<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitişim Blog &#187; Altan Özen</title>
	<atom:link href="http://www.egitisim-blog.com/author/altanozen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.egitisim-blog.com</link>
	<description>Kariyer Rehberi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 10:02:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kariyer Koçluğu: Haydi bir sefer de kendi kendimize akıl verelim&#8230;</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-haydi-bir-sefer-de-kendi-kendimize-akil-verelim-2/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-haydi-bir-sefer-de-kendi-kendimize-akil-verelim-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 12:20:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[akıl vermek]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=949</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: right;">?su kaynaklarınız doluyken, susuz kalırsam diye korkulara kapılmak</p>
<p style="text-align: right;">en giderilemeyecek susuzluk değil de nedir??</p>
<p style="text-align: right;">Halil Cibran</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.egitisim.com.tr" target="_blank">Eğitim</a>lerde ve <a href="http://egitisim.com.tr/kariyer_koclugu_danismanligi.php" target="_blank">koçluk</a> çalışmalarında uyguladığım çok sevdiğim bir çalışma var. Kişilerin uzak ve yakın gelecekleri üzerine düşünmelerini sağlayıp bir tasarım yaratmalarını bekliyorum. Kendilerini olmasını istedikleri geleceğin içinde hayal etmeleri için teşvik ediyorum. Bu tasarımı yaparken istedikleri kadar özgür olduklarını, önlerinde herhangi bir engel olmadığını söylememe rağmen, ilk önce bugünün koşulları içinde düşünüp ona göre bir gelecek tasarımı yapılıyor. Bu konuda kişileri tekrar yönlendiriyorum istedikleri gibi bir tasarım yapabileceklerine ilişkin olarak. Biraz zorlanarak da olsa ikinci ya da üçüncü denemede gerçek istekler ortaya çıkıyor, tabii çekinerekten. Bu tasarımın bir çok ayrıntısıyla ortaya çıkmasının ardından sorduğum soru şu oluyor: ?o günkü halinle bugünkü sana akıl vermen gerekse neler söylerdin??</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-949"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Gerçekten ilginç&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>?su kaynaklarınız doluyken, susuz kalırsam diye korkulara kapılmak</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>en giderilemeyecek susuzluk değil de nedir??</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Halil Cibran</em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.egitisim.com.tr" target="_blank">Eğitim</a>lerde ve <a href="http://egitisim.com.tr/kariyer_koclugu_danismanligi.php" target="_blank">koçluk</a> çalışmalarında uyguladığım çok sevdiğim bir çalışma var. Kişilerin uzak ve yakın gelecekleri üzerine düşünmelerini sağlayıp bir tasarım yaratmalarını bekliyorum. Kendilerini olmasını istedikleri geleceğin içinde hayal etmeleri için teşvik ediyorum. Bu tasarımı yaparken istedikleri kadar özgür olduklarını, önlerinde herhangi bir engel olmadığını söylememe rağmen, ilk önce bugünün koşulları içinde düşünüp ona göre bir gelecek tasarımı yapılıyor. Bu konuda kişileri tekrar yönlendiriyorum istedikleri gibi bir tasarım yapabileceklerine ilişkin olarak. Biraz zorlanarak da olsa ikinci ya da üçüncü denemede gerçek istekler ortaya çıkıyor, tabii çekinerekten. Bu tasarımın bir çok ayrıntısıyla ortaya çıkmasının ardından sorduğum soru şu oluyor: ?o günkü halinle bugünkü sana akıl vermen gerekse neler söylerdin??</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-949"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Gerçekten ilginç sonuçlar alıyorum bu sorunun ardından. Zamanın değerini bilmek, boşa zaman harcamamak bir çok akıl verme metninde belki de tek ortak nokta. Geçen ay geçirdiğim ve etkileri hala da sürmekte olan zorlu bir dönemin ardından, aklıma bu soruyu kendime sormak geldi. Acaba ben 10 yıl sonra bugünkü koşullarını ve zorluklarını yaşayan bana neler söylerdim, ne akıllar verirdim? Kısa bir an düşündükten sonra gerçekten kalbimi rahatlatan şu cümleler parmaklarımdan kağıda döküldüler:</p>
<p style="text-align: justify;">?unutma her şeyin bir çözümü ve kendi içinde bir zamanı var. Sen yapmak istediklerine odaklan yeter. Zamanını iyi değerlendir, çalışkan ol, artılarına odaklan. Yaşamının her anından hiç küsmeden keyif almaya çalış. Bir daha hiçbir zaman şimdikinden daha genç olmayacaksın. Tüm kaygı ve korkularını bir kenara bırakıp ?onları kendi zihninle yarattığının farkında olarak- Ne yapmak istiyorsan onu yap bir an önce! Eyleme geçme vakti şimdi ve eyleme geçmek için gerekli olan güç de sende !?</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi siz de şöyle bir arkanıza yaslanın ve içinde bulunduğunuz koşullardan, durumlardan zihninizi uzaklaştırarak yıllar sonrasında kendinizi olmak istediğiniz sizi mutlu edecek bir fotoğrafın içine yerleştirin. Ve o yıllar sonraki siz şimdiki halinize acaba ne akıllar verirdi, neler söylerdi dürüstçe düşünün ve yazın. Sonra da kendi duygularınıza bir bakın, acaba herhangi bir değişiklik ? olumlu ya da olumsuz- oldu mu? Hatta bu kendinize söylediklerinizden bugün için eylem planı çıkartmak gerekse ilk yapacağınız şey ne olurdu?</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünü daha iyi değerlendirmek, bugünün sıkıntılarını ve sorunlarını daha rahat atlatabilmek ve gerçek isteklerimize doğru yol almak için bir farklı düşünce yöntemi ise şöyle olabilir: Bir grup insanın önünde bir konuşma yapacaksınız ve bu konuşma yaşama veda etmeden önceki son konuşmanız olacak. Bu dünyadan ayrılmadan önce çevrenizdeki kişilere neler söylerdiniz? Kendinizden geriye bu dünyada nasıl bir konuşma kalmasını isterdiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">İsterseniz bir örnek konuşma okuyalım: hastalığı nedeniyle yaşamının son günlerinde olan bir üniversite profesörünün, öğrencilerin karşısında verdiği ?son konuşma? isimli seminerindeki sözlerinden bir bölüm şunları ifade ediyor:</p>
<p style="text-align: justify;">?Bir gün, düşündüğünüzden daha az zamanınız olduğunu fark edebilirsiniz. Bu yüzden başkasının değil kendi hayatınızı yaşayın. Başkalarının düşüncelerinin değil, kendi kalbinizin peşinden koşun.?*</p>
<p style="text-align: justify;">Peki kalbimizin peşinden nasıl gideceğiz? Neler yapmamız lazım kalbimizin sesini doğru anlamak için? Bunu yapanlar var mı? Varsa mutlu oldular mı? gibi peş peşe bir çok soru bu yönergenin ardından geliveriyor. Çünkü kendi içinde bir çok risk de taşıyabiliyor kalbinin peşinden gitmek. Aslında kalbimizin peşinden giderek mutluluğu bulup bulamayacağımız biraz da beklentilerimizle ilgili değil mi? Kalbimin peşinden gitmeyi seçtiğimde sürekli bir iyilik güzellik hali midir beklediğim acaba? Yaşadığım hayal kırıklıklarının kökeni bu beklentiye mi dayalıdır acaba? Kalbimin peşinden gitmek de bir yaşam tarzı getirecek bana ve bu yaşam tarzında illa da illa iyilik daimi mi olmalı? Bu sorulara vereceğimiz yanıtlar belki de zihnimizi bu konuda biraz daha açacak ve bugünün kararlarını etkileyecek?</p>
<p style="text-align: justify;">Mutlu ve keyifli bugünlere?.</p>
<p style="text-align: left;"><em>HERŞEY SENDE GİZLİ<br />
</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Yerin seni çektiği kadar ağırsın</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Kanatların çırpındığı kadar hafif</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Kalbinin attığı kadar canlısın</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Sevdiklerin kadar iyisin</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Nefret ettiklerin kadar kötü</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Ne renk olursa olsun kaşın gözün</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Karşındakinin gördüğüdür rengin</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Yaşadıklarını kar sayma</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Yaşadığın kadar yakınsın sonuna</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Ne kadar yaşarsan yaşa,</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Sevdiğin kadardır ömrün..</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Gülebildiğin kadar mutlusun</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin</em></p>
<p style="text-align: left;"><em> </em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Sakın bitti sanma her şeyi,</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Sevdiğin kadar sevileceksin.</em></p>
<p><strong> Can Yücel</strong></p>
<p>Kariyer Koçluğu programımız  hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugu-haydi-bir-sefer-de-kendi-kendimize-akil-verelim-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-haydi-bir-sefer-de-kendi-kendimize-akil-verelim-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu:NEREDEN, NASIL ÖĞRENİYORUZ?</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugunereden-nasil-ogreniyoruz/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugunereden-nasil-ogreniyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 15:03:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[nereden]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=2337</guid>
		<description><![CDATA[<p>Kadın olmayı ve erkek olmayı nereden öğreniyoruz? Ne zaman başlıyor bu öğrenme süreci? Bebekliğimizde aramızda hiçbir fark yok iken büyüdükçe nasıl açılıyor bu ara? Kimlerin ve nelerin etkisi var birer küçük kadın ve küçük erkek olarak hayatımızı başlatmamızda ve sürdürüyor olmamızda? <strong>Bunlar sadece öğrenilen şeyler mi yoksa genetik olarak beraberimizde getirdiğimiz unsurlar mı?</strong></p>
<p>Bu sorular zihnimde tekrardan dans etmeye başladı küçük kızımın anaokulundaki yılsonu gösterilerini izlerken… Gösterileri çok güzeldi, dünkü bebeklerin sahnede <strong>bir sürü kişinin önünde bir şeyler başarmaya çalışmalarını görmek gerçekten çok güzeldi</strong> ve çok fazla heyecan vericiydi. Bu heyecanın yanı sıra yukarıdaki sorular oluştu benim kafamda diğer anne babalardan farklı olarak.</p>
<p>İlk başta kız öğrenciler ve erkek öğrenciler aynı sahnede yan yana yer aldılar ve birlikte şarkılar söylediler, sonra da bir&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın olmayı ve erkek olmayı nereden öğreniyoruz? Ne zaman başlıyor bu öğrenme süreci? Bebekliğimizde aramızda hiçbir fark yok iken büyüdükçe nasıl açılıyor bu ara? Kimlerin ve nelerin etkisi var birer küçük kadın ve küçük erkek olarak hayatımızı başlatmamızda ve sürdürüyor olmamızda? <strong>Bunlar sadece öğrenilen şeyler mi yoksa genetik olarak beraberimizde getirdiğimiz unsurlar mı?</strong></p>
<p>Bu sorular zihnimde tekrardan dans etmeye başladı küçük kızımın anaokulundaki yılsonu gösterilerini izlerken… Gösterileri çok güzeldi, dünkü bebeklerin sahnede <strong>bir sürü kişinin önünde bir şeyler başarmaya çalışmalarını görmek gerçekten çok güzeldi</strong> ve çok fazla heyecan vericiydi. Bu heyecanın yanı sıra yukarıdaki sorular oluştu benim kafamda diğer anne babalardan farklı olarak.</p>
<p>İlk başta kız öğrenciler ve erkek öğrenciler aynı sahnede yan yana yer aldılar ve birlikte şarkılar söylediler, sonra da bir anda farklılaşmalar başladı. Önce kız öğrenciler sahnede yer aldı, sonra erkek öğrenciler hip hop dansı yaptılar; son derece sert bir müzikle sert hareketler eşliğinde yaptıkları dansla herkesin beğenisini kazandılar. Dışarıda görmeye çok alışık olduğumuz sert ve <strong>kaba erkeksi hareketler 5 yaş grubu çocuklarında hakikaten gülünesi bir sevimliliğe bürünmüştü. </strong>İzleyiciler büyük tezahürat yaptılar… ben de işte yukarıdaki soruların cevaplarını düşünmeye başladım… çünkü bu küçük erkeklerin danslarını izlerken sokaktaki erkeklerin varoluşlarını sergileme dilinin küçük bir simülasyonunu izlediğimi hissettim.</p>
<p>Erkeklerin gösterisinden sonra bizim kızlar çıktı çıtı pıtı narin bale kıyafetleri içinde ve klasik müzik eşliğinde nazenin danslarını  sergilemeye başladılar… Bu durum da kadınların sokaktaki hallerinin bir sergilemesiydi adeta…</p>
<p><strong>Ve anladım ki böyle böyle yetişiyor geleceğin aslan erkekleri ve hanım hanımcık kızları…</strong> Sonra da  bu roller, üstlendiğimiz ve üstlenmeye özendirildiğimiz başka rollerle iyice pekişiyor. Kızları; öğretmenlik, hemşirelik, sekreterlik, dikiş-nakış işleri gibi kadınlık rollerinin devamı işlere yönlendirmeyi severken erkekleri; mühendislik, pilotluk, bilgisayar uzmanlığı, yöneticilik gibi daha erkek rollerinin devamı mesleklere yönlendirmeyi seviyoruz.</p>
<p>Zaten bu işlerde bir terslik olduğunu hep hissediyordum, anaokullarında bir kadın hakimiyeti söz  konusu…öğretmenler, yöneticiler, görevliler, aşçılar hepsi kadın… <strong>erkek çocuklar evlerde daha çok kadınlarla büyüdükleri gibi anaokulunda da kadınlarla çevrilmiş durumdalar…</strong> Bebeklik ve ilk çocukluk dönemlerini kadınlar dünyasında geçiren kız ve erkek çocuklar ergenlik dönemine doğru ve sonrasında farklılaşıyorlar. Bir anda oyunlar değişiyor, bir anda kız çocuklar daha fazla evde, erkek çocuklar da daha fazla dışarıda olmaya başlıyorlar. <strong>Kız çocuklar kadınlar dünyasında devam ederken erkek çocuklar için yepyeni bir dünyayla karşılaştıkları an geliyor…</strong></p>
<p>Gerçek hayat içinde de yukarıdakine benzer bir durum olduğunu ilk kez anne olduğumda anlamıştım. Bütün öğrencilik hayatı erkeklerle eşit olduğumuzu düşündüğümüz bir zeminde geçerken evleniyoruz ve eşitlik duygusunu yaşamaya devam etmek için mücadele vermeye başlıyoruz ve fakat anne olduğumuzda o kadar da eşit olamadığımızı, aynı şekilde düşünüp aynı tepkilerle yaşamadığımızı fark ediyoruz. Anne olduğumuz anda daha fazla kadınlardan oluşan bir dünyanın içinde buluyoruz kendimizi… Bebek ziyaretleri ile başlıyor bu kadın dünyası süreci, işlerimizden ayrılmaya karar verdiysek farklı yerlerde devam ediyor. Okul toplantısına bir gidiyoruz bakıyoruz ki çocuktan sonra işi bırakıp kendini tamamen çocuğa ve eve odaklamış kadınlarla birlikteyiz. Doğum günü organizasyonları yine benzeri şekilde geçiyor. Yani aslında galiba anne olduktan sonra farklı şekilde yaşamı solumaya başlıyoruz:</p>
<p>“anne olmak insanı sonsuza kadar değiştirir” diye uyardı annem beni. Haklıydı. Hamileliğimden uzun süre sonra hala iki çocuğum için yaşıyorum, nefes alıyorum, vücudum ve ruhumla gerçek olabileceğine inandığımdan çok daha güçlü bir şekilde onlara bağlıyım. Çocuğum doğduğundan beri ben farklı bir kadınım ve bir doktor olarak  nedenini takdir ediyorum. Annelik sizi değiştirir çünkü kadın beynini – yapı olarak, işlev olarak ve daha birçok yönden- geri dönülemez biçimde başkalaştırır.”</p>
<p><strong> Kadın Beyni</strong></p>
<p>“Kadın Beyni” kitabında her ne kadar kadınlık ve erkeklik durumunun açıklaması beynin yapısal değişikliğine bağlı olarak açıklanıyor olsa da ben bu konuda öğrenme sürecinin de çok büyük katkıları olduğunu düşünüyorum. Firdevs Gümüşoğlu’nun  “Ders Kitaplarında Cinsiyetçilik” isimli çalışmasında bize göstermeye çalıştığı mevzuyu; anaokulundaki gösteri sırasında somut olarak yaşadığımı düşünüyorum.</p>
<p>Gerçekten el bebek gül bebek büyütüp kollarında altın bileziklerle hayata hazırladığımız kız ve erkek çocukları yetişkinlik dönemlerinde annelik ve babalık rolleriyle diğer rolleri arasında nasıl bir denge kuracaklar hakikaten merak ediyorum.</p>
<p>Kariyer Koçluğu programımız hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugunereden-nasil-ogreniyoruz%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugunereden-nasil-ogreniyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu:DEĞİŞİM İHTİYACI NE ZAMAN ORTAYA ÇIKAR?  ÇIKARSA NE OLUR?</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugudegisim-ihtiyaci-ne-zaman-ortaya-cikar-cikarsa-ne-olur/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugudegisim-ihtiyaci-ne-zaman-ortaya-cikar-cikarsa-ne-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 May 2010 11:07:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=2280</guid>
		<description><![CDATA[<p>Ya da hiç  çıkmazsa ne olur???</p>
<p style="text-align: right;"><strong>&#8220;Her gün bir yerden göç etmek ne iyi</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Her gün bir yere konmak ne güzel,</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Bulanmadan, donmadan akmak ne ala,<span style="font-style: normal; font-weight: normal;"><strong> </strong></span></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Her şey dünle beraber gitti, can cazım</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.&#8221;<span style="font-style: normal; font-weight: normal;"><strong> </strong></span></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Mevlana Celaleddin-i Rumi</strong></p>
<p>“Değişim” dediğimizde aklımıza ne geliyor? Bu kelimenin bizde bıraktığı ilk duygu ne oluyor? Kaygı, korku, endişe, direnç mi? Ya da merak, heyecan, dinamizm, coşku mu? “Değişim” kelimesi bir tarafta olumlu duygular uyandırırken diğer tarafta olumsuz duygular uyandırıyor olabilir. Farklı duyguları aynı anda yaşıyor olabiliriz. Değişenin “ne” olduğu da bu duyguların ne yönde olacağına etki ediyordur mutlaka. Çok sevdiğimiz, memnun olduğumuz, keyif aldığımız işimizi değiştiriyorsak farklı hissederiz; sevmediğimiz, bizi mutsuz eden, huzursuz olduğumuz evimizi değiştiriyorsak farklı. Duygularımız farklı farklı da olsa değişim bir yandan içinde bilinmezlik barındırdığından&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ya da hiç  çıkmazsa ne olur???</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>&#8220;Her gün bir yerden göç etmek ne iyi</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Her gün bir yere konmak ne güzel,</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Bulanmadan, donmadan akmak ne ala,<span style="font-style: normal; font-weight: normal;"><strong><em> </em></strong></span></em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Her şey dünle beraber gitti, can cazım</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.&#8221;<span style="font-style: normal; font-weight: normal;"><strong><em> </em></strong></span></em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Mevlana Celaleddin-i Rumi</em></strong></p>
<p>“Değişim” dediğimizde aklımıza ne geliyor? Bu kelimenin bizde bıraktığı ilk duygu ne oluyor? Kaygı, korku, endişe, direnç mi? Ya da merak, heyecan, dinamizm, coşku mu? “Değişim” kelimesi bir tarafta olumlu duygular uyandırırken diğer tarafta olumsuz duygular uyandırıyor olabilir. Farklı duyguları aynı anda yaşıyor olabiliriz. Değişenin “ne” olduğu da bu duyguların ne yönde olacağına etki ediyordur mutlaka. Çok sevdiğimiz, memnun olduğumuz, keyif aldığımız işimizi değiştiriyorsak farklı hissederiz; sevmediğimiz, bizi mutsuz eden, huzursuz olduğumuz evimizi değiştiriyorsak farklı. Duygularımız farklı farklı da olsa değişim bir yandan içinde bilinmezlik barındırdığından her şekilde bizi düşüncelere gark eden bir süreç.</p>
<p>Her durumda “değişim” dediğimizde, giden bir şeyin yerine gelen yeni ve başka bir şeyden bahsediyoruz. Ve kültürümüz bu durumla ilgili çok da olumlu şeyler söylemiyor bize, “giden geleni aratır” sözünde olduğu gibi… “eski köye yeni adet getirme” ya da “icat çıkarma” sözlerinde olduğu gibi… Galiba “değişim” sözcüğünü duyduğumuzda oluşan ilk anlık duygumuzun da dirençle birleşmesi sırtını bu söylemlere dayıyor. “Değişim”le ilgili pek de olumlu bakmıyoruz dolayısıyla, sonuçta yıllardır oluşturduğumuz düvenlik alanlarını bırakmaktan başka bir şey değil değişim dediğimiz süreç. Yıllardır oluşturduğumuz iş yapış şekillerimiz, kullandığımız aletler, her yerini bildiğimiz mahallemiz, evimiz, ofisimiz, dilimizden anlayan komşularımız, arkadaşlarımız, müşterilerimiz, sürekli şikayet ettiğimiz patronumuz ya da çalışanlarımız… her şey mümkün olduğu kadar aynı olduğunda kendi güvenlik ve konfor alanımızı da oluşturmuş oluyoruz aslında. Minimum riskle hayatımızı sürdürüyoruz.</p>
<p>Peki her şey süt liman yolunda giderken bu “değişim” durumu  da nereden çıkıyor ve hayatımız bir anda hallaç pamuğu gibi dağılabiliyor? Bir yılın ve bir hayatın içindeki tüm günleri risk almadan bildiğimiz gibi yaşıyor olmaktan duyduğumuz tatmin bize yetmediğinde hayatımızın bir noktasında durup “bir şey yapmalı” ya da “başka bir şey benim istediğim” demeye başlıyoruz. İşte bu noktada süt liman denizdeki dalgalar da kabarmaya başlıyor. Kendimizi bir kaos ortamının içinde buluyoruz. Değişim ihtiyacı, yenilik ihtiyacı, “başka bir şey” ihtiyacı ne kadar kuvvetli olursa bu kaos ortamına dayanma gücümüz de enerjimiz de o kadar fazla oluyor. Suda kalmaya devam edersem dalgalarla dost olma ve hatta onlardan yararlanma ihtimalim da o kadar fazla oluyor. Ama bazen de kaosa dayanamayıp geri dönme düşüncem ağır basıyor, hızlıca sudan çıkıp, kurulanıp, eski hayatımı yeniden kuruyorum. Sürekli geçmişe bakıyorsam bu ihtimal daha güçlü. Ama geleceğe de bakabiliyorsam ve binbir zahmetle ektiğim tohumun bana nasıl bir ürün vereceğini de tahmin edebiliyorsam, kaos ortamına dayanma gücüm daha fazla oluyor.</p>
<p>Dayanma gücümü arttıracak bir diğer unsur da bu kaos ortamının bir gün gelip biteceği ve yerini yine çarşaf gibi denize bırakacağı. Bu kaos ortamından çıkabildiğimde aslında tekrardan güvenlik alanımı da oluşturmuş olacağım. Bu finale odaklanmak süreç içinde yapmam gerekenler için gerekli gücü verecek bana.</p>
<p>“Koçluk” penceresinden baktığımızda bu değişim sürecini söyle tercüme edebiliriz: bulunduğum yerle olmak istediğim yer arasındaki mesafeyi aşmak ve hedeflerimi gerçekleştirmek olarak tanımlarsak koçluğu basitçe; bulunduğum yerde “başka bir şey” ne olabilir sorusunu sormaya başladığımda değişim ihtiyacı başlamış oluyor ve suların bulandığı kaos ortamına doğru ilerliyorum. Koçluk bu noktada yapılacakları belirlemeden önce yani eylem planını oluşturmadan önce değişimin sonunda ne elde edileceğini belirliyor yani bir diğer deyişle hedefi netleştiriyor. Hedefin netleşmesi sürecin daha rahat akmasını ve kişisel enerjimizin artmasını sağlıyor. Yolumuzdan şaşmadan ilerleme gücünü buluyoruz koçluk sisteminden destek almaya başladığımızda.</p>
<p>Tabii değişim ihtiyacının ortaya çıkması durumunda gelişebilecekler hakkındaydı  tüm söylediklerim şu aşamaya kadar. Başlığımızda bir başka soru daha var: ya çıkmazsa? Eğer yaşadığımız hayatın tümüyle bilincindeysek ve bu bilinçle hiçbir değişim ihtiyacı duymuyorsak zaten sanıyorum farklı bir boyutta yaşamaya başlamışız demektir.</p>
<p>Her değişim sürecinin sizi hayallerinize bir adım daha yaklaştırması dileğiyle…</p>
<p>Altan Özen</p>
<p>Kariyer Koçluğu programımız hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugudegisim-ihtiyaci-ne-zaman-ortaya-cikar-cikarsa-ne-olur%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugudegisim-ihtiyaci-ne-zaman-ortaya-cikar-cikarsa-ne-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu: “KOÇLUK” NEDİR?</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-%e2%80%9ckocluk%e2%80%9d-nedir/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-%e2%80%9ckocluk%e2%80%9d-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 10:14:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer koçluğu programı]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[koç ne yapar]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=2211</guid>
		<description><![CDATA[<ul>
<li>bir çok işi denedim yıllardır. Çok severek yaptıklarım da oldu aralarında ama ne yazık ki şu an işsizim ve ne yapacağımı da bilemiyorum artık…</li>
<li>Ne yapmak istiyorsun?</li>
<li>Ne istediğimi de unuttum ve zaten iş seçme lüksüm de yok. Şu an en önemli şey benim için bir an önce para kazanmak. Kaç yaşıma geldim ve hala kendi geçimimi sağlayamamak beni çok üzüyor.</li>
<li>Para kazanma gibi bir meselen olmasaydı ne yapmak isterdin?</li>
<li>Ben teknolojiye çok meraklıyım, herkes evine aldığı elektronik aletlerin kullanımını bana sorar. Teknoloji marketlerine gittiğimde çıkmak istemiyorum. Oralarda saatler geçirebilirim. Gerçekten, hiç sıkılmam… Ama bu konuda bir eğitimim yok. Ne yapabilirim bilmiyorum. Nereden başlanır ki?</li>
<li>Bu alan severek çalışabileceğin bir alan olur mu sence?</li>
<li>Aslında olur. Bu konularda insanlara bilgi vermeyi de seviyorum. Cep telefonlarının, bilgisayarların&#8230;</li></ul>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>bir çok işi denedim yıllardır. Çok severek yaptıklarım da oldu aralarında ama ne yazık ki şu an işsizim ve ne yapacağımı da bilemiyorum artık…</li>
<li>Ne yapmak istiyorsun?</li>
<li>Ne istediğimi de unuttum ve zaten iş seçme lüksüm de yok. Şu an en önemli şey benim için bir an önce para kazanmak. Kaç yaşıma geldim ve hala kendi geçimimi sağlayamamak beni çok üzüyor.</li>
<li>Para kazanma gibi bir meselen olmasaydı ne yapmak isterdin?</li>
<li>Ben teknolojiye çok meraklıyım, herkes evine aldığı elektronik aletlerin kullanımını bana sorar. Teknoloji marketlerine gittiğimde çıkmak istemiyorum. Oralarda saatler geçirebilirim. Gerçekten, hiç sıkılmam… Ama bu konuda bir eğitimim yok. Ne yapabilirim bilmiyorum. Nereden başlanır ki?</li>
<li>Bu alan severek çalışabileceğin bir alan olur mu sence?</li>
<li>Aslında olur. Bu konularda insanlara bilgi vermeyi de seviyorum. Cep telefonlarının, bilgisayarların içinde olmayı da, gelişmeleri yakından takip etmeyi de çok seviyorum.</li>
<li>…</li>
</ul>
<p>Yukarıdaki minik diyalogda sıkıştırılmış bir koçluk sürecine tanık oldunuz. Bu süreçte, koç ne yapıyor diye baktığımızda 3 küçük soru sorduğunu görüyoruz. İlk soru kişiyi kendisine yönlendiriyor, ikinci soru kişinin önündeki engeli kaldırıyor, üçüncü soru ise netleştirmeye hizmet ediyor. Tüm bu süreçlerde her iki kişi de eşit bir platformda yer alıyorlar. Çok minik bir örnek diyalog olsa da koçluk sürecine dair önemli unsurlar barındırıyor içinde. Akıl verilmiyor, yargılama yapılmıyor, dayatılan bir bilgi olmuyor, geçmişin ve problemin üzerinde durulmuyor.</p>
<p>Son 6-7 yıldır Türkiye’de adından söz ettiren “koçluk” yöntemi ile ilgili kafalar hayli karışık. Çeşitli eğitim ve toplantılarda katılımcıların, koçlukla ilgili algılarının genellikle şu başlıklar altında şekillendiğini fark ediyorum: liderlik, yol göstermek, akıl vermek, yönetmek, danışmanlık, düzene sokmak, başarıya ulaştırmak, yönlendirmek, cevaplar bulmak, rahatlatmak, bir nevi terapi, sohbet, uzmanlık aktarımı, eğitim, uygulanacak testler…vs.”</p>
<p>“Koçluk” deyince ilk akla gelen tanımlar bunlar. Peki gerçekten bu sözcükler koçluğu tanımlıyorlar mı?</p>
<p>“Koçluk” sisteminin en önemli aracı diğer araçlarının öncesinde “Soru sormaktır”. Ve sorular, tüm bilgilerin sıfırlanarak sorulmasıyla en iyi sonuçlara ulaştırır. Bir takım bilgilerden hareketle sorulan sorular genelde yönlendirme içerdiğinden koçlukta etkin sorular olarak görülmezler. Çünkü koçluk genel kabullerin dışında tamamen kişiye özgü bir bakış açısı içerir. Kişilerin kendi doğruları ve kendi gerçekleri ön plandadır. Bir farkındalık ve gelişim ilişkisidir. Bu gelişim ise koçun değil koçluğa başvuran kişinin istediği yönde olur. Koç, kendi iç sesini susturup, önyargıları ve kendi değerlerini – görüşme esnasında- arkasında bırakıp koçluk yapabildiğinde gerçek gelişim ve memnuniyet başlar.</p>
<p>Koçluğu zaman zaman rastladığımız gibi “profesyonel akıl hocalığı” diye tanımlamak gerçekten çok riskli sularda yüzmek anlamına gelmektedir. Bu tanımdan yola çıkıldığında bir koçun omuzlarındaki yük hayli ağırlaşıyor. Zamanını en mükemmel yöneten, en doğru kararları veren, en mutlu yaşamı yaşayan, en mükemmel düşünen, her şeyden anlayan (sanat, politika, müzik, spor, siyaset vb.) vs… Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Ya da olmalı mı? Sonuçta koçluk sisteminde iletişim eşitlik temeli üzerinde kurulmuştur. Koçluk yapan ve koçluk alan (“danışan” kelimesi özellikle kullanılmamaktadır. Çünkü danışmak fiilinin özünde eşit bir yapılandırma yoktur.) kişiler özel ve kamusal alandaki statüleri ne olursa olsun koçluk görüşmesi sırasında eşit bir platformda buluşmuşlardır. Dolayısıyla koçun mükemmel bir yaşam yaşıyor olması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Koç da kendi yaşamıyla ilgili bir değişim ve dönüşüm süreci yaşıyor da olabilir. Önemli olan koçun bakış açısının mümkün olduğunca geniş açılı ve özgür olmasıdır. Ve kendi bireysel hırslarının (ki bu hırsların olması doğaldır) koçluk görüşmelerinin önüne geçmemesidir.</p>
<p>Koçluk sistemi, doğru yapılandırıldığında bu çağın insanları için güzel olanaklar yaratmaktadır. Bu kadar yoğun bilgi bombardımanının, karmaşanın, değişkenliğin , hızın, stresin, baskının yaşandığı günümüz toplumunda kişiler; dış seslerden o kadar etkileniyorlar ki kendi iç seslerini duymalarına ve yollarını bulmalarına fırsat kalmıyor. İşte “koçluk” bu karmaşanın ortasında yolunu arayan bugünün insanlarına yönelik bir destek mekanizması olarak işlev görüyor. İnsanı hafifletiyor, umutlandırıyor, mutlandırıyor, netleştiriyor, değiştiriyor, cesaretlendiriyor, ve harekete geçiriyor.</p>
<p style="text-align: right;"><em>“Kuşağımızın en büyük devrimi, insanların zihinlerinin içini değiştirerek yaşamlarını değiştirebileceklerinin keşfedilmesidir.”</em></p>
<p style="text-align: right;"><em> </em></p>
<p style="text-align: right;"><em>William James, Psikolog</em></p>
<p>Kariyer Koçluğu programlarımız hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<p style="text-align: right;"><em><br />
</em></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugu-%25e2%2580%259ckocluk%25e2%2580%259d-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-%e2%80%9ckocluk%e2%80%9d-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu: Hayatta Bir “Es” Vermek…</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-hayatta-bir-%e2%80%9ces%e2%80%9d-vermek%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-hayatta-bir-%e2%80%9ces%e2%80%9d-vermek%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 11:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=2112</guid>
		<description><![CDATA[<p>Ne kadar doğrudur bilmem ama bir <strong>günü artık 24 değil 16 saat olarak yaşıyormuşuz. Her şey hızlanmış…</strong></p>
<p>Bunu hissetmeyen yoktur herhalde, sanki zaman koşarak giderken avuçlarımızdan, yapılacaklar listesinde kalem kalem işler sırasını bekliyor üstlerinin çizilmesi için … ve bir günden diğer güne devirle kapatıyoruz günü belki de çoğumuz. Hep, “daha fazlası olabilir mi acaba?”sorusunun cevabı peşindeyiz. Çok seviyoruz zaman yönetimi , stres yönetimi gibi kavramları. Hep acelemiz var, hep bir yerlere yetişme kaygısı… ya da bir şeyleri eksik bırakma, birilerinin arkasında kalma, bir şeyleri kaçırma kaygıları…<strong> Zamanımı boşa geçirmeyeyim, her anım dolu olsun, pişmanlık  yaşamayayım düşünceleri de alabiliyor bazen bu kaygıların yerini.</strong> Modern insanın vazgeçilmez kısır döngüsü içinde günler bir biri ardı sıra geçiyor…</p>
<p>Bir yandan işimi yaparken bir yandan hep kollamak durumunda hissediyorum&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne kadar doğrudur bilmem ama bir <strong>günü artık 24 değil 16 saat olarak yaşıyormuşuz. Her şey hızlanmış…</strong></p>
<p>Bunu hissetmeyen yoktur herhalde, sanki zaman koşarak giderken avuçlarımızdan, yapılacaklar listesinde kalem kalem işler sırasını bekliyor üstlerinin çizilmesi için … ve bir günden diğer güne devirle kapatıyoruz günü belki de çoğumuz. Hep, “daha fazlası olabilir mi acaba?”sorusunun cevabı peşindeyiz. Çok seviyoruz zaman yönetimi , stres yönetimi gibi kavramları. Hep acelemiz var, hep bir yerlere yetişme kaygısı… ya da bir şeyleri eksik bırakma, birilerinin arkasında kalma, bir şeyleri kaçırma kaygıları…<strong> Zamanımı boşa geçirmeyeyim, her anım dolu olsun, pişmanlık  yaşamayayım düşünceleri de alabiliyor bazen bu kaygıların yerini.</strong> Modern insanın vazgeçilmez kısır döngüsü içinde günler bir biri ardı sıra geçiyor…</p>
<p>Bir yandan işimi yaparken bir yandan hep kollamak durumunda hissediyorum çevremdekilerin neler yaptığını… Bir yandan işimi yaparken bir yandan neleri eksik bırakıyorum sorusuna cevap aramam gerekiyor ayakta kalabilmek için belki de… Ammmaannn ipin ucu kaçmasın, aman eksiğim olmasın, aman benimle ilgili olumsuz düşünmesinler, aman başarısız olmayayım…</p>
<p>Bir arkadaşımın şahit olduğu bir olayı anlatışı geliyor aklıma, bu koşuşturmacanın ortasında: tatil için gittiği bir yerde çok özel eşyalar satan bir dükkanın satıcısının müşterilerinin satın aldıkları ürünleri özenle ve ağır ağır paket yapışı… bir sürü kişinin kuyrukta bekliyor olmasına rağmen elindeki işin hakkını vererek yapıyor oluşu ona çok ilginç gelmiş, <strong>“işler orada çıldıradururken beyefendimiz her bir paketi özenle sarıyordu sanki sadece onu yapmak için yaratılmış gibi…”</strong> diye anlattı. “Müthiş huzurlu bir andı onu izlemek…” diyerek devam etti. Hatta ve hatta o kadar etkilenmiş ki bu sahnede gördüğü huzurdan, yaşam şekli haline getirmek için elinden geleni yapacağını söyledi. “yavaş, biraz daha yavaş olmak”</p>
<p>Oldukça hızlandığımız  şu günlerde ihtiyaç duyduğumuz huzuru bulmak için bir yöntem olabilir mi yavaşlamak? Hayatı yavaşlatmaya çalışmak, hayatı bir süreliğine askıya almak, hayata bir “es” vermek, durup bir bakmak istediğimiz yerlere doğru, bazen de dönüp taa içimize bakmak… Belki de uzun zamandır hiç mola vermedik bir yerlere yetişme telaşıyla ama molasız yaşantımızda yapılacaklar listesinde hiç eksilme de olmadı… hep katlanarak uzuyor listenin boyu ve yüreğimizdeki / omuzlarımızdaki ağırlığı. Bu ağırlığı hafifletir mi acaba hayatta verilecek ES’ler?</p>
<p>“Boş Kalma Hakkı” harekatı başlatsak nasıl olur? Hiçbir şey yapmamaya hakkımız olduğunu düşünmek bile iyi gelmeye yetmiyor mu? Bazen, hiçbir şey yapmadan durmaya hakkımız olduğuna inanmak ve bu gerçekle hareket etmek… 1 hafta, 1 ay, 1 yıl  ne kadar süre? Belki de gerçekten bu hakkı kendimize versek 1 hafta bile ya da belki 1 saat bile yetecek yeniden şarj olmamıza. Elimizin gitmediği işlere uzanıvereceğiz bir çırpıda… Kendimiz için kendimize boş kalma hakkı verdiğimizde… Belki de bir türlü yazılamayan yazılar yazılacak, kitaplar çıkacak, projeler sonuçlanacak, sistemler kurulacak, raporlar bitecek; yeniden güçlenip canlanacağız baharla birlikte.</p>
<p>Yanlış anlaşılmasın, <strong>“Haydi hep beraber bir OBLAMOV olalım” demiyorum </strong>(ki bence çok önemli bir kişisel gelişim kitabıdır kendileri) , ama günün ya da haftanın bazı anlarında hiçbir şey yapmak istemediğimizde,  gerçekten hiçbir şey yapmıyor olmanın tadına varalım demek istediğim. “şu an boş kalma hakkımı kullanıyorum” diyebilmek kendime ait zamanlarımda iç huzuruyla; yapılacak kalem kalem işler çıldırıyor bile olsa aklımızda ve ruhumuzda bunların ağırlığını taşımadan.</p>
<p>Neler mi değişecek yaşantımda bu hakkı kendime verdiğimde, belki de hiçbir şey, belki de çok şey ama sanırım denemeden bunu bilmeme imkan yok.</p>
<p>Deneme cesaretini bulabilmek için Engin Geçtan’a kulak verelim:</p>
<p>“…<strong>Çalışkan ve üretken bir insanın içinde her zaman bir koca tembel vardır</strong> ve bence önemli olan bu ikisinin birbiriyle uzlaşıp, çatışmadan birlikte var olabilmeleri. Tembelin egemen olduğu zamanlarda kendini suçlu hissetmeyen insan, kendi zamanının akışı içinde saati geldiğinde, çalışkan ve üretken yanıyla zaten yeniden buluşacaktır. ‘Yapmam lazım’ın yerine ‘yapmak İstiyorum’u koyabildiğimizde, ‘Yapmam lazım’ın insana yaşattığı, ‘kendine karşı işlenmiş varoluşsal suç’un gerilimi söner, ‘yapmak’ yerini ‘olmaya’ bırakır. Ancak, günümüz dünyasında pek çok insan, üst – sistemlerin şartlandırmaları ve beklentileri sonucu, yaparak varolabileceği yanılgısını yaşamakta…”</p>
<p style="text-align: right;"><em>Hayat, Engin Geçtan, metis yayınları, s:57</em></p>
<p>Kariyer Koçluğu programımız hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugu-hayatta-bir-%25e2%2580%259ces%25e2%2580%259d-vermek%25e2%2580%25a6%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-hayatta-bir-%e2%80%9ces%e2%80%9d-vermek%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu: Mesleğimizi (yaşamımızı) Seçerken…</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-meslegimizi-yasamimizi-secerken%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-meslegimizi-yasamimizi-secerken%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 11:29:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer koçluğu programı]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[meslek seçimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=2012</guid>
		<description><![CDATA[<p>Öğrencilik hayatını bir yerde noktalayıp çalışma hayatına doğru yol alırken, genellikle acil ihtiyaçlarımızdan yola çıkarak  ya da<strong> elimizde bulunan imkanları değerlendirerek kariyer yolculuğumuzda ilk adımlarımızı atıyoruz.</strong> Bazen işsizlik süresi çok uzamasın diye, bazen daha fazla iş görüşmesine gitmek istemediğimiz için, bazen ailemizden para almayı bir an önce bırakmak için, bazen arkadaşlarımızın hepsi bir yerlere yerleşti diye, bazen sırf bize sunulan hazır bir iş olduğu için, bazen de bambaşka nedenlerle çok da fazla sorgulamadan ilk bulduğumuz işlere yerleşiveriyoruz. <strong>Kafamızın bir yerinde de “olmazsa değiştiririm” düşüncesi ile birlikte…</strong> Küçük bir grup bu şekilde başladığı iş hayatından mutluluğu ve tüm beklediklerini yakalıyor. Büyük bir grup ise “yanılmışım” duygusuyla farklı arayışlara yöneliyor.</p>
<p>Bazılarımız hakikaten de hemen değiştiriyoruz memnun olmadığımız işlerimizi, bazılarımız ise bu konuda çok da hızlı ve&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrencilik hayatını bir yerde noktalayıp çalışma hayatına doğru yol alırken, genellikle acil ihtiyaçlarımızdan yola çıkarak  ya da<strong> elimizde bulunan imkanları değerlendirerek kariyer yolculuğumuzda ilk adımlarımızı atıyoruz.</strong> Bazen işsizlik süresi çok uzamasın diye, bazen daha fazla iş görüşmesine gitmek istemediğimiz için, bazen ailemizden para almayı bir an önce bırakmak için, bazen arkadaşlarımızın hepsi bir yerlere yerleşti diye, bazen sırf bize sunulan hazır bir iş olduğu için, bazen de bambaşka nedenlerle çok da fazla sorgulamadan ilk bulduğumuz işlere yerleşiveriyoruz. <strong>Kafamızın bir yerinde de “olmazsa değiştiririm” düşüncesi ile birlikte…</strong> Küçük bir grup bu şekilde başladığı iş hayatından mutluluğu ve tüm beklediklerini yakalıyor. Büyük bir grup ise “yanılmışım” duygusuyla farklı arayışlara yöneliyor.</p>
<p>Bazılarımız hakikaten de hemen değiştiriyoruz memnun olmadığımız işlerimizi, bazılarımız ise bu konuda çok da hızlı ve cesur olamıyoruz. Bir de <strong>“ne yapmak istediğini bilememek” durum</strong>u da söz konusu oluyor. “Şu anda çalışmakta olduğum işten ayrılırsam başka ne yapabilirim ki? Benim severek, keyifle çalışabileceğim iş ne olabilir?” sorularına verilecek yanıtların çok kısıtlı olmasıyla ilgili  biraz da <strong>uzun yıllar hep değiştirmeyi düşünerek aynı işte kalıyor olmak.</strong></p>
<p>İşimizle ilgili karar vermek bir anlamda hayat tarzımızı belirlemek anlamına geliyor aslında. Yani o<strong> “yeter ki bir an önce çalışmaya başlayayım</strong>” diye düşünerek aceleyle yerleşiverdiğimiz işlerin bize bir yaşam tarzı getirdiğinin farkında olmuyoruz çoğu zaman. Daha sonra iş hayatımızda ilk mutsuzluklarımızı ve hayal kırıklıklarımızı yaşamaya başladığımızda, biraz bu durumun farkına da varmaya başlıyoruz. İşte bu noktada yavaş yavaş<strong> “nasıl bir iş olmalı da ben mutlu da olmalıyım?” </strong>soruları oluşmaya başlıyor. Tabii eğer yaşadığımız hayal kırıklığı duygusu ümitlerimizi de bitirmediyse. Çözüm nerede? Çözüm, en son düşündüğümüzü en önce düşünmek de, yani meslek seçimimizi yaparken ilk önce nasıl bir yaşam tarzı istediğimize odaklanmak da… Oysa ki okuduğumuz okullardan mezun olurken, çoğumuz yukarıda saydığımız nedenlerle çok fazla düşünmeden hareket ediyoruz.</p>
<p><strong>“Nasıl bir yaşam tarzı istiyorum?” sorusu ise bizi “kendini tanımak” meselesine getiriyor.</strong> Kendimizi ne kadar iyi tanırsak o kadar doğru kararlar veriyoruz. Fakat buradaki mesele insanın kendini tanımasının çok da kolay olmaması, en kolay şeymiş gibi gözükmesine rağmen. Kendimizi tanıyabilmek için, kendimiz üzerine ciddi güç sarf edeceğimiz bir araştırma ve gözlemleme sürecine girmemiz gerekiyor. <strong>Kendimizi tanımak: güçlü yanlarımızı fark etmek, ilgi alanlarımızı keşfetmek,</strong> becerilerimizin ayrımına varmak, zorlandığımız konuları anlamak, uğraşmaktan mutluluk duyduğumuz meseleleri keşfetmek, nasıl bir ruha sahip olduğumuzu bilmek, hayattan ne beklediğimizi bilmek anlamına geliyor.</p>
<p>Çocukluğumuzda sevdiğimiz şeyler ve sevmediklerimizle kurduğumuz ilişki daha net ve daha kararlı. Büyüdükçe, kendimin dışındakilerin sözleri ve etkileri arttıkça kendimizi de unutmaya başlıyoruz. Dolayısıyla, bu yeniden keşfedilmesi gereken bir mesele oluyor. Kendimizi tanımak bir yolculuk: hayatımız boyunca tüm yaptıklarımız ve hissettiklerimiz, katıldığımız geziler, kurduğumuz arkadaşlıklar, aldığımız eğitimler, yaşadığımız olumsuzluklar, olaylara verdiğimiz tepkiler, yeni insanlar, yeni mekanlar, yeni ortamlar… Her biri hayatımıza katıldığında bizim farklı yönlerimizi keşfetmemize olanak sağlıyor.</p>
<p><strong>Kendimizi tanıdıkça, “gerçekten ne istiyorum?” sorusunun cevabı da aydınlanmaya başlıyor</strong>. Bulutlar yavaş yavaş dağılıyor; geleceğe baktığımda daha net bir resim görmeye başlıyorum. Beni sorunun cevabına götürecek eylemleri yapmaya cesaretim geliyor. Bazen çok ani kararlar bile alabiliyorum. Bu noktada ortaya çıkan sorun ise çevremden gelen baskının artıyor olması. Ben değişiyorum ama çevrem değişmediği için beni aynı çizgide tutmak istiyorlar. “sen deli misin hazır düzenini bozuyorsun” diyenler, <strong>“gereksiz risk alıyorsun” diyenler, “bu krizde iş mi değiştirilir” diyenler, “bu kadar hayalcilik fazla” diyenler</strong>, ve daha neler neler. Ve aslında hepsi de iyi niyetle, bizim için söylenen sözler. Ama bir taraftan da bizi yolumuzdan alıkoyan da sözler. Çevremize tamamen kulaklarımızı tıkamak kör noktalarımızı arttırabilir. Bununla beraber, bazen de kendi sesimizi öne çıkartabilirsek belirlediğimiz yolda ilerlemek de söz konusu olacak.</p>
<p>Kendimizi daha çok tanırken bulduğumuz cevaplara doğru çıkacağımız  yolculuk çoktan başladı. Unutmayalım ; <strong>“yarının nasıl olacağı, bugün ne  yapacağımıza bağlı”.</strong></p>
<p>Kariyer Koçluğu programımız  hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugu-meslegimizi-yasamimizi-secerken%25e2%2580%25a6%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-meslegimizi-yasamimizi-secerken%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu:KENDİMİZİ TANIMAK VE HAYATTAKİ SEÇİMLERİMİZ</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugukendimizi-tanimak-ve-hayattaki-secimlerimiz/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugukendimizi-tanimak-ve-hayattaki-secimlerimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 12:36:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim çağı]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kendi]]></category>
		<category><![CDATA[kendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[kendini tanımak]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1955</guid>
		<description><![CDATA[<p>Doğduğumuz anı, şehri, mekanı, ailemizi, cinsiyetimizi seçemiyoruz ama bir kez dünyaya geldikten sonra<strong> hayatın farklı anlarında bir çok farklı seçim yapmak durumunda kalıyoruz</strong>. Bebeklik döneminde ? kendimizin farkında olmadığımız dönemde- bile yaptığımız seçimlerimiz var; farklı farklı yöntemlerle uyuyoruz, farklı şekilde besleniyoruz, farklı konularda huysuzluklarımız oluyor, farklı hastalanıyoruz, farklı dönemlerde gelişimimizi tamamlıyoruz, farklı beceriler gösteriyoruz? Yaşımız büyüdükçe de farklılaştığımız alanlar çeşitleniyor. Alışkanlıklarımız, mesleklerimiz, dekorasyon zevkimiz, damak tadımız, tatil keyfimiz, zaman kullanımımız, hayattan beklentilerimiz çeşit çeşit? Dünyadaki tüm insanların parmak izlerinin birbirinden farklı olması gibi <strong>hayattaki bilinçli ya da bilinçdışı seçimlerimiz de birbirimizden farklı.</strong> Bilinçdışı seçimlere pek dokunamasak da mesele bilinçli yaptığımız seçimlerle mutlu olabilmek de?</p>
<p>Kendimizin bilincinde olmaya başladığımız ilk andan itibaren ? herhalde 11/12 yaşlarımıza denk düşüyor ? <strong>önce eğitim hayatımızla ilgili, sonra&#8230;</strong></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğduğumuz anı, şehri, mekanı, ailemizi, cinsiyetimizi seçemiyoruz ama bir kez dünyaya geldikten sonra<strong> hayatın farklı anlarında bir çok farklı seçim yapmak durumunda kalıyoruz</strong>. Bebeklik döneminde ? kendimizin farkında olmadığımız dönemde- bile yaptığımız seçimlerimiz var; farklı farklı yöntemlerle uyuyoruz, farklı şekilde besleniyoruz, farklı konularda huysuzluklarımız oluyor, farklı hastalanıyoruz, farklı dönemlerde gelişimimizi tamamlıyoruz, farklı beceriler gösteriyoruz? Yaşımız büyüdükçe de farklılaştığımız alanlar çeşitleniyor. Alışkanlıklarımız, mesleklerimiz, dekorasyon zevkimiz, damak tadımız, tatil keyfimiz, zaman kullanımımız, hayattan beklentilerimiz çeşit çeşit? Dünyadaki tüm insanların parmak izlerinin birbirinden farklı olması gibi <strong>hayattaki bilinçli ya da bilinçdışı seçimlerimiz de birbirimizden farklı.</strong> Bilinçdışı seçimlere pek dokunamasak da mesele bilinçli yaptığımız seçimlerle mutlu olabilmek de?</p>
<p>Kendimizin bilincinde olmaya başladığımız ilk andan itibaren ? herhalde 11/12 yaşlarımıza denk düşüyor ? <strong>önce eğitim hayatımızla ilgili, sonra mesleki yönelişle  ilgili seçimler yapmak durumunda kalıyoruz. </strong>Eğitim ve meslek dışında arkadaşlıklar, gidilecek yerler, okunacak kitaplar, izlenilecek filmler gibi başka bir çok konu da var seçimlerimizce belirlenen. Yaşamın farklı alanlarında, farklı konularda verilmesi gereken bir dolu kararla başa çıkmaya ve doğru adımları atmaya çalışıyoruz. Peki bunu yaparken dayanak noktamız neresi olmalı?<strong> Hangi kriterlerle beslenen seçimler bize mutluluk, başarı, her anlamda tatmin getirir?</strong></p>
<p><strong>Yaşadığımız iletişim çağında dışarıdan gelen etkilere çok açığız aslında</strong>. Lise, üniversite tercihlerimizi yaparken, sonrasında kariyer yolculuğumuzu çizerken gerek ailemizden, gerek arkadaşlarımızdan, gerek okuduklarımızdan gerekse yakın çevremizden oldukça etkileniyoruz. Verdiğimiz kararlar da bu etkilerin izleri illa ki olacaktır ama ağırlığı çok fazlaysa, yani dönüp kendi beklentilerimize hiç bakmıyorsak vereceğimiz kararlar ne derece sağlıklı olacaktır? Kendi beklentilerimiz doğrultusunda karar verebilmek içinse yol, kendimizi tanımaktan geçiyor. Ünlü filosof <strong>Sokrates yüzyıllar öncesinde ?kendini tanı? diye buyurmuştu. </strong>Kendimin ne kadar farkında olursam, hayattan beklentilerimi ne kadar somut bir şekilde dillendirirsem, geleceğe dönük rotamı çizebilmişsem hayatın her alanında vereceğim kararlar benim için o kadar isabetli olacaktır.</p>
<p><strong>?Kendimi Tanımak? meselesi tüm seçimlerimde en temel mesele olmalı </strong>iken gözlemliyorum ki aslında en son akla gelen konu oluyor. Mesele iş ve eş seçimi gibi hayatın ağır toplarıyla ilgili olduğunda ise ?kendimi tanımak? meselesi daha da önemli hale geliyor. <strong>Lise döneminde hangi alanı seçeceğimi hasbelkader seçiyorum.</strong> Daha sonra üniversite seçimine sıra geliyor, yine tesadüfler ve dış etkiler rol oynuyor büyük ölçüde, sonra iş bulma meselesi zaten değişen pek bir şey olmuyor. Arkadaşlarımızdan duyduklarımız, çok para getireceğine inandığımız meslekler, ailemizin kulağımıza küpe yaptıkları ile yaşantımızın tümünü geçireceğimiz mesleğimizi seçiveriyoruz.</p>
<p><strong>Çoğu zaman kendi beklentilerimizden önce ailemizin beklentilerini karşılayacak prestijli meslekleri seçmek yönünde kararlar veriyoruz.</strong> Bazılarımız direniyor. Ailesinden gelen tıp ?vb- okuması yönündeki baskılara rağmen kendi istediği alanı seçen öğrenciler de olabiliyor. Hatta bazen çocuklarının mutlu olacağı mesleklerde olması yönünde onları destekleyen ailelerle de karşılaşıyorum. En azından bir 10 yıl öncesine kadar daha fazla oranda karşılaşıyorum. Bu da kariyer yolculuğu konusunda aslında inançlarımızın değiştiğini gösteriyor bana.</p>
<p>Geçtiğimiz haftalarda bir lise öğrencisiyle yaptığım görüşme de bu konudaki bilincin arttığını bana bir kez daha gösterdi. Lise birinci sınıfa giden biri için kendisine ait farkındalığı oldukça yüksek bir gençti. Okulda bir ders sırasında öğretmeninin mesleklere yönelik sorduğu bir soruyla kafasının bu konuda oldukça karışmış olduğunu fark ediyor ve bu konuda biraz daha netleşmek için destek almakla ilgili olarak ailesiyle görüşüyor.<strong> Lise birinci sınıfta bunu düşünebilmesi ve kendini tanıma yolunda böyle kararlı olması</strong> beni gerçekten etkiledi. Çünkü bu işler genelde yumurta kapıya dayanınca yapılır. Sınavdan 1 ay önce kişiler farklı uzmanların kapılarını aşındırmaya başlarlar.</p>
<p>Kendimizi tanımak seçimlerimiz söz konusu olduğunda ve en çok da mesleki seçimlerimizde<strong> en temel kriterlerimizden biri ve dayanak noktamız ise bu konuda neler yapabiliriz?</strong> İşe sorular sormakla başlayabiliriz: hangi konular benim ilgimi çekiyor?  Neleri yaparken mutlu oluyorum? Çocukluğumda nelere ilgim vardı? En güçlü özelliklerim hangileri? Güçlü özelliklerimle hangi alanlarda başarılı olabilirim? Kimleri örnek aldım? Kimlerden etkilendim? Gelecekten beklentilerim ne? Hangi ortamlarda mutlu hissediyorum? ?</p>
<p>Bu ve benzeri sorulara verdiğim yanıtlar benim yolumu aydınlatmadıysa, kendime dair farkındalığımı arttırmadıysa kişilik envanterlerinden yararlanabilirim. Bu uygulamanın <strong>sonunda alacağım rapor bana kendimle ilgili bir dolu bilgi verecektir. Bu bilgilerden yola çıkarak seçimlerimi yönlendirebilirim.</strong> İlla tek bir kaynaktan yararlanacağım diye bir husus da yok. Bir çok farklı kaynaktan yararlanarak yönümü çizebilirim, konu her ne olursa olsun. Sonuçta kendimiz için en doğru kararı verecek olan yine biziz. Bu kararı verirken de kendimize yönelik gözlemlerimizi arttırmakla işe başlarsak temel doğru adımlarımızı atmış olacağız.</p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color: #ff0000;">Kariyer Koçluğu Programımız </span>hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugukendimizi-tanimak-ve-hayattaki-secimlerimiz%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugukendimizi-tanimak-ve-hayattaki-secimlerimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu: Hayallerin Peşinden Yüreğinin Götürdüğü Yere Doğru Gidebilme Romantizmi</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-hayallerin-pesinden-yureginin-goturdugu-yere-dogru-gidebilme-romantizmi/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-hayallerin-pesinden-yureginin-goturdugu-yere-dogru-gidebilme-romantizmi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 14:35:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hayal kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[hayallerin peşinden]]></category>
		<category><![CDATA[hayallerini gerçekleştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayalperest]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1879</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: right;">Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapayalnız</p>
<p style="text-align: right;">Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız</p>
<p style="text-align: right;">Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!&#8230;</p>
<p style="text-align: right;">İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.</p>
<p style="text-align: right;">Yahya Kemal Beyatlı (?Deniz Türküsü? adlı şiirinden)</p>
<p><strong>Hayal kurmak ya da hayallerini gerçekleştirmeye çalışmak eskiden olduğu kadar ?korkutucu? değil son yıllardaki gelişmelerle. </strong>Gazete haberlerinde, dergilerde, televizyon programlarında, internet yayınlarında, hayallerini gerçekleştirmiş kişilerin hikayelerine rastlamak mümkün. Daha önceki yıllarda pek de benimsenmeyen ya da çok dikkate alınmayan ve daha çok olumsuz bir yargıyla üzerine konuşulan ?hayaller? konusu günümüzde hemen herkesin dilinde. <strong>Anne babalar, çocuklarının hayal güçlerini zenginleştirmek adına onları bir çok farklı çalışmaya dahil ediyorlar.</strong> Şirketler çalışanlarının yaratıcılıklarını geliştirmek için bir çok farklı uygulama yapıyorlar. Okullarda öğretmenler ya da yöneticiler bu konuya daha farklı bir yer ayırıyorlar. ?eski köye yeni adet getirme? ya da&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapayalnız</p>
<p style="text-align: right;">Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız</p>
<p style="text-align: right;">Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!&#8230;</p>
<p style="text-align: right;">İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.</p>
<p style="text-align: right;">Yahya Kemal Beyatlı (?Deniz Türküsü? adlı şiirinden)</p>
<p><strong>Hayal kurmak ya da hayallerini gerçekleştirmeye çalışmak eskiden olduğu kadar ?korkutucu? değil son yıllardaki gelişmelerle. </strong>Gazete haberlerinde, dergilerde, televizyon programlarında, internet yayınlarında, hayallerini gerçekleştirmiş kişilerin hikayelerine rastlamak mümkün. Daha önceki yıllarda pek de benimsenmeyen ya da çok dikkate alınmayan ve daha çok olumsuz bir yargıyla üzerine konuşulan ?hayaller? konusu günümüzde hemen herkesin dilinde. <strong>Anne babalar, çocuklarının hayal güçlerini zenginleştirmek adına onları bir çok farklı çalışmaya dahil ediyorlar.</strong> Şirketler çalışanlarının yaratıcılıklarını geliştirmek için bir çok farklı uygulama yapıyorlar. Okullarda öğretmenler ya da yöneticiler bu konuya daha farklı bir yer ayırıyorlar. ?eski köye yeni adet getirme? ya da ?icat çıkarma? lafları bile unutuldu gitti ? tabii ki iyi ki de öyle oldu. <strong>Sokak reklamlarında ?Fikriniz çöpe gitmesin? mesajını görmek bile aslında bu değişimin en somut göstergelerinden biri.</strong> Galiba artık hayatımızı kolaylaştıran ve yaşanılır kılan her türlü ürünün en başında hayallerin-fikirlerin olduğu gerçeğini kabul etmeye başladık. Daha önceki yıllarda biraz küçümsenen, <strong>biraz hafife alınan ?hayalperest? insanlara yönelik hikayelere daha az rastlıyoruz. </strong>Bunun yerine sıra dışı yaşanmışlıkları biraz imrenerek biraz hayret ederek izliyoruz.</p>
<p>Hayalperest denilen kişilerin hafife alınma nedenleri ne idi? <strong>Bol bol konuşup, büyük fikirlerden bahsedip aslında hiçbir şey de yapmamak şeklinde açıklanabilir mi?</strong> Düşünceden eyleme geçişi görememek sanırım onların fazla ciddiye alınmamasını sağlıyordu.  Edilgenlik boyutunun kalıcılığı?</p>
<p><strong>Peki hayal kurmak gerçekten edilgen bir süreç mi? </strong>Evet belki de gözle görülür, elle tutulur herhangi bir eylem  söz konusu olmadığı için ilk anda edilgen gibi duruyor.<strong> Gelecekle ilgili nasıl bir yaşam istiyorum sorusu hakkında düşünmeye ya da hayal kurmaya niyetlendiğimiz zaman</strong> bunun edilgen bir süreç olmadığını, beynimizin bu süreçte son derece etkin olduğunu anlayabiliriz. ?Nasıl bir yaşam istiyorsun?? sorusuna  ?güzel bir yaşam istiyorum? cevabından biraz ötesini söyleyebilmek, bu soru üzerine bir parça da olsa odaklanmış ve düşünmüş dolayısıyla da hayal kurmuş olmayı gerektiriyor. Bu sorunun cevabını parmağımızı şıklatıp  çok rahatlıkla veremeyebiliyoruz. İşte bu yüzden hayal kurmak çok aktif bir süreç.</p>
<p>Hayalini kurduğumuz isteklerimize ulaşmak ise yine aktif bir süreci gerektiriyor. Ve bu aktif süreç belki de çoğu zaman bizi zorlayan, hatta zaman zaman isyan noktasına getiren bir süreç de olabilir. Hayallerimizi ulaşmak istediğimiz hedeflere dönüştürdüğümüzde farklı boyutlarda risklerin de olduğu bir yolculuğa başlıyoruz. Ve bu yolculuk çoğu zaman söylendiği gibi romantizm içeren bol güzelliklerle dolu olmayabiliyor. Thomas Edison yıllar yıllar önce<strong> ?Yaratıcılık %1 esinlenme, %99 çalışmaktır? </strong>diye buyurmuştu. Hayallerimizi gerçekten yaşamak istiyorsak bu hayallere giden yolu adım adım planlayıp, var olan engelleri temizleyip çalışmaya başlamamız gerekiyor. Biz hayal kurduk diye gerçekleşmesi için yolumuza kırmızı halılar döşenmiyor ne yazık ki.</p>
<p><strong>Bir de inanç meselesi var. </strong>Bazen gerçekleşmesini çok istediğimiz hayallerimizin gerçek olabileceğine ilk başta kendimiz inanmıyoruz. İnanmadığımız bir şey için ne kadar çaba gösterebiliriz ki?  Ya da yolumuza çıkan ilk engelle neden vazgeçmeyelim ki yürüdüğümüz yoldan?</p>
<p>Ünlü yazar Paulo Coelho hayal ve inanç bağlantısını kendi yaşamından çok güzel örneklemiş:</p>
<p>?<strong>Bence herkes kendi hayalini aramak için birçok şeyden vazgeçmeye hazır olmalı.</strong> Ben, başlangıçta kendi hayaline inanmayanlara bir örneğim: Yazar olma hayalimi gerçekleştirmek, sadece yazarak yaşamak için gereken özgüvenden yoksundum. Yazmak ve para kazanmak benim için uzun zaman bir araya getirilemeyecek iki eylemdi. Anca<strong>k yavaş yavaş anladım ki, eğer ikisini yan yana götürmeye devam edersem, daima bana maddi güvence sağlayan işlere öncelik vereceğim, </strong>bana mutluluk verenlere değil. Yirmi yıldan sonra, her şeyi birden riske atmaya karar verdim. Hiçbir risk almayan, varması gereken yere hiçbir zaman varamaz. Hayat, sonucunu bilmediğimiz bir bahistir. Ama günlerin anlam ve mutlulukla doluysa, kazanmışsın demektir. Oysa toplumsal kabul gördüysen ama yaptığın iş sana mutluluk vermiyorsa ve o işin hiçbir anlamı olmadığını düşünüyorsan, bu, kaybettiğini gösterir.? 11/01/2008 Paulo Coelho</p>
<p><strong>Hayalleriniz ve hayallerinize inancınız bol olsun?.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Kariyer Koçluğu programımız </span>hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugu-hayallerin-pesinden-yureginin-goturdugu-yere-dogru-gidebilme-romantizmi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-hayallerin-pesinden-yureginin-goturdugu-yere-dogru-gidebilme-romantizmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu: İstediğim İş İçin Yapabileceğim Her Şeyi Yaptığımdan Emin miyim?</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-istedigim-is-icin-yapabilecegim-her-seyi-yaptigimdan-emin-miyim/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-istedigim-is-icin-yapabilecegim-her-seyi-yaptigimdan-emin-miyim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 14:16:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[altan özen]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek aslanın ağzında]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye anlatmak]]></category>
		<category><![CDATA[İK]]></category>
		<category><![CDATA[iş aramak]]></category>
		<category><![CDATA[istediğim iş]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Satış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1617</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">?Yine yeni yeniden? bir ekonomik kriz sürecinin sonlarına geldiğimiz şu günlerde deyim yerindeyse <strong>?ekmek aslanın ağzında?</strong>? Ekmeğin aslanın ağzında olduğu sözünü atalarımızdan beridir bildiğimize göre, <strong>aslında galiba ekmek hep aslanın ağzındaydı zaten;</strong> hiç kedinin ağzına geçtiği olmamıştı daha. Kim bilir belki gün geçtikçe bu sözü daha çok hatırlar olduk, belki de günümüzün gerçekleri hakikaten değişti? ya da belki bazı durumlarda bu söz sığındığımız bir mazeret de olabiliyor. Firmalar kendilerine uygun personel arayışında, kişiler kendilerine uygun iş arayışında ama bu iki taraf birbiriyle tam da buluşamıyorlar? <strong>Bu yazıda daha çok uygun iş arayan kişilerin tarafından bakmaya çalışacağım?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bir hikaye anlatmak istiyorum size şimdi, aslında hikaye dediğime bakmayın bir gerçek iş arama ve sonuçlanma sürecinden bahsedeceğim, kim bilir belki bizim de işimize yarar bazı&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">?Yine yeni yeniden? bir ekonomik kriz sürecinin sonlarına geldiğimiz şu günlerde deyim yerindeyse <strong>?ekmek aslanın ağzında?</strong>? Ekmeğin aslanın ağzında olduğu sözünü atalarımızdan beridir bildiğimize göre, <strong>aslında galiba ekmek hep aslanın ağzındaydı zaten;</strong> hiç kedinin ağzına geçtiği olmamıştı daha. Kim bilir belki gün geçtikçe bu sözü daha çok hatırlar olduk, belki de günümüzün gerçekleri hakikaten değişti? ya da belki bazı durumlarda bu söz sığındığımız bir mazeret de olabiliyor. Firmalar kendilerine uygun personel arayışında, kişiler kendilerine uygun iş arayışında ama bu iki taraf birbiriyle tam da buluşamıyorlar? <strong>Bu yazıda daha çok uygun iş arayan kişilerin tarafından bakmaya çalışacağım?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bir hikaye anlatmak istiyorum size şimdi, aslında hikaye dediğime bakmayın bir gerçek iş arama ve sonuçlanma sürecinden bahsedeceğim, kim bilir belki bizim de işimize yarar bazı noktalarıyla. Hikaye biraz tanıdık başlıyor; <strong>tesadüfi bir şekilde kazanılmış bir üniversite ve bir şekilde okul dönemi bitiyor,</strong> işletme mezunu oluyor hikaye kahramanımız. Mezun oluyor ama tabii işle ilgili uğraş vermesi gerekiyor. Uğraş vermek kahramanımız için problem değil aslında ama <strong>örnek aldığı ağabeyi ile belki de gizli bir rekabet içinde hissediyor kendisini.</strong> Bu da tabii üzerinde bir stres yaratıyor. Ağabeyi gerçekten okul ve iş konusunda çok başarılı olmuş ve bunu kanıtlamış  biri. Ayrıca oldukça erken yaşta ailesini de kurmuş, evini almış, düzenini dört dörtlük sürdürebilen bir örnek ve ailenin göz bebeği. <strong>Kahramanımız, mezun olduktan sonra farklı fırsatları değerlendiriyor ve bir çok deneyim kazanıyor.</strong> Genelde girdiği işler <a href="http://egitisim.com.tr/satis_egitimleri.php" target="_blank">satış</a> alanında ve daha çok da somut ürün <a href="http://egitisim.com.tr/satis_egitimleri.php" target="_blank">satış</a>ı. Kısa bir dönem sigorta sektöründe çalışıyor ama her şeyi çok düzgün yapmasına rağmen ve bu konuda yöneticilerinin de onayını almasına rağmen sonuç alamadığını görünce sigorta sektörünün ona yönelik olmadığını düşünüyor. Başka arayışlara giriyor ve farklı işler deniyor. Başladığı işler, bir nedenle uzun soluklu olamıyor. Hatta en son olarak yemek üzerine kendi işini kuruyor. Bir restoran açıyor. İlk başlarda her şey çok iyi gidiyor ama ne yazık ki gelmesi beklenen ekonomik kriz kapıya dayanınca işler bozulmaya başlıyor. Mecbur dükkan kapanıyor ve aslında tüm ümitler bir anlamda bitmiş oluyor.  İşte her şeyin tıkandığı yer burası. <strong>?ben artık her şey denedim ve sonuç alamadım, olmuyor olmuyor olmuyor.?</strong> Bu söylemin alt başlıklarında ise o kadar çok şey var ki:</p>
<ul>
<li>Ben aslında beceriksizin biriyim, elimi neye atsam berbat ediyorum.</li>
<li><strong>Bu kadar şanssız olunur mu hayatta</strong></li>
<li>Neden her işte başarısız oluyorum?</li>
<li>Yaşım kaça geldi hala bir baltaya sap olamadım</li>
<li><strong>Acaba şimdi çevremdekiler benim hakkımda ne düşünecek?</strong></li>
<li>Denemediğim ne kaldı, artık bana yapacak bir şey kalmadı.</li>
<li>?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Bu söylemler size de tanıdık geliyor mu? Kendi kendimizi sabote ettiğimiz anlar aslında bunlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Evet işte bu aşamadan birkaç ay sonra koçluk sürecimiz başladı kahramanımızla.</strong> Çok sıkışmış ve de ?sıkılmış? hissediyordu ve artık geleceği için ayakları yere basan bir şey yapmakla ilgili çok acelesi vardı. Önce nerede olduğunu tekrar fark etti daha sonra da <strong>gelecek fotoğrafını oluşturdu.</strong> Orada tutunabileceğini düşündüğü bir kare yakaladı. Aslında ilk başta bu fotoğraf kariyere yönelik hiçbir ipucu vermiyordu. Fotoğrafı genişlettikçe soruların cevapları ortaya çıktı. Kahramanımızın gelecekteki <a href="http://egitisim.com.tr/kariyer_koclugu_danismanligi.php" target="_blank">kariyer</a>iyle ilgili beklentileri, hayalleri de ortaya çıkmaya başladı. Ortaya dökülen buğulu fotoğraf karelerini iyice netleştirdi, tozunu aldı ve parlattı. Kahramanımız bu fotoğraftan emin olana kadar bu süreç devam etti. <strong>Ve sonunda bu fotoğrafın varış noktası olduğunun bilinciyle ve buradan güç alarak tekrar bugüne bakmaya başladı.</strong> Kendisini, bu fotoğrafa götürecek olan yol haritasını çizdi. Öncelikle güçlü özelliklerinin farkına varmaya çalıştı. Günlük hayatta en çok nelerle uğraştığını ve nelerden keyif aldığını saptadı. Bir işle ilgili beklentilerini ortaya koydu. Vazgeçilmez kriterlerini ve vazgeçebileceği şartları belirledi. Ve ne mi oldu? Ortaya çok keyifli bir iş alanı ve bu alanda çalışan bir çok değerli firma çıktı. Bu firmalara cv göndererek sonuç alamayacağını görünce ?başka ne yapabilirim? diye düşündü ve öncelikli firmalarıyla birebir iletişime geçmek ve kendisini tanıtmak gibi bir çözüm buldu. Bu firmaların onlarcasını aradı ve <a href="http://egitisim.com.tr/yonetim_insankaynaklari_egitimleri.php" target="_blank">İK</a> departmanlarına ulaşmaya çalıştı. Sadece bir tanesi onunla yüz yüze görüşme yapmak için randevu verdi. Diğerlerinden bir sonuç alamadı. Bu yılgınlığa kapılmasına sebep olmadı. Kendisine randevu veren firmayla ilk görüşmesini yaptı. Daha sonra bir daha görüştü ve belki birkaç kere daha. Kahramanımızın hikayesi mutlu sonla bitiyor. <strong>Şu anda bu firmanın kendi istediği şehirde yer alan şubesinde hayalini kurduğu pozisyonda çalışıyor ve kendisini gelecek fotoğrafına çok yakın hissediyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>İşsiz olduğu dönem onun hayalindeki işi tam olarak belirlemediği ve bu iş için yapabileceği her şeyi yapmadığı dönemdi.</strong> Eğer mevcut işinizden memnun değilseniz, iş arayışında iseniz, hiç deneyiminiz yoksa, sürekli önünüze engeller çıktığı düşünüyorsanız?<strong> yapabileceğiniz her şeyi yaptığınızı düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Kariyer Koçluğu programımız </span>hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugu-istedigim-is-icin-yapabilecegim-her-seyi-yaptigimdan-emin-miyim%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-istedigim-is-icin-yapabilecegim-her-seyi-yaptigimdan-emin-miyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Koçluğu: Yeni eğitim dönemi başlıyor? hayırlı uğurlu olsun!!!</title>
		<link>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-yeni-egitim-donemi-basliyor%e2%80%a6-hayirli-ugurlu-olsun/</link>
		<comments>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-yeni-egitim-donemi-basliyor%e2%80%a6-hayirli-ugurlu-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 14:05:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altan Özen</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[başaramama kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[ders çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kız çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSS]]></category>
		<category><![CDATA[öss hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[sbs]]></category>
		<category><![CDATA[sınava hazırlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egitisim-blog.com/?p=1491</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ailelerde <strong>?ders çalışman lazım artık? </strong>söylemlerinin ufak ufak başladığı bir dönem bu? Gerek sbs hazırlık, gerekse öss hazırlık öğrencilerinin ailelerinde? Öğrencilerde ise farklı bir psikoloji hakim: <strong>bazıları daha vaktim var çalışırım rahatlığında,</strong> bazıları ise bu sene nasıl geçecek derdinde, bazıları planını programını yaptı ve kendinden motive çalışmaya başladı bile? Ders çalışma söylemleriyle birlikte; <strong>gençler ve aileler arası çatışmaların, irili ufaklı sürtüşmelerin de başladığı bir dönem</strong> bu? Televizyon yasakları konacak, <strong>internet iptal edilecek, </strong>sokağa çıkma sınırlamaları gelecek, ailenin sosyal hayatı da sınırlanacak evin genci etkilenmesin diye, dizi dizi test kitapları alınacak, romanlar-dergiler rafa kalkacak, bütün yan uğraşlara veda edilecek? <strong>?Aman canım ne olacak bir yıl sonra hepsi geri gelir?</strong> denecek? ?Biz de bu yollardan geçtik, biz de genç olduk ama hiç sizin gibi yapmadık,&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ailelerde <strong>?ders çalışman lazım artık? </strong>söylemlerinin ufak ufak başladığı bir dönem bu? Gerek sbs hazırlık, gerekse öss hazırlık öğrencilerinin ailelerinde? Öğrencilerde ise farklı bir psikoloji hakim: <strong>bazıları daha vaktim var çalışırım rahatlığında,</strong> bazıları ise bu sene nasıl geçecek derdinde, bazıları planını programını yaptı ve kendinden motive çalışmaya başladı bile? Ders çalışma söylemleriyle birlikte; <strong>gençler ve aileler arası çatışmaların, irili ufaklı sürtüşmelerin de başladığı bir dönem</strong> bu? Televizyon yasakları konacak, <strong>internet iptal edilecek, </strong>sokağa çıkma sınırlamaları gelecek, ailenin sosyal hayatı da sınırlanacak evin genci etkilenmesin diye, dizi dizi test kitapları alınacak, romanlar-dergiler rafa kalkacak, bütün yan uğraşlara veda edilecek? <strong>?Aman canım ne olacak bir yıl sonra hepsi geri gelir?</strong> denecek? ?Biz de bu yollardan geçtik, biz de genç olduk ama hiç sizin gibi yapmadık, doğru dürüst derslerimize çalıştık? denecek? Fırsat buldukça gençler çekiştirilecek <strong>?ne olacak bu yeni gençliğin hali?</strong> diye, ?hiç büyüklere saygı, sevgi kalmadı? diye? düşünüyorum da 20 yıldır hiçbir şey değişmedi mi şu hayatta? Benim çocukluğumda ve gençliğimde de söylenenler aynıydı sanki ya da ben mi yanlış hatırlıyorum?</p>
<p style="text-align: justify;">Acaba bu sene kaç kişi sınava girecek ve içlerinden kaçı sınavı kazanacak. ÖSS?yi kazananlardan kaçta kaçının istediği, severek yapacağı meslekle ilgili bölümü kazanabilecekleri ise başlı başına ayrı bir konu? tam bu meseleyi düşünürken, sokak afişlerinde bir okulun verdiği reklama takılıyor gözüm: bir kız çocuğu ve bir erkek çocuğu var kocaman reklam afişinin üstünde? Konuşma baloncuğundan çıkan cümleler bize, <strong>kız çocuğunun öğretmen erkek çocuğunun ise doktor olmak istediğini anlatıyor?</strong> bu mesleklere ulaşmak için afişte adı geçen okula gitmek gerektiği söyleniyor? Gerçekten yirmi yıldır hiçbir şey değişmedi galiba, ya da daha da eskiden beri mi ne? <strong>Yoksa hala tıp fakültesine kız çocuklarının alınmadığı dönemlerde yaşıyoruz da bizim mi haberimiz yok?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Geçen senelerle benzer bir yıla daha başlıyoruz, yüzlerce gencin umudu bu sınava bağlı ve aynı zamanda yüzlerce ailenin umudu da tabii ki. Ve eğitim kurumları (dershaneler, okullar) daha ilkokuldan itibaren veli ?okul ? öğrenci işbirliği anlayışı çerçevesinde, velileri öğrencilerin başına ders çalıştırma memuru kılmaya herhalde yine hazırlıklılar. Kim bilir kaç evde kaç tane ?anne? ya ders çalıştırma memuru olacak ya da babayla çocuk arasında denge koruyucu rolü üstlenecek bu sene de geçen senelerde olduğu gibi? <strong>Kim bilir kaç evde kaç öğrenci ya bu sene de başaramazsam kaygısıyla doğru dürüst uyuyamayacak ve hayatta yapmaktan keyif aldığı bir çok uğraşından vazgeçecek? </strong>Kim bilir kaç evde o büyük günün ağırlığıyla nefesler tutulacak ve hayata bir yıl ara verilecek?</p>
<p style="text-align: justify;">ÖSS hazırlık aşamasında özel ders veren bir öğretmen arkadaşım ise veliler biraz rahatlasa ve aradan çekilse, her şeyin çok daha güzel olacağı inancında. Öğrencisiyle kurduğu iletişimin ve sistemin aileyle etkileşim içinde bozulduğunu düşünüyor. (tabii bunun dışında kalan aileler de mutlaka var?) Böyle düşünen başkaları da var mı? <strong>Aileler olarak çocuklarımızın sınav sürecinde rolümüz ne olmalı?</strong> Sınırlarımızı ve çocuklarımızın sınırlarını neye göre belirlemeliyiz? Çocuklarımızın hayatıyla birlikte kendi hayatlarımıza da bir set mi çekmeliyiz? Çektiğimiz zaman çocuğumuz hayat başarısı elde edebilecek mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi bir karar verelim veliler olarak, bu seneyi de çocuklarımızın başında memur olarak mı geçireceğiz yoksa kendi hayatlarımızın değerini de bilerek ve bir daha asla şimdikinden genç olmayacağımızın da bilinciyle, yaşamdan zevk alarak kendi istediğimiz hedefleri gerçekleştirme doğrultusunda bu senemizi ve daha sonrakileri dolu dolu geçirip çocuklarımıza da bir rol model olma şansını mı yakalayacağız?</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi hayatlarımız için çabaladığımızda, enerjimizi kendi hedeflerimizi gerçekleştirmeye verdiğimizde, hayata bakış açımız değişecek ve çocuklarımıza da aslında en ihtiyaç duyacakları enerjiyi verebileceğiz. Neden çalışmaları gerektiğini, neden kendilerini hedeflerini gerçekleştirme doğrultusunda odaklamaları gerektiğini bizi dinleyerek değil gözlemleyerek fark edip anlayacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde artık hemen her gün yepyeni mesleklerin oluştuğunu görmek mümkün. Ya da eski meslekler yollarına farklılaşarak, değişerek devam etmek durumundalar. En klasik mesleklerden biri olan öğretmenlik için ya da avukatlık ya da doktorluk için eski günlere göre beklentiler çok farklı ve değişken. Bilginin bu kadar hızlı üretildiği çağımızda hangi meslekte olursak olalım bu bilgiye ulaşma yollarını bilmemiz gerekiyor her şeyden önce?<strong> Bu kadar genişlemiş mesleki alanlarda, ilgilendiğimiz konuyla ilgili her türlü kitabı, dergiyi, eğitimi ve neye ihtiyacımız varsa onu rahatça bulabildiğimiz bir ortamda özgüvenimizi (kendimizin ve çocuklarımızın) yaratıcılığımızı, hayallerimizi, güçlü özelliğimizi beslemeye devam ettiğimiz sürece hayat  başarısını ve mutluluğunu yakalamamız mümkün</strong>. Bunu yapan binlerce kişi var ve biz eğer yeterince gözlerimizi ve kulaklarımızı açarsak bu örneklerden en az bir tanesini her gün görme-farketme şansına sahibiz aslında?</p>
<p style="text-align: justify;">Hadi gelin, bu seneyi çocuklarımız için önce kendimize ayıralım ve kendi hedeflerimize odaklanalım? Yapmayı bıraktığımız neler varsa ve hala bu konuda istekliysek neden şimdi olmasın???</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Kariyer Koçluğu Programımız </span>hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.</p>
[contact-form]
<p style="text-align: justify;">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.egitisim-blog.com%2Fkariyer-koclugu-yeni-egitim-donemi-basliyor%25e2%2580%25a6-hayirli-ugurlu-olsun%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egitisim-blog.com/kariyer-koclugu-yeni-egitim-donemi-basliyor%e2%80%a6-hayirli-ugurlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
