Yürürken ilk kez müzik dinleyebildiğim günü adım gibi hatırlarım. Walkmenimi vücuduma güzelcene yerleştirirken, annem ?Oğlum çıkar onu, yolda araba gelecek korna sesini duymayıp ,altında ezilip gideceksin! ? demişti.Tedirginliğini belirtirken ne kadar da rahattı. Annemin uyarısına kulak asmayıp çıkarmadım kulaklıklarımı tabiki de. Lise yıllarımın başında bir bilgi yarışmasında birinci olarak kazanmıştım ben o sony walkmeni ve daha gösterip hava atman gereken on yüz bin tane arkadaşım vardı. “Hiç bir güç bana çıkarttıramazdı walkmenimi” derken şimdi walkmenimin yerini ipodum aldı. Yani bazı güçler vardı beni walkmenimden ayıracak. Şimdilerde yeni yeni adlandırabiliyorum bu gücü: Pazarlama hatası!
Peki ne olmuştu da gençliğin vazgeçilmezi olan Sony Walkmen, şimdilerde yok denecek kadar az bir pazar payına sahip olmuştu. Geleceğin müzik tekeli olucak denen Sony, şimdiler de müzik piyasında can çekişir hale nasıl geldi ? İşte bu…
Ademoğlunun istemli olarak yaptığı en önemli eylem alış-veriş olsa gerek. Lakin burada kasdettiğim alış-veriş sözcüğünü sadece alış olarak algılamamakta fayda var. Çünkü en basit alış olarak bir jelibon aldığınız da bile, veriş olarak parayı bakkal amcaya veriyoruz. Yani demek istediğim aslında biz jelibon alırken bile satış yapıyoruz. Hatta şöyle bir örnek bile verebiliriz. Annenizin, ya da sevgilinizin kalbini kırdınız. Gönlünü almanız lazım. Napıyorsunuz ufak bir çiçek ya da çikolata satıyorsunuz onlara. Yani bazı durumlar da huzurun ve saadetin anahtarı da satışdan geçiyor.
Para da satılır mı demeyin bana. Bal gibi de satılır efenim. “Bana jelibon verirsen,sana para veririm.” demiyor mu yaptığımız eylem? Demek ki satıyoruz. Bu kadar basit, çok fazla kurcalamamak lazım detayları. Ancak burada unutulmaması gereken bir nokta var. Paranın satımı için hiç çaba sarfetmemize gerek…
Dikkat dikkat! Gelecek kaygısını fazlasıyla yaşayan öğrenciler, gençler ve iş arayanlara önemle duyrulur. Kariyerinize nasıl başlayacağınızı bilmiyor musunuz? Ne yöne gideceğinizi mi şaşırdınız? Sorularıma “EVET” diyorsanız sizin işiniz fallara kalmış o zaman. Peki kariyer falınıza kim bakacak?
Peki falınıza kim bakacak?
Benim tavsiye edebileceğim falcı, kariyer meraklılarının kariyer yollarını uzun bir zamandır belirlemelerine yardımcı olan ve yeni kampanyası ile size çok yararı olacağını düşündüğüm Eğitişim olacak. Özellikle son kampanyaları tam aradığınız-aradığımız cinsten.
11 Haziran günü yani dün itibariyle başlayan ve 31 Temmuz’a kadar sürecek ve Süperteklif ile ortaklaşa düzenledikleri “İşiniz fala kaldı” kampanyası kariyer yolunuza başlamanıza yardımcı olabilecek mahiyette. Falınıza baktırmanız için tek yapmanız gereken süperteklif.com‘a girerek sizin için hazırlanan anketi doldurmak olacak. Formu doldurarak Eğitişim‘den bedava eğitim kazanabilir ya da en azından %30 indirimi garanti edebilirsiniz.
Anket sırasında…
Bildiğiniz üzere bir çok satış tekniği var. Bunlardan en önemlisi ise sanırım daha dar bir alanda yeterince verim almak olmalı. Bunun içinde ilk yapmanız gereken herkesi müşteri olarak algılamamak olmalı. Aksi taktirde daha çok zaman kaybedersiniz. Size özel bir pazarda çalışmak içinse; ürünleri ve hedef kitleleri birbirinden ayırıp özel bir pazarlama yöntemi uygulamanız gerekiyor.
Zihninizde canlamnası için gerçekçi bir örnek ile dediklerimizi daha da somutlaştıralım. Şirket olarak önümüzde ki ay satışını yapmanız gereken “ayak bakım ürünleri” var. Şimdi düşünelim. Sizce bu bakım ürünlerine kimin daha çok ihtiyacı olabilir? Tabii ki ayakta çalışan kişiler ilk önce gelir. Peki kimler ayakta sürekli çalışır? Berberlerde ve kuaförlerde çalışan bayanlar ve erkekler. Alanımızı daralttığımıza göre şimdi sadece berber ve kuaförlere yönelik bir çalışma yapabiliriz. Adım adım listeleyelim:
…
Elinize geçen fırsatları gerçekten hakediyor musunuz? Doğduğunuz yeri, aldığınız eğitimi, işinizi? İçinde bulunduğunuz takımınızı, müşteri tabanınızı, markanızı hakettiğinizi düşünüyor musunuz?
Hiç de değil. ?Hak etmek? öylesine yüklü ve anlamlı bir kelimedir ki; çoğumuz elimize geçen harika fırsatları haketmeyiz ya da bizi buralara getiren emeğimiz yeterli değildir haketmek için.
Aslında soru ? Hakediyor musun?? olmamalı. Haketmediğimize göre soru bence şöyle değiştirilmeli ; ? Elde ettiğin şeyin hakkını vermek için ne yapacaksın???
Yer küreyi bir kriz sarıp sarmalamış durumda. Hem de kimsenin inkar edemeyeceği kadar açık bir kriz. Krizi fırsata çevirmenin oldukça zor olduğu bir kriz. Ancak bu kadar karamsar tabloya rağmen hiç bir şey yapmadan bekleyecek halimiz yok.
Durağan ekonomilerde, yapılacak tek şey, değişen şeyleri değiştirmektir. Bu belli bir statükosu olan bir çok pazarlamacı ve finansçı için çok zor bir şey olabilir ancak kesinlikle en iyi seçenek değişimdir.
Sahip olduklarınızdan ve durumunuzdan memnun değilseniz, hangi radikal değişiklikler sahip olmak istediklerinizi elde etmenize yardımcı olacak? Bu soruyu kendi kendinize sormanız gerekecek sanırım.
Tecrübelerimin çok fazla olduğu söylenemez. Ama tavsiyemi şimdi uygulamamalısınız anlamına gelmemeli.
Ben çocukken, Süper Kahramanları ve Amerikan Ligi Adeleti’ni severdim. Bu çizgi romanlar sefil çizgi roman okurları içindi ve bütün süper kahramanların bir klüb evinde bir araya toplandığı, ve tek bir süper kahramanın alt edemeyeceği bazı canavaları birlikte alt eden, eğlenceli ve biraz aptalca hikayeler vardı.
Bu çizgi romanların her bölümünün başlangıcında bir yabancının takımla tanıştığı bir sahne olurdu. Kaçınılmaz olarak, kahramanlar kendilerini tanıştırırdı. Tabi ki, Batman ya da Superman böyle bir tanışmaya ihtiyaçları yoktu, ama daha az güçlü kahramanlar konuşmak ve kendilerini anlatmak zorundalardı.
Örneğin, ? Ben Arı’yım. Benim yeteneğim, uzun mesafeleri kısaltabilir, böceksi kanatlarımla uçar ve ateş enerjimi kullanabilirim.
Bu fotoğraf bir harika. Oldukça basit bir hikaye gibi ve sizde basit bir şekilde okuyabilirsiniz. Konu kitap okumayı seven biri ve kitaba olan bağlılığının oldukça istekliliği. Yani , o adam bazen dünyada bir şeyleri kaçırıyor olabilir, güzel bir kadın gibi.
Bu benim bir yorumum sadece.
Resimde ki hikayeyi tam olarak okuyun, daha iyi bir hale dönüşecektir.
Blogçulukta basit bir hikaye olabilir. Pazarlamacılık basit bir hikaye olabilir. Sanat, din, herşey kendi yollarını böyle basit hikayelerle bulabilirler.
Ne düşünüyorsunuz?
Kaldığımız yerden devam edelim…
51- Kaos sanatı
52- Patronuma sosyal medya hakkında bahsettim
53- Günlük işlerimden kurtulabilir miyim?
54- Ne zaman web alışkanlıklarımızdan kurtulacağız?
55- Favori bloğum çöküşte
56- Ticaret odanıza sosyal medyayı açıklamak
57- Kullandığım benzeri olmayan internet araçları
58- Dünyanın geri kalanı için medyayı düşünmek
59- Twitter çok basit ? Twitter sadece doğru
60- Podcast’in geleceği
61- Video basitleştirir
62- Sevdiğim Facebook uygulamaları
63- Buradasın
64- Blogcu taktikleri ? Nasıl taze tutabilirsin
65- Bir dakika da olsa övünmek istiyorum
Önümüzde ki aylarda bazı toplantılara katılacaksanız, hedeflerinize ulaşabilmeniz için bir “Yapsam iyi olur” listesi size yardımcı olabilir. Ben tabi ki sizin hedeflerinizi bilemem ancak bir grup fikir listesi yapacağım, ve sizin için hangisi yakın ise, hangisi işinize yarayacaksa uygulamanızı tavsiye edeceğim. Sizin de fikirleriniz varsa yorum bölümüne yazabilirsiniz.
1- Bu şekilde başlamak aptalca görünüyor ama, olayın programlamasını kontrol edin. Görmek istediklerinizi işaretleyin. Oturum açıklamasına uygun olarak alakalı ne sorabileceğinizi düşünün, ya da herhangi bir oturumda sizin etkileşiminizin iş değeri ne olabilir karar verin.
2- Katılacağınız program hakkında başklarının fikirlerini öğrenmek için, programı Twitter‘de aratın. Onları takip etmek edebilirsiniz ve ayrıca program hakkında görüş belirtmelerini isteyebilirsiniz. Bu biraz utangaç insanlar için çok iyi olacaktır.