğiniz fiyatın yarısını verdiğini ve sizin ürününüzü kötülediğini mi söyledi? Siz de o müşteriye rakibinizi kötülemeyin. Belki…

Eksi puan verArtı puan ver
+29 puan
33 oy
Loading ... Loading ...

Limited şirket; iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı ve esas sermayesi, muayyen olan şirket olarak tanımlanmaktadır. (TK Md.503) Limited şirketin belli başlı özelliklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. Limited şirketler, bankacılık ve sigortacılık yapamamalarına karşın, diğer her türlü ekonomik faaliyette bulunabilirler (TTK Md. 503)

  • Limited şirketlerin sermayeleri 5 milyar liradan aşağı olamaz.
  • Ortak sayısı 50 ile sınırlandırılmış olduğundan, limited şirketler halka açılamazlar,
  • Tahvil ihraç etmeleri söz konusu olmadığı gibi sermayeleri hisse senedine bağlanmadığından, menkul değerlerini halka arz etmeler ide mümkün değildir,
  • Sermaye için bir tavan tutar belirlenmemiş olduğundan çok yüksek tutarda sermaye ile limited şirket kurmak mümkündür.
  • Limited şirketlerde denetçiye gerek yoktur. Ancak, ortak sayısı yirmiden fazla olan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi…
Eksi puan verArtı puan ver
+28 puan
29 oy
Loading ... Loading ...

Satışçıyı hep çok konuşan adam olarak biliriz. Çok konuşup, laf kalabalığına getirip müşterinin kafasını karıştıran, ?evet?i söylettiren adam.

Her gün yeniden farkına vardığımız bir gerçek, bu durumu da değiştirdi. ?Artık devir gerçekten değişti!?

Satış toplantılarına başlarken:

  • ?1986 yılında Merter?deki şu fotoğraftaki ofiste fnaaliyete başlayan firmamız, gelişen dünyanın globalleşen koşullarında ?.? Diye başlayan cümleleri aman ha kullanmayın.
  • Çok kısaca firmanızı, sade ve süssüz cümlelerle anlatın ve hatta o slaytı ?buraları hızlı geçiyorum? gibi bir cümleyle zaten şirketinize ve kendinize güvendiğinizi gösterebilirsiniz.
  • Kısa kısa ürün ve çözümlerinizi anlatın, geçmişteki başarılardan birer cümleyle ve ?çok heyecanlanmadan? anlatın. Bırakın müşteri heyecanlansın, siz değil!
  • Sıra geldi en heyecanlı kısma, not defterinizi açın, ilkokul 3. Sınıfa ve en ön sıraya dönün! Şimdi sıra müşteriyi dinlemede.
  • Ona sorular sorun, ?sizce sorun nerede?, ?işinizi şuan yaptığınız halinden çok…
Eksi puan verArtı puan ver
+34 puan
38 oy
Loading ... Loading ...

Küçükten büyük, büyükten küçük hale gelmeye başlamış her şirketin ilk aklına gelen yapılanma kurumsallaşmadır. ?Kurumsallaşma? kelimesi gündeme gelmeye başladı mı, önce bu konuda rol modeller incelenir, danışmanlar gelip gitmeye başlar, kitaplar araştırmalar okunmaya başlar. Ve bir heyecanla başlanan bu yolculuk, sabırsız beklentiler sonucu ya askıda sonuçlanır ya dakurumsallaştık yanılgısıyla.

Gerçek anlamda kurumsallaşabilen, bunu kurum kültürü haline getirebilen şirketler pek azdır.Kurumsal şirketler olarak bildiğimiz şirketlerinin çoğu arada gizli bir kelime içerir de fark etmeyiz. Aslında çoğunluğu kurumsal görünen şirketlerdir.

5 yılda yaklaşık 100 büyük şirketle çalışma şansı buldum. Onlara ürün tedarik ettim, onların satın almasıyla, Bilgi işlem departmanıyla, satış ve dağıtım kanalıyla ve bazılarının yönetim kademesiyle teşrik-i mesaim oldu. Bunların neredeyse tamamı Türkiye?nin ilk 5000 şirketi arasında. %25?i ise Türkiye?nin ilk 500?ü arasında. Bu nedenle kurumsal şirketleri…

Eksi puan verArtı puan ver
+11 puan
13 oy
Loading ... Loading ...

Genç yönetici karar verme konusunda özgürdü, öyle ya önünde bir yönetim kurulu ya da onlara karşı sorumluluk duyduğu hisse sahipleri filan yoktu. Genç şirketin genç patronu, bu 4 büyülü kelimenin verdiği egoyla ?onu öyle yapalım, bunu bundan sonra şöyle yapıyoruz!? gibi cümleleri ardı arkasına sıralar?

Günler günleri, aylar ayları kovalar ve artık ?algıda duyarsızlaşma? başlar çalışanlar arasında. Yeni gelen eleman, genç patronun ?yeni kararını / kuralını / buyruğunu? duyup da eli ayağına dolaşınca biraz daha tecrübeli başka bir eleman bıyık altından gülerek kafayı kaldırır ve der ki ?Heyecan yapma, her gün böyle bir kaç yeni karar verir, sonra unutur?.

Bu ekibi bir daha asla ?yüksek verimle? yönetemeyeceğini biliyorsun değil mi?

Ekibin şunu bilecek, ?bizim patron bir karar verirse sonuna kadar uygular! O zaman…

Eksi puan verArtı puan ver
+27 puan
34 oy
Loading ... Loading ...

Girişimci iseniz firmanızın kataloğunu, broşürünü oraya buraya göndermekle iş bitmiyor. Genç bir girişimci tarafından kurulan şirketin her yönüyle her dakika her saniye ben buradayım diye bağırması gerek.

Girişimcinin bir anını boş geçirmemesi gerekiyor ama işin farklı bir boyutu daha var.

İçeride ne kadar iyi iş yaparsanız yapın, ne kadar olağanüstü ürünler / çözümler / hizmetler üretirseniz üretin vitrininiz boşsa kimse içeriye girmez.

Girişimci olarak o şirketin vitrininin bir kısmı da sizsiniz. İsterseniz kiremit üreticisi olun, isterseniz kişiye özel tişört satıyor olun, artık çok yönlü ve çok katmanlı bir pazarlama hamlesine girişmezseniz, işin bir ayağı hep eksik kalır.

Çok yönlü ve çok katmanlı pazarlama hamlesiyle neyi kastediyorum?

  • Şirketinizin pazarlamasını ayrı,
  • Ürününüzün pazarlamasını ayrı,
  • Kişisel markanızın pazarlamasını ayrı yürütmeniz gerekiyor.

Bu yazının temeli esasında en son madde, yani “kişisel markanızın pazarlanması”…

Eksi puan verArtı puan ver
+1 puan
1 oy
Loading ... Loading ...

Krizde yapılabilecek en büyük yanlışlardan biri aşağı yönde bir fiyat istikrarsızlığıdır. Psikolojik olarak ne kadar güçlü olduğunuzu fiyat istikrarınız müşterinizin ya da rakiplerinizin kulağına fısıldar. Dikkat edin, kasanızda ne kadar para olduğundan bahsetmiyorum. Psikolojik olarak ne kadar paranızın olduğu önemli.

Bu konuyu başlıklar halinde açalım

  • Endişe bazlı fiyat kırmak

“Yaz da geliyor, işler iyice suyunu çekecek, bankadaki para en fazla 2 ay götürür, iyisi mi şimdiden fiyatları indirip sürümden kazanmaya bakayım” İşte bu düşünce sizi farkında olmadan mutsuz sona götürür. Kriz anında balondan ilk atacağınız şey fiyat listeleri olmasın. “Ya ne olsun” derseniz, agresif bir satış hamlesi, sizin adınıza satış yapacak bayiler edinme, interneti daha iyi kullanma gibi yüksek maliyetlere gereksinim duymayan bazı yöntemlerle fiyat kırmadan satışları arttırabilirsiniz.

  • Rakiplerden ilham! alarak fiyat kırmak

Rakipleriniz bir üstteki çukura düştüler…


Web Analytics