Sadece bir kaç yatırımcı ne satın aldığını biliyordu,coğunun tek bildigi,aldığı şeyin yeni olduğuydu
richard sennett
Ekonomik kriz 20. yüzyilda bir kültür halini almış durumda. Buna sebep ise insanların ne olduğunu bilmeden alıp satması. Son zamanlarda insanların bu alıp sattığı şeylere ekonomistler terim anlam olarak “taşınabilir değerler” diye isimlendiriyor.
Bizim anlamanız gereken ise Türk borsasında aldığımız bir hisse senedini, aynı gün içersinde ister New York borsasında,ister Yokyo ister Madrid borsasında satabilme keyfiyatımız. Aslında “keyfiyat” yerine macera tutkusu ya da dünyanın sonunu getirme çabası da diyebiliriz. Neden? Çünkü;siz ne aldığınızı bilmediğiniz o kağıtlarla oynayıp tomarla para kazanırken, maliyetini dünya ekonomisi ödüyor.
Şimdi diyeceksiniz ki biz özgürce hareket etmeden önce de kriz oluyordu. Evet oluyordu. bu alım satım işlemleri kısıtlıyken 1945-70 yılları arasında dünyada 58 kriz oldu,…
Pazarlama bir hikaye anlatır ve o hikaye yayılır.
Satışda ise durum farklı. Satış kişilere “evet” dedirtmek için doğal bir direncin üstesinden gelmektir.
Artık satış süreci biraz farklı işliyor. Yani isterseniz satış ekibinize daha az para ödeyebilirsiniz. Nasıl mı? Bu işi sizin için yapacak kitleler oluşturmanız gerekiyor. Oluşturacağınız kitlenin kimden oluşacağı aslında çok basit. Kişiler sizin “kullanıcılarınız, fanlarınız ve müşterileriniz.
Kısaca “womm” işi diyorum yani. Artık insanlar insanlar markanız hakkında konuşmaya başladı, hem de deli gibi. Televizyonlara verdiğiniz reklamlar artık izlenmiyor ve ayrıca güvenilir değil. İnsanlar başkalarının fikirlerine önem verir oldu artık. Sizin hakkınızda da birileri konuşuyor. Neden konuşan kişiler sizin satış ekibiniz olmasın ki?
Satış Eğitimimiz hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.
İsim (gerekli)
Telefon (gerekli)
E-posta (gerekli)
Konu
İleti
…
Eğer piyasa sizden bahsetmiyorsa bir sebebi vardır.
Eğer insanlar sizin ürünlerinizi, hizmetlerinizi, nedeninizi,hareket ve kariyerinizi tartışmıyorsa, bir sebebi vardır.
Sebep ise sıkıcı olmanızdır. Ve belki de bilerek sıkıcı oluyorsunuzdur. Sıkıcı bir fiyatlamanız vardır çünkü bu güvenlidir. Sıkıcı bir yeriniz vardır çünkü aksi takdirde çılgın olmanız gerekir. Sıkıcı ürünler üretirsiniz çünkü bu piyasanın istediğidir. Peki ya sıkıcı personel? Onlar ise mükemmel niteliktedirler.
Şuraya varmak istiyorum. Ücretsiz bir şekilde eğlenceye ulaşamazsınız.Yani maliyetten kaçmak için sıkıcı olursunuz. Çünkü müşteriyi eğlendirmek dikkate değer bir maliyet, zaman, para ve efor gerekir. Ama pek çoğundan öte süreklilik maliyeti gerekir. Bu da canınızı sıkacak türden birşey değil mi?
Pazarlama Eğitimlerimiz hakkında bilgi almak isterseniz formu doldurabilirsiniz.
İsim (gerekli)
Telefon (gerekli)
E-posta (gerekli)
Konu
İleti
?kara para aklama? deyimi dünya literatürüne 70?li yıllarda yaşanan Watergate skandalıyla girmiştir. İsim babasıysa ünlü Amerikan mafya babası Al Capone?dur. Sözlük anlamı ise; yasadışı yöntemlerle elde edilen her türlü gelirin yasal ekonomik değerlere dönüştürülmesi anlamına gelir.
Geçenlerde Uluslararası Çalışma Örgütü?nün verilerini incelemiştim. Züğürt olduğum için çenem yorulmuştu. Çünkü rakamlar korkunçtu. Mesela insan ticareti yapanlar yıllık 45 milyar dolarlık bir toplam gelire sahip. Uyuşturucu daha karlı. O da 600 milyar ile 1 trilyon arası para getiriyor. Silah kaçakçılığı falan hepsi eklendiğinde 1,5 trilyon para karalanıyor ve temizlenmesi gerekiyor. Ülkemizdeyse ancak 50 milyar dolar para kara para oluyor her yıl.
Peki para nasıl aklanıyor? Biraz karmaşık süreç bu durum ama 3 vakte kadar temizleyebiliriz. Amaç parayı yurtdışına çıkarmak. Sırf parasını aklamak için dış ticaret uzmanı,bankacı hatta eski merkez bankası başkanlarını kiralayanlar…
Ekonominin karmaşık bir yapı olduğu gün gibi ortada. İşte bu yapının içindeki karmaşık ekonomik ilişkilerinin en önemli sorunu ?çevresel atıkların? ekonomiye kazandırılması. Malesef biz sanayileştikçe üretim yükselen bir ivme ile artıyor ve üretim fazlası metaların ekonomiye kazandırılması başlı başına bir problem oluyor.
Geçenlerde Alman Yerbilimi Örgütü?nün yaptığı bir araştırmanın sonucu yüreğimi burkmuştu. Rapora göre çinkonun 20 yıl, kurşunun 22 yıl, bakırın 28 yıl, petrolün 40 yıl, doğalgazın 60 yıl, kromun ise 127 yıllık ömürleri kalmış. yani ha tükendi ha tükenecekler. Alarm alarm!!!
Neyse olan olmuş şu ana kadar. Miting ya da eylem yapmaktan öte bilinçlenmenin vakti gelmiştir ahali! Cam, kağıt, alüminyum,plastik, piller, motor yağı, akümülatörler,beton, organik atıkların geri dönüştürülmesi hayati bir önem taşıyor.
İçinizi kararttıktan sonra makalemin iyi kısmına geleyim.
Küresel ısınma dünya kamuoyunda ilk kez bu kadar gündemde ve popüler. Türkiye?de de bu…
Erkeklerin hamilelik hakkında kadınlar kadar fikir sahibi olmadığı aşikar.
Ve birçok insanın, günlük yemeğe sadece 3 TL ayırmak, ya da bir jete 4.000.000 dolar harcamak nasıl bir şey olduğuna dair bir fikri yok. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Mesela büyük bir şehirde kaybolmak nasıl bir his, ya da 4 ev sahibi olmanın nasıl bir durum olduğuna dair hiç bir fikrimiz yok.
Pazarlamacılar, uzmanlar, yazarlar, bloggerlar ve patronların empati kurabilmek gibi bir iddaaları vardır, ama asla başaramazlar. Emin olun, empati kurmayı deneyebiliriz, ipuçlarımuz olabilir hatta ipuçlarına duyarlı olabiliriz ama hayır, gerçekten insanların hislerini bilemeyiz.
Birisinin nasıl hissettiği hakkında emin olmak ya da onları neyin motive edeceğini iddaa etmek bence çok aptalca. Bu yüzden asla birisinin neden birşeyi seçtiğini bildiğinizi beyan etmeyin, ya da birisinin bundan sonraki adımı ne olacak ve sebebi şudur diye…
Bir çok insan pizzalarını ya evine ya da ofislerine söyler. Bu dağıtım alanını genişletmeyi düşünen Hollanda’da ki Domino’s Pizza son zamanlarda parklarda ve sahillerde beyaz kapılar yerleştiriyor.
Domino’s kapı dağıtım noktalarında ilk göze çarpan şirketin telefon numarası, bunun yanı sıra dağıtıcı çocuğun geldiğini haber verebilmesi için kapı zili. Hollandalı pazarlama direktörü Andre ten Wolde bu yaptıklarını, “Müşterilerinin artık istedikleri yere; sahilde, botta ya da parkta, nereye isterlerse siparişlerini verebilecekleri” şeklinde açıkladı.
Yaz mevsiminde Amsterdam’da ki sahil kalabalığı ve ülkeye akın yapan öğrencileri hedefleyen kampanya yaratıcı ajans Indie Amsterdam tarafından geliştirilmiş ve görselin söyleme karşı olan gücünü gösteren güzel bir örnek.
Kampanyanın olumlu bir sonuç vermesi halinde, ilerleyen yaz sezonlarında kendi sahillerimizde de beyaz Dominos kapıları görürsek şaşmayalım.
Website: www.dominos.nl
Contact: www.dominos.nl/Corporate/contact
Yazının orjinal halini görmek için tıklayınız.
Reklamcılık Eğitimimiz hakkında bilgi…
İnsanlar neden deli gibi sosyal ağları ziyaret ediyor? Bu online sosyal siteleri tercih etme sebepleri neler?
Gibi sebepler ilk akla gelenler. Siz de biliyorsunuzki bu dediklerimden hiç biri yeni değil, ama dijital dünyada, hepsi hala daha manyetik konumda.
Hemen basit bir düşünce deneyiyle dediklerimi ispatlamak gerekirse; Twitter’ın neden bu kadar taze ve sıcak olduğuna bakalım. Sayğıdım beş özelliğe dikkat ediniz lütfen. 5 özelliğide anında kapsadığını gördünüz değil mi?
Allah kimseyi parasız bırakmasın. Hele hele öğrenciyseniz hiç ama hiç bırakmasın. Amin. Malumunuz ben de bir öğrenciyim. Baba parası yememek, onlara masraf olmamak için didinip duran binlerce öğrenciden sadece birisiyim. Hamdolsun ben Hababam Sınıfı?nda ki 317 Şeref gibi bir yandan bir işte çalışıp, geceleri de sokak lambasının altında ders çalışıp uyuyacak kadar sefalet içinde değilim. (Bu arada okurken çalışmak sefaletlik değil, zira ben de çalışıyorum.) Lakin gel gör ki, günlerdir önünden geçtiğim vitrinde ki gömleği, ihtiyacım olmadığı halde alamamak beni çok üzüyor. Ne kadar mantıksız davranıyorum değil mi? Yani üzülerek mantıksızlık yapıyorum.
Günümüz insanına tipik bir örneğim işte ben de. Alışveriş yapamamak, her istediğini alamamak, vitrinleri bakarak ah çekmek ne yazık ki mutsuzluğa sebep olabiliyor. Ne kadar kendime zarar verdiğimin inanın farkında değilim. Egom…
Yürürken ilk kez müzik dinleyebildiğim günü adım gibi hatırlarım. Walkmenimi vücuduma güzelcene yerleştirirken, annem ?Oğlum çıkar onu, yolda araba gelecek korna sesini duymayıp ,altında ezilip gideceksin! ? demişti.Tedirginliğini belirtirken ne kadar da rahattı. Annemin uyarısına kulak asmayıp çıkarmadım kulaklıklarımı tabiki de. Lise yıllarımın başında bir bilgi yarışmasında birinci olarak kazanmıştım ben o sony walkmeni ve daha gösterip hava atman gereken on yüz bin tane arkadaşım vardı. “Hiç bir güç bana çıkarttıramazdı walkmenimi” derken şimdi walkmenimin yerini ipodum aldı. Yani bazı güçler vardı beni walkmenimden ayıracak. Şimdilerde yeni yeni adlandırabiliyorum bu gücü: Pazarlama hatası!
Peki ne olmuştu da gençliğin vazgeçilmezi olan Sony Walkmen, şimdilerde yok denecek kadar az bir pazar payına sahip olmuştu. Geleceğin müzik tekeli olucak denen Sony, şimdiler de müzik piyasında can çekişir hale nasıl geldi ? İşte bu…